29 Aralık 2014 Pazartesi

tek tek:))

Tek tek, döküldü dişlerim tek tek
Tek tek, sızlıyor dişlerim tek tek
Tek tek bıraktılar beni tek



Birde yarimin hasreti yüreğime oldu ek 
Şu bitmeyen dertlerim ile tek başımayım ben tek 
Birde yavrumun hasreti yüreğime oldu ek 
Şu bitmeyen dertlerim ile tek başımayım ben tek 


Tek tek uçtu çene dişlerim tek tek
Tek tek terk etti tüm dişlerim tek tek
Tek tek bıraktılar beni tek
Birde yarimin hasreti yüreğime oldu ek


Tek tek çaldım dişçi kapısını tek tek 
Tek tek tanıdım hepsini tek tek
Tek tek bıraktılar beni tek

27 Aralık 2014 Cumartesi

exe.ler savaşı:))

Yüce Mevla'm,
İster bitki,
İster hayvan,
İster insan olsun,
Anne karnında ya da toprakta iken
Kendi exe.sini ROM(silinemez hafıza) yerleştirir.
Bu son derece samimi bir exe.dir ve üzerine iki kere tıklayınca
Çalışmaya başlar.
Ve tüm canlılarda,
Yüce Mevla'm,
O exe.ye nasıl bir yazılım yazdı ise
O aynen çalışır.
Kainat kurulalı kaç yıl oldu, o exe.ler ne bozulur,
Ne de virüs kapar.
Bu da Allah'ın büyüklüğü.
Bunu yapan Yüce Mevla'm,
Hem bitkilere,
Hem de hayvanlara kullara hizmet edin demiş iken
Bize paşa gönlünüz bilir, demiştir.
Çünkü
Bize AKIL vermiştir.
Bazı uyanıklar,
ROM'a değil de RAM'e exe.ler yerleştirirler.
Ve başlarlar seni kullanmaya.
O'na hizmet edersin ama sen zannedersin ki
Allah'a hizmet ediyorsun.
Papağan gibi O ne yükledi ise
O'nun dediklerini söylersin.
Yani
Uzun lafın kısası;
Sizi kullanacak exe.lerin yüklenmesine müsaade etmeyin.
Yüklendi ise
Silin.
Kendi exe.lerinizi oluşturun.
Kendiniz olun:))

26 Kasım 2014 Çarşamba

demedim:))

Koskoca adam.
Önemli de bir mevkide.
Kalkıyor bir açıklama yapıyor;
Evlere şenlik.
İnsanın aklına seni oraya kim yerleştirdi?
O nasıl bir açıklama diyesi geliyor.
Ama
Bu Koca adamdan anında bir açıklama.
Sözlerim yanlış anlaşıldı.
Ya Kardeşim,
Söylediklerin BAL gibi ortada.
Neresini yanlış anladık.
Nasıl bir karakter?
Seni yetiştiren ana-babaya,
Öğretmenlere,
Bu hale getirenlere,
Ablan kurban olur, valla:))

24 Kasım 2014 Pazartesi

kutlamalar:))

Öğretmenler günü,
Söylenen sözler ve
Öğretmenlerin durumu ortada.
Analar günü,
Söylenen sözler,
Ve durumları ortada.
Babalar günü;
Söylenen yakışıklı sözler,
Ve durum ortada.
En iyisi;
Adli yıl konuşmasını kaldırdınız ya
Hepsini kaldırın da
Kendi kendimize,
Yalancı olmayalım:))

22 Kasım 2014 Cumartesi

demagoji:))

Arkadaşlar önce,
İleri dediler,
Usta dediler,
Dünya Lideri,
Asrın Lideri,
Şimdi de YENİ diyorlar.
Yarın bir gün bir başka kelime.
Yani sürekli kulağa hoş gelen kelimeler...
Hiç ihtiyaç yok iken,
Bu tür kelimeleri kim gündeme getirir:))
Neden getirir:))

Ormanın Kralı:))

Allah,
Aslan'ı Kral yaratmış,
O da
Kral.
Ki Ormanda,
Sayısız hayvan türü var.
İçlerinde güdülen hayvanlar,
Güdülemeyen hayvanlar var.
Güdülen hayvan deyince;
Akla, koyun-kuzu gelir.
Koyun-kuzu da çobansız olmaz.
Çobanın salatası olur,
Kavalı,
Çıkını,
Kalpağı,
Çoban köpekleri de
Kurtlar için gerekli.
Bu düzende,
Çoban;
Ormanın Kralı olabilir mi:))
Olur ise
Aslan yattığı yerden belli olur, der.
Saraylar yaptırır.
Mercedes alır,
Uçaklar,
Daha neler, neler...
Soranlara da şöyle der;
Ben Ormanın Kralıyım:))

18 Kasım 2014 Salı

sinsilik ve devre arkadaşlığı:))

Bir ideoloji sana,
Kendini sakın belli etme diyebilir.
Çünkü sen;
Şemsi BELLİ değilsin.
Hatta,
Kendini olduğundan FARKLI göster de diyebilir.
Çünkü sen;
FARK atmalısın, rakiplerine.
Ya da
Her ortama UY diyebilir.
Çünkü sen;
UYLUK kemiği değilsin.

Bunlara benim itirazım yok.
Tanımadığım birileri bana;
Kumpas kurabilir.
Hatta,
Fare yakalar gibi tuzaklar da kurabilir.
Kızarım ama tanımıyorum.

Ama
Sayın Devrem,
Senin hakkın yok,
Olamaz da
Çünkü
Seninle,
Çok küçük yaşlarda,
Beraber uyuduk,
Beraber horlaştık.
Aynı tuvaletleri,
Hamamları kullandık.
Aynı masada kahvaltı yaptık,
Öğle yemeği yedik,
Akşamları dertleştik.
Tavladığımız kızları anlattık.
Acılarımızı, kederlerimizi, dertlerimizi paylaştık.
Bazen ben beş parasız,
Bazen sen.
Paralarımıza ortak olduk.
Çay kuyruklarında az mı bekleştik?
Derslere girdik,
Çıktık,
Sınavlarda kopya çektik.
Okul takımında beraber oynadık.
Tatile gittik,
Hemen birbirimizi özledik.
Menteş'te az sürünmedik.
Yalova'da geceleri kaçtık,
Meyve çaldık.
Bu kadar yaşanmazlıktan sonra,
Ne ben sana,
Ne de sen bana,
Sinsilik yapamazsın.

Ama sinsi olma hakkın olabilir.
Sinsi olmak başka,
Bunu eyleme sokmak başka.
Çünkü
Bana sinsilik yapar isen,
Hem
İnsanlığını kaybetmişsindir,
Hem de
Hayvan ya da bitki de değilsin.

12 Kasım 2014 Çarşamba

söylemiyor:))

Adam,
Tuttuğu takımı söylüyor.
İçtiği çorbayı,
Giydiği ayakkabıyı...
Her şeyi söylüyor.
Siyasete gelince;
Ne olduğu öyle belli ki
Sen necisin,
Kardeşim, deyince,
Asla söylemiyor:))

ilk defa kim dedi:))

Ayı'ya ilk defa kim Ayı dedi de
Bizler şimdi hiç düşünmeden Ayı diyoruz.
Çakala ilk defa kim çakal dedi de
Şimdi bizler hiç düşünmeden
Çakal diyoruz.
Tilki de aynı şekilde,
Deve de
Manda da
Öküz de
Sığır da.
Dünya Lideri ilk defa kim dedi de
Bizler de hiç düşünmeden,
Dünya Lideri diyoruz:))

5 Kasım 2014 Çarşamba

Cemaatler

Allah'ın en değerli hediyesi;
Beyin ve Akıl.
Düşünmeyi severim,
Mizahı severim,
Düşünce sınırlarını zorlamayı severim.
Buna inanan birisi olarak;
Cemaatlerle işim olmaz.
Ama bu Cemaat olayı da bir gerçek.
Sosyolojik olgu.
Bizdeki Cemaatlere gelince;
Ha varlar,
Ha yoklar.
Bir gerçek var ki
Varlar.
Ama sorunca;
Yoklar.
Benim bildiğim Cemaatin işi dindir.
Ve din olmalıdır.
Ama bizdekilerin asıl işi;
Siyaset.
Ülkeyi yönetmek.
Sorduğun zaman;
Yok böyle bir şey.
Valla,
Bir şeyin olması için çıkacaksın ortaya,
Diyeceksin ki
Kardeşim.
Ben buyum.
Bunları bunları yapmak istiyorum.
Bu şekilde bana,
Çok ilginç geliyor,
Ve şüphe uyandırıyor.




14 Ekim 2014 Salı

soyadlar:))

Adamın soyadı;
Kütük ama hiç kütük birine benzemiyor.
Yumuşak ama hayatımda gördüğüm en sert erkek.
Üzmez ama sürekli üzüyor.
Kıran ama şimdiye kadar kimseyi kırdığını görmedim.
Türk ama Kürdüm diyor, başka bir şey demiyor.
Güreş ama hayatında hiç güreşmemiş.
Erdoğan ama kendini Paşa zannediyor.
Yani diyeceğim;
Ya birileri karakterinin tam tersi.
Ya da
Vaziyet çakılmasın diye konulmuş:))

13 Ekim 2014 Pazartesi

sloganlar:))

Bir şeyi eskiye göre berbat edeceksen,
İleri diyeceksin.
Ya da
Yeni,
Olmadı,
Çağdaş Medeniyet seviyesi...

Herkes eskiden daha iyi idi derken,
Sen yeni sloganlar bulup üretmeye,
Bunlarla,
Milletin beynini yıkamaya,
Meşgul etmeye devam edeceksin.
Bir gün -A- dediğine,
Ertesi gün
-B-
Rüzgar gülü gibi fır fır döneceksin.
Hallederiz Kadir gibi
Kendin bit pazarında yetişmiş iken
Saraylar çok cazip.
Çingeneyi Padişah,
İlk Babasını öpmüş.
Durmak yok,
Kendinin bile inanmadığı
Sloganlara devam.

akıl:))

Ey Allah'ım,
İnsanoğluna akıl verdin.
O akıl ile bazen o kadar olumlu
Bazen de o kadar olumsuz işler yapıyor.
Mesela;
Atom Bombası.
Uçak,
İnternet,
Ameliyatlar...
Protez.
Dişçilik.
Buluşlar,
İcatlar.
Facebook, Twitter, Youtube...
Tüm bunları görünce
Acaba ne düşünüyorsun kulların hakkında?

terör örgütü:))

Ne demişti Atatürk;
''Cumhuriyet, tekke-zaviye, hacı, hoca, rejimi olmayacak''
Daha düne kadar,
Beraber yürüdük biz bu yollarda diyor, başka bir şey demiyor idiniz.
İkiniz de
Tekke-zaviye, Hacı, Hoca kültürü ile yetişmiştiniz ve en çok ta
Atatürk'ün bu özdeyişine gıcıktınız.
Cumhur dindar olacak diyordunuz, oldu da
Mevlana'nın deyimi ile aranıza kemik atılınca,
Kanlı bıçaklı oldunuz.
Şimdi bir taraf ne diyor?
Atatürk'ün dediğini;
''Cumhuriyet, tekke-zaviye, hacı-hoca rejimi olmayacak''
Ama hala sevmiyorsunuz, Atatürk'ü.
Çünkü bu sizin iradeniz dışında din kullanılarak beyninize nakış gibi işlendi.
Ne reset ne de format.
ROM hafıza.
Cant be deleted.
Şimdi
Sadece başını kapatan Hanım Kardeşim,
Ben belki görmem ama
Laik bir Devlet özelliğini kaybedince,
İlk üf sen diyeceksin.
Hala Atatürk'ü sevmeyecek ama
O'nun Laik bir Devlet demesinden ne dediğini anlıyacaksın:))

11 Ekim 2014 Cumartesi

Ey Allah'ım

Ey Allah'ım,
Biz kulların için başta hava, su, olmak üzere,
Akla hayale neler yarattın, neler?
Mesela;
Çipura.
Ya da
Ayva.
Kaz, ördek, bıldırcın kuşu ve yumurtası.
Domates, biber, patlıcan...
Say say bitmez.
Kulların bunları yer ya da içerken
Kimi leziz der,
Kimi aman hiç lezzetli değil.
Kullarına maddi/manevi bu kadar imkan sağlamış olan
Yüce Rabbim,
Hiç bu meyve ya da sebzelerin tadına baktın mı?

2 Ekim 2014 Perşembe

devre arkadaşlığı sadece mezar ziyaretleri midir?

Kuleli'de sıra arkadaşımdı.
Yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmezdi.
KHO'da sınıflarımız ayrıldı.
Eskisi kadar görüşemez olduk.
Evlendi, koşarak gittik, ziyaretine.
Karşılığı gelmedi.
Bir gün Ankara'ya gelmiş.
Toplantıda karşılaştık,
Halbuki ben,
İstanbul'a gitsem ilk arayacağım kişi O idi.

Diğeri ise,
O'nun memleketinde oturuyorum.
Bırakın hal hatır sormayı,
Bir gün olup gelip çayımı içmedi.
Zaman zaman yolda karşılaştığımız da oluyor ama
Görmüyoruz birbirimizi:))

İkisi ile de asla bir sürtüşme ve tartışma olmadı.
Aramızda olsa olsa
İdeolojik farklılık olur diye düşünüyorum.
Bu konuda,
Tek yumurta ikizlerini bile farklı yaratmış olan ,
Yüce Mevla'm bile vermiş mesajı;
AYNI olmamak.

Kim erken gider elbet bu Allah'ın takdiri.
Yaşarken görüşmeyen devrelerin,
Öldükten sonra,
Sadece ölüm günlerinde,
Mezar başında ziyaretleri,
Sizce ilginç değil mi?

14 Eylül 2014 Pazar

sıra ile

Aynı sıraları paylaştık.
Sınavlar aynı anda,
Sözlüler aynı anda,
Kamplar aynı anda,
Sömestr tatili ve yaz tatilleri aynı anda.
Aynı anda sınıfları geçtik.
Aynı anda rütbeler takıldı,
Kuralar aynı anda çekildi.
Sonra birden sıraya bindi.
Evlenenler,
Çocuklar,
Ölenler,
Evladım şuradan mezun oldu demeler,
İlk torunlar...
Annem ile Babam maalesef rahmetli oldu demeler...
Yine aynı şeyler ama bir farkla;
Sıra ile.

26 Ağustos 2014 Salı

istifa:))

Olmayacak olaylar oluyor,
Kimse istifa etmiyor.
300 madenci öldü kimsenin umurunda değil.
Sanki Japon yapıştırıcı ile tutturulmuşlar makama
Yolsuzluk ayyuka çıktı,
Ayıp olmasın diye
Gündemden düşürmek için dördü,
O da kerhen.
İstifa etmeyi gerektirecek o kadar olay oldu ki
Bu müessese sağlıklı işlese,
Bir kişi kalmazdı, yerinde.
Şimdi yeni kabine.
Hepsi birden.
Demek oluyor ki
Arkadaş biz istifa etmeyiz,
Ancak ettiriliz o da Kabine kuruluşunda:))

12 Ağustos 2014 Salı

ikinci:))

Bizim Yalaka,
İkinci Atatürk demiş.
Bak değerli Kardeşim Yalaka,
İkinci Niçe çıkmaz,
Göte'de.
İkinci Zeki Müren,
Tatlıses çıkmaz.
Itri,
Dede Efendi,
Yıldırım Gürses,
Emel Sayın, çıkmaz...
Neden çıkmaz?
Çünkü
Allah kullarını öyle yaratmış ki Yalaka
Tek yumurta ikizlerinin bile parmak izleri birbirine benzemiyor.
O nedenle,
Biri suç işlediğinde parmak izi devreye giriyor.
Benzer çıkar ama asıllarını yaşatmaktan başka hiç bir şey gelmez ellerinden.
Ama
Senin gibi
Sana benzer,
O kadar kişi çıkmıştır ki
Ne kadar yalarsan, yala,
Bitmez bu dondurma:))

8 Ağustos 2014 Cuma

kültür:((

Batılı desen batılı değil,
Doğulu desen doğulu değil.
Şey gibi arada kalmış.
Ağzında çekirdek, kabukları yere,
Temizlik imandan gelirlerle büyümüş pis mi pis,
Ağzında din, davranışlarında ahlaksızlık,
Kornaya basmasa, kahrından ölür,
Önüne çıkan canlının üzerine üzerine sürer,
En küçük bir olayda kavga etmeye hazır,
Birazdan pis bırakacağı tuvalete girdiğinde, kim pis bırakmış ise Ona küfür eder,
Sen nereye biz oraya
Ya da
Öl de, ölelim ile politik tavrını belli eder,
Yasak yerde sigara içer,
Başını örter, kıçı açık,
''Ankara'nın bağları, büklüm büklüm yolları''ndan başka oyun havası ile eğlenemez,
Cuma'ya gittin mi derken kendisi her türlü üçkağıt peşinde,
Olur olmadık yerde mangal yakan,
Yasak yerde suya giren,
Olmadık yerde aracı ile akrobasi yapmaya kalkan,
Daha yeşil ışık yanmadan, arkandan hadi hareket et diye korna çalan,
Eline aldığı cep telefonu ile selfie çekeceğim derken ölen,
...
Say say bitmiyor,
Bu kültür kime ait?



sıra:((

Allah biz kullarına sıra ile nefes veriyor.
Vakit gelince de sıra ile son nefesi kesiyor.
Biz salak kulları,
Doğum ve ölüm gibi  maddi şeyleri görünce sıra ile diyoruz.
Halbuki bir de göremediğimiz manevi sıra var.
Ah keşke maddi gibi bu manevi sırayı da görebilsek.
Aslında bu konuda çok güzel atasözleri de var:
Ne ekersen onu biçersin.
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
Ama bizler maddi sıradan bile ders çıkarmakta zorlanırken,
Hiç görünmeyen manevi sıralardan nasıl ders alacağız?
Başa geldikçe ama yine de
Aklınıza sıra gelmeyecek.

2 Ağustos 2014 Cumartesi

AM ile FM:))

Efendim,
Tüm buluşlar ilhamı doğadan alır.
Malumunuz telsizler ikiye ayrılır:
AM(Amplitude Modulation)
Türkçesi Genlik Modülasyonu, GM diye kısaltması da vardır ama uluslararası camia hiç utanmadan -AM-ı kullanır.

Diğeri;
FM(Frequency Modulation)FM diye adlandırılır biz de kısaca FM deriz ve FM radyoları çok severiz.
Kullandığımız cep telefonları mesela;
FM'dir.
AM ve FM geçen modülasyon aslında dilimize; kafa yapısı diye geçmiştir.
Birisi ile anlaşamadığımız zaman şöyle deriz;
Kafa yapımız uyuşmuyor.
FM ise frekanslarımız tutmuyor.
İzdivaç programlarında ise sinyal alamıyorum.
Yani demem o ki
Aynı anda,
Modülasyon, Frekans AYNI olmadıkça ve birbirlerinden sinyal almadıkça görüşme olmaz.
Şimdi gelelim AM ile FM nerede kullanılır;
AM;
Stratejiktir haberleşmelerde kullanılır,
Kıtalar arası görüşür.
Derinliği çok fazladır,
Troposferik tabakada kırılır ve yer yüzüne doğru saçılır.
Hava şartlarından etkilenir.
Anten dalga boyu ayarı çok önemlidir.
Göndermede, geriye yansıyan dalgalar, cihaza zarar verir.
Gönderme esnasında çok yakınında bulunur isen tehlikelidir.
Alt ve üst kenar dudakları vardır.
Çok güçlüdür.
Son zamanlarda boyu gittikçe küçülmekte, büyüklere AM, küçüklere ise AM'cık denmektedir.

FM;
Direk dalga ile görüşür.
Görüş hattı kadar mesafesi vardır.
Araya engel girer ise görüşmez.
AM'e göre cihazları küçüktür.
Dalga boyu frekans yükseldikçe, küçülür.(L=1/F)
Gücü oldukça düşük olabilir.


http://www.megepbilisim.com/moduller_2012/Haberle%C5%9Fme%20Teknikleri.pdf





25 Temmuz 2014 Cuma

devre arkadaşlığı:))

Değerli Devre,Mesai,Mahalle, Sokak Arkadaşlarım;
Hiç kimse Anasını ve babasını seçemiyor.
Köklerimiz ve genetik yapımız Ana-Babadan geliyor.
Yüce Mevlam öyle bir düzen kurmuş ki
Aynı yumurta ikizlerinin bile AYNI olmasını istemiyor.
Ve tüm insanlara ,hayvanlara ve bitkilere,
ROM hafıza yüklüyor.
Doğar doğmaz ağlamak ve hemen anne sütüne yönelmek gibi.
Bilahare biz insanlar, RAM ile hayvanlar ve bitkilerden ayrılıyoruz.
Neden?
Çünkü
Yüce Mevlam kullarını AYNI istemiyor.
FARKLILIK esas.
Bitkiler tamamen ROM iken,
Hayvanlar sınırlı RAM ile hareket eder iken
Biz insanlar, sınırsız RAM ile düşünüyoruz.
Genelde insanın anne ve babası ne ise
Nerede doğar ise doğsun,
Başta dini olmak üzere,
Ahlak ve örf adetlerini ailesinden alır.
Bilahare mahalle çevresi, okul ve arkadaşları devreye gider.
Kendisi de merak eder ise okur ve araştırmaya devam ederek kendini geliştirir.
Hepimiz bebek iken
O kadar SAF ve temiz idik.
Bilahare maalesef bazılarımız sinsileşmeye başladık.
Ben diyorum ki
Ne olur isek olalım,
Devre arkadaşlığı, okul, mahalle ya da dost kavramı hatırına,
Sinsileştik ise
Bari bu arkadaşlara -pasif-kalalım.
Bilinçli ya da dolaylı sinsiliğin içinde yer alıp
Rahmetli Zeki Müren şarkısında olduğu gibi
''Dost bildiklerim''i söylettirmeyelim.
Brütüs;
Kral, devre arkadaşım olmuş olsa idi,
Sen de mi Brütüs demez idi:))


4 Temmuz 2014 Cuma

sinsiliğin tanımı:))

Hiç kimse ben hırsızım demez ve bu kişinin alnında da yazılı değildir.
Yakalandığında da genelde inkar edilir.
Ki son zamanlarda
Çalsın ama iş yapsın diyen bir toplumda,
Hırsızı tam iş üzerinde yakaladığınızda,
Ne yapıyorsun, ulan sen burada dediğinizde;
İşimi yapıyorum ama diyebilir.

Zina da bile Kuran dört şahit diyor.
Yorumları aşağıdaki linkte;
http://www.kuranmeali.org/4/nisa_suresi/15.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Fahişe'ye kimse sen fahişesin diyemez.
Suçtur.
Sorulur ise
O, söyler.

Cinsel tercihi farklı olan hiç kimse aleni,
Ben buyum demez.
İcraat esnasında belli olur.

Kocasını suç üstü yakalayan bir kadına da eşi;
Karıcığım;
Akrep kaçmış onu çıkarttırıyorum der mi der:))

Hal böyle iken
Kim bu sinsiler?
Şimdiye kadar tek kişinin ben sinsiyim dediğini duymadım.
Madem öyle
Aha Buraya Yazıyorum,
Ben sinsiyim arkadaş.

Söyleyemeyenlere gelince;
Bir kendisi,
Bir Allah bilir.
Yüzüne söyler isen
Sen paranoyak olmuşsun,
Bir zahmet doktora gidiver, der:))

30 Haziran 2014 Pazartesi

Din:((

Kişi anne ve babasını seçemez.
Bu düzeni kuran;
İnananlar için
Allah.
İnanmayanlara da saygı duymak lazım.
Bir gerçek var ki
İstisna hariç
Hepimiz için ana ve baba çok önemlidir.
Ana sadece dili öğretmez,
Gözünü kırpmaz, bakacak diye.
Baba sadece para kazanmaz,
Özellikle kızların ilk aşklarıdır, babaları.
Yani demem o ki
Anan ve Baban ne ise
Armudun dibine düşmesi gibi
Sen de Onlara benzersin.
Onlar gibi davranış ve düşünce içine girersin.
Senin minnet borcun,
Onlar da gerekir ise hakkını helal etmezler sana.
Ana ve Baban
Yahudi ise Yahudi,
Hristiyan ise Hristiyan,
Müslüman ise Müslüman olursun.
Bu üç ana dinin alt mezhepleri ise saymakla bitmez.
Herkes inancını öyle savunuyor ki
Sanki herkesin o inanca ait Yaradanı var.
İnananlar için Yaradan tekdir.
O halde,
Bu savunmalar niye?

4 Haziran 2014 Çarşamba

iki şeyin arasında:))

Memleketimiz ile şöyle övünürüz;
İki Kıt'a arasında.
Avrupa ve Asya.
Kalbimiz de iki kolumuz arasında.
Akciğerler de.
İki göz arasında burun,
İki kulak arasında, kelle,
İki dudak arasında ağız.
Penis ile Vajina da iki bacak arasında.
Acaba,
İki şeyin arasında olmakla,
Övünmek mi?
Dövünmek mi lazım:))

29 Mayıs 2014 Perşembe

örtü

Askeri terim olarak,
Örtü; düşmanın hem ateşinden hem de gözünden saklar.
Gizlenme ise sadece gözünden.
Kuran'da ise
http://kuranda.blogcu.com/iste-ortunme-ayetleri/2982047
Yani konu;
Şekil-A değil.
Yoruma kalıyor.
Ki askerde, sağdan say dersin,
Bazen heyecan,
Bazen dikkatsizlik,
Bazen de sağır-duymaz uydurur,
Askerler o kadar yakın iken bile şaşıranlar olabiliyor.
Buna benzer oyunda vardır.
Sen bir şey söylersin,
Herkes birbirine iletirken en son cümle herkesi güldürür.
Gelelim örtünmeye;
Kesin bir şekil yok iken,
Bazıları nasıl oluyor da askeri üniforma gibi şekle sokuyor?
Allah, tek yumurta ikizlerini bile farklı yaratır iken
Nasıl oluyor da
Üniforma gibi herkes aynı şekilde giyiniyor.
İnanca göre,
Bir gün kıyamet kopacak ve hesaplaşma yaşanacak.
İnsanları bilinçli ya da bilinçsiz şekilde kalıplara sokanlara,
Yüce Mevla'm,derse ki;
Bu konuda,
Beni yanlış yorumladınız,
Neden kullarımı,
Güneşimden mahrum bıraktınız?


7 Mayıs 2014 Çarşamba

kablosuz hortumcu:))

Hortumçular ikiye ayrılır;
Kablolu,
Kablosuz.
Kablolu Hortumcu, hortumunu gösterir.
Kablosuz ise mümkün değil.
Herhangi bir zamanda,
Hiç umulmadık bir şekilde,
Menfaate kaynak olur.
Sizin ruhunuz bile duymaz.
Bu, haberiniz olmadan kablosuz modeme giriş yapan
Ve sizin internet hizmetinizden faydalanan,
Yan komşuya benzer.
Hem internet bağlantısını kullanır,
Hem de sizin üzerinizden ne kadar yasal olmayan işlem var ise hepsini yapar.
Sonra bir gün fark edersiniz ki
Kablosuz Hortumcu size dadanmış.
İçinizden, keşke müsaade alsa idi, ben zaten izin verirdim diyeceksiniz.
Ardından,
Kapınızı çalmalar başlar.
Sizin modemden şu yasal olmayan işlemler yapılmış.
Banka hesapları boşalmıştır,
Kişiler dolandırılmış.
Şunlara tehdit mesajları gönderilmiş.
Uygun olmayan sitelere girilmiş.
Ne diyelim?
Her şey kablosuz olmaya başlayınca,
Hortumcular durur mu?

1 Mayıs 2014 Perşembe

demokrasi;))

Bize,
Yaz gelir,
Kış gelir.
Sıcak gelir,
Soğuk gelir.
Yağmur gelir,
Bulut gelir.
Don gelir,
Buz gelir.
Kar gelir,
Güneş gelir.
O gelir,
Bu gelir.
Şu gelir,
Gelmeyecek tek şey;
Demokrasidir:))

29 Nisan 2014 Salı

Müzik:))

Vodafone FreeZone 17. Liselerarası Müzik Yarışması

Tüm eserleri tek tek dinledim.
Müzik otoritesi değilim ama bende oluşan kanaatler;
Birinci seçilen parça hala tüylerimi diken diken yapıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=u01JfyY9LfM

Bu tür yarışmalara hiç aralık vermeden yapmak lazım.
Sponsor olacaksanız, en hayırlı sponsorluk, bu.
Atatürk'ün dediği gibi;
Ümidim Gençlikte.
Ne yetenekler var, ama ne...
Çok yakında bunları görmeye, dinlemeye hazır olun.
Şimdiki özenerek dinlediğiniz pek çok şarkıcı böyle bir süreçten geçerek geldi.
Sadece en iyi solist çıkmayacak içlerinden.
En iyi baterist,
En iyi kanun,
En iyi gitarist,
En iyi flütçü...
Hem de çok yakında.

Tespitlerim ise
Yabancı müziğe çok ilgi var.
Bir kısmı beyni dumur ediyor.
Gürültü oranları çok yüksek.
Sadece bağırıp çağırmaya dayanıyor.
Halbuki bizim dilimiz, bizim şarkılarımız, o kadar güzel ki
Ya gençler dinlemiyor,
Ya da
Bu yabancı eserle katılırsak şansımız yüksek olur mu diye düşünüyorlar?
Bazılarının imkanları çok iyi.
Bu müzik aletlerinden, giyimlerinden, davranışlarından belli oluyor.
Ağrı Lisesi ise
En kısıtlı imkanlarla ayak basabilmiş İstanbul'a ama 
Muhteşem.
Bazı okullarda solist seçimi yanlış.
Bazılarında ise
Orkestra uyum içinde değil.
Gelecek yıllarda, sadece Türkçe mi olmalı, bence tartışılmalı.
Dilimizden uzaklaşma ve kültür erozyonu belirtileri var.
Kızlarımız süper.
Kıyafetlere gelince;
Bazı siyasiler acayip tahrik olabilir:))
Kimi çok seksi,
Kimi çok açık giyinmiş.
Ama sanat bu.
Kısıtlama getirdiğin anda yaratıcılığı öldürürsün.
Eksisi ve artısı ile 
Mükemmel bir organizasyon.
Hani derler ya
Getirenlerden de
Götürenlerden de
Allah bin kere razı olsun.
Burada sponsor olan;
Vodafona'da alkış:))

21 Nisan 2014 Pazartesi

Kumru:))

O kadar ev var iken neden bizi seçtin Kumru?
Hiç açmadığımız o pencereyi nasıl anladın?
Bize çaktırmadan yuvanı nasıl kurdun?
Ne zaman yumurtladın?
Kaç gündür kuluçkadasın?
Hep seni görüyoruz, eşin nerede?
Bebeklerin ne zaman doğacak?
Nasıl bakacaksın Onlara?
Bizden hiç tedirgin olmadın mı?
Sen, sessiz ve sakin huzur içinde olmak istiyorsun.
Bizler ise tedirgin etmeden seni izlemeyi.
Yeni bir heyecansın,
Yeni bir doğa olayı.
Allah'ım, nasıl düzenler kurmuş, biz kulları için.
Evdeki Kuşumuz Boncuk olsa hiç tedirgin olmazdı.
O bize alıştı, biz O'na.
Bak, dün doktora bile götürdük.
Kabul etseler, üzerimize alıp mirastan pay bile vermeyi düşünüyoruz.
Keşke Boncuk sana bizi anlatsa da sen rahat etsen.
Annelik vazifeni rahat rahat yerine getirsen.
Bu yazıyı yazarken Boncuk sık sık ellerimi ısırmaya başladı.
Seni kıskanmaya mı başladı, dersin?
''Baharı bekleyen Kumrular gibi sen de beni bekle ve sakın Unutma''

küfür:))

Küfür etmek elbette iyi bir şey değil ama
İnsanların Havva ve Adem'den beri küfür ettikleri bir gerçek.
Nasıl ki hapşırma savunma mekanizması,
Küfür de öyle:((
Psikiyatrlara sorsak;
Sizi rahatlatan her şeyi yapın derler.
Zaten içinden küfür etmeyen insan var mıdır ki ?
Gelelim filmlere;
Gönül ister ki
Filmin hiç bir yerinde küfür olmasın.
Ama müşteri tepkisine bakan yönetmenler,
Küfüre sık sık yer veriyorlar.
Şahsen benim küfürde geçen ayıplı kelimeler ile ilgili hiç sorunum olmadığı için,
Gülüp geçiyorum.
Zaten adı geçen küfürler,
Günlük yaşamın bir parçası.
Yapmayan var mı?
Hal böyle iken bazıları sanki hayatında ilk defa duyuyor,
Ya da
Çok ayıp gibi tepki vermeleri,
Hele aman çabuk kaldırın bunu yayından demeleri,
Başka bir ilginç tepki:))

8 Nisan 2014 Salı

Suriyeliler:((

Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Ve
Sorun;
Her zaman siyasiler arasındadır.
İnsanlar arasında savaş olmaz,
Olsa olsa bireysel kavgalar olur.
Emperyalistlerin aslında enerji kaynaklarına göz dikip
Size demokrasi getireceğiz söylemi,
Suriye'de de denendi.
Nedense bu sefer tutmadı.
Atlar tepişir, olan halklara olur kuralı maalesef açığa çıktı.
Zor durumda olana elbette yardım eli uzatılır.
Ekmek paylaşılır.
Ama bu süreçte sanki biz balıklama atladık.
Bilahare BM'i devreye sokamadık.
Hem masraflar,
Hem de tüm sosyal yansımaları bize kaldı.
Bu değerli vatandaşlar,
Ne yapsın?
Hepsi geçim derdinde.
En kolay şeyi seçtiler;
Dilenmek.
İstanbul'da esnaf ile görüştüm.
Abi diyor;
İlk başta bizde yemek vermeye başladık.
Baktık hepsi gelmeye başladı, başa çıkamadık.
Gelin çalışın diyoruz ya gelmiyorlar ya da çok yüksek ücret istiyorlar.
Suriyeli bir çocuk ile Cami merdivenlerine oturduk,
Beraber portakal yedik sohbet ettik.
Babam şehit oldu.
Beş kardeşiz diyor.
Kiradayız.
Annem çalışmıyor.
En büyükleri benim diyor.
O da 12 yaşlarında.
Çıkarıp para verdim.
Belli ki aralarında haberleşme sistemi var, hemen hepsi peşimden gelmeye başladı.
Bu arada bizim dilenciler de bakmışlar,
Suriyelilere daha çok ilgi var.
Onlar da Suriyeliyiz demeye başlamışlar.
İşin içinde,
Trajedi,
Dram,
Komedi,
Tiyatronun tüm dalları var.
Memlekete gelen Yabancı Turistler için de hiç olmayan görüntüler.
İmajımız her geçen gün çiziliyor.
Konu;
Gerçekten ihtiyacı olanları madur etmeden çok acil çözüm bekliyor.
Aslında dilencilik kökten yasaklansa,
Ama ihtiyacı olanları da madur etmeden.


5 Nisan 2014 Cumartesi

Avukatımı istiyorum:))

Allah insanı,
İnsan da o kadar meslek yarattı ki
Her gün birine diğeri ekleniyor.
Hele teknoloji ve hizmet sektörü.
Alo Paketler aldı başını gidiyor.
Yakında Alo bana mezarımı getir bile çıkabilir.
Teknoloji desen?
Her yer cep telefonu ile iş yapan bir dükkan ile dolu.
Meslekler ne kadar çoğalırsa çoğalsın,
Değişmeyen tek şey;
Avukatımı istiyorum:))
Siz hiç
Manavımı,
Berberimi,
Kasabımı istiyorumu duydunuz mu?

3 Nisan 2014 Perşembe

Persions

Persliler;
Anadolu, MÖ 543-333 yılları arasında Pers hakimiyetinde kaldı. Anadolu'ya Med hakimiyetine son vererek gelen Perslerin, Anadolu'ya kültürel etkileri bilhassa Kapadokya (Persçe: Katpatuka) üzerinden olmuştur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Persler
Darius;
İstanbul Boğazından geçen ilk kişi Darius'tur.(M.Ö 513)
http://tr.wikipedia.org/wiki/I._Darius
Bilahare Xerxes ikinci kez;
Çanakkale'den geçmiştir.
İskender ise üçüncü geçendir.(M.Ö 333)
http://mmf2.ogu.edu.tr/atopcu/index_dosyalar/BogaziciKoprusu.htm

Artemisia I M.Ö. 480 yıllarında yaşamış olan Karya kraliçesidir. Kocasının ölümünden sonra o dönemde tüm İyonya'nın hakimi olan Pers imparatorluğuna bağlı olarak Karya'yı yönetmiştir. Tarihte katıldığı Salamis Deniz Savaşı ile ün kazanmıştır. Artemisia adı "Ayı tanrıça", "katil" veya "yönetici bayan" gibi çeşitli anlamlara gelmektedir. Herodot'a göre Artemisia'nın babası Halikarnaslı Liglamis annesi ise Giritli olmuştur.
Artemisia bu savaşta Perslerin müteffiki olarak yer aldı ve komutasındaki 5 gemiyle savaşa katıldı - See more at: http://www.medyahabercisi.com/2014/02/artemisia-kimdir.html#sthash.lndlfUZi.dpuf
Herodota göre, Artemisia ile gurur duyarak "Bugün erkekler kadın gibi, kadınlar da erkek gibi dövüştü"
http://www.medyahabercisi.com/2014/02/artemisia-kimdir.html

Ancak Karya tarihindeki en önemli isim kuşkusuz Hekatomnos'un en büyük oğlu olan Maussollos'dur.
Başkenti Milas'tan Bodrum'a taşımış ve Halikarnos çevresinde önemli işlere imza atmıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mausolos

Kraliçe Ada ise Artemisia'nın Kızkadeşi ve İskender, bölge yönetimini O'na vermiştir.
http://www.fundakalaycioglu.com/kralice_ada_kimdir.htm

Kraliçe Artemisia'nın hem kocası hem de erkek kadeşi(çok ayıp) yaptırdığı Mozole ise Halikarnas'ta olup dünyanın yedi harikasından birisidir de aynı zamanda.Ama yerinde yeller esmekte, taşlar önce Bodrum Kalesine, bilahare Aya Sofya'ya kadar uzandığı belirtilmektedir.http://tr.wikipedia.org/wiki/Halikarnas_Mozolesi

Amasra'nın adı da Persli Amastris'ten gelmektedir.
http://www.bartindef.gov.tr/amasra.htm

Yani demem o ki
Persler Büyük Millet ve tarihte ilkleri başarmışlar.
Ve bu Millet bize komşu.
Geçmişte, bize öcü gibi gösterenler oldu, maalesef.
Mart 2014 yılında 12 gün beraber oldum.
AYNIYIZ.Her şeyimiz ile.
Ayrıca çok kültürlü ve eğitimliler.
Dünyayı mükemmel takip ediyorlar.
Memleketin insanı hizmet sektöründe en sıkıntılı grup iken
Persliler ile stres sıfır.
Takdir etmeyi de çok iyi biliyorlar.
Hem maddi hem de manevi.
Ve Türkiye'ye büyük ilgileri var.
Çünkü orada yasaklar biz ise
Laik'iz.
Onlarla olduğum sürece,
Atatürk'ün ne kadar büyük bir insan olduğunu çok iyi anladım.
Yasaklar sadece şekli sağlıyor.
İçsellikte ise insanlar nasıl ise öyle.


18 Mart 2014 Salı

Atatürk ve Çanakkale.

Dört yılda bir yapılan futbol şampiyonasında,
En az bir yıldız parlar.
Bilahare o yıldız,
O ülkenin antrenörü olur.

Çanakkale Savaşlarında Atatürk,
Bir yıldız gibi doğdu.
Nasıl ki
Bir savaş top-yekun harptir.
Maddi, manevi.
Bir takım da
Yöneticisi,
Antrenörü,
Taraftarı,
Oyuncuları,
Malzemecisi,
Masörü,
Doktoru ile
Arkasında ise medya desteği.
Hele bu maç şampiyonluk maçı ise
Milletçe kilitlenip
Sahadan ve saha dışından dünyanın her yerinde vatandaşlarımız ile
Tek yürek oluruz.
Hele kazanınca,
Sevinçten ne yapacağımızı şaşırır,
Maalesef, bu arada ölenler ve sakat kalanlar olabilir:((

Buna en güzel;
Fatih Terim ve
Avrupa Şampiyonu olan Galatasaray'dır.
İşte yakın tarihte,
Fatih Terim ve Galatasaray ne yapmış işe
Benzer şeyi,
Bağımsızlık Savaşında,
Mustafa Kemal ve
Türk Milleti yapmıştır.

Çanakkale'de yıldızı parlayan Atatürk,
Sakarya ve Büyük Taarruz'da,
Başkomutan olarak,
Arkasına Halk desteğini de alarak,
Arkadaşları ile beraber,
Buna;
Kurmay Heyeti diyelim.
Maddi ve manevi tüm unsurlarla beraber,
Buna;
Top yekun harp diyelim.
Yunanlıları iki kez mağlup etmiştir.
Yani işin özü;
Ne Atatürk tek başına,
Ne de
Millet, başsız bu işleri başarabilirdi.



Çanakkale

Atatürk,
Çanakkale'de bulunmadı.
O zaten mitolojik bir kahramandı.
Arıburnu'na çıkarma yapan Anzac'lar ile Conkbayırı'nda hiç karşılaşmadı.
Ben size;
Taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum, demedi.
Conkbayırın'da göğsünde şarapnel patlamadı.
Anafartalar da ise ikinci kez çıkarma yapan birlikleri hiç geri püskürtmedi.
Kendisine verilen ihtiyat görevi idi.
Ama Liman Von Sanders ile irtibat kurulamıyordu.
Durumdan vazife çıkararak,
Birliklerini muharebeye sokmadı.
Aç kalmadı,
Susuz kalmadı,
Sürekli uyudu,
Yan gelip yattı.
''Yabancı asker annelerine;
Onlar bizim de evlatlarımız, demedi.
''Okuma bilenler ellerinde Kuran'ı Kerim,
Bilmeyenler, dudaklarında,
Tekbir getirerek birazdan öleceklerini bile bile ölüme gidiyorlardı,
İşte Çanakkale Savaşlarını kazandıran ruh;
Bu Ruhtur diye bir şey demedi.
Seyit Onbaşı'yı Balıkesir Havsa'da ziyaret edip maaş bağlamadı.
İşin özü;
Atatürk diye birisi yoktu.



16 Mart 2014 Pazar

din

Allah'a inancım tam.
Diğer hususlar Allah ile benim aramda.
Kolay kolay yalan söylemem.
Haramdan acayip kaçarım.
İçimde asla kin ve nefrete yer yoktur.

İnsan insandır benim için,
Ne Alevi,
Ne Sunni.
Ne de Kürt Türk derim.
Elin gavuru,
Siyah ırk,
Çok fakir,
Hamal ve asla demem.

Ben ne kadar,
Demem, yapmam, küçümsemem ise
Sürekli ağızlarında din olanlar,
O kadar kolay yalan söylüyorlar ve
Dinen yasak olan şeyleri
O kadar kolay yapıyorlar ki,
Bu din,
Nerede yazan bir din?

14 Mart 2014 Cuma

akıl:))

Allah canı verir ve alır.
Buna yürekten inanan birisi olarak,
Öldürmeye ne hikmet olursa olsun karşıyım.
Tek istisnası;
Meşru müdafaa olabilir.
Bilek güreşi,
Güreş,
Boks gibi bir sürü sporda ne var?
Yenmek.
Mücadele ve neticede;
Bir yenen, bir yenilen.
İş, politik mücadeleye gelince,
Neden öldürmek.
Allah, kullarına niçin akıl verdi?
Akıllarını, bilek güreşi yapar gibi yarıştırsınlar.
Hakem de
Millet olacak.
O halde,
Öldürmek niye?


13 Mart 2014 Perşembe

ruh sağlığı nasıl bozulur:))

Allah tüm kullarını samimi yaratmış iken
Ama
Sinsi ol,
Kendini belli etme,
Her renge gir,
İcabında, günah ne var ise işle.
İktidarı ele geçirmek için her yol mubah.
Öyle birisi ile evlen ki
Kimse vaziyeti çakmasın.
Ayak üstü kırk yalan söyle.
Haram, yiyebildiğin kadar ye.
Allah'ın verdiği aklı çalıştırıp ne kazanacaksın.
Biz ne diyor isek
Onu yap.
Seni hayalinde göremeyeceğin yerlere getiririz.
Maaşını Devletten al ama bize çalış.
Vicdan ile karar vermen lazım iken
Boş ver, biz ne diyorsak onu uygula.
Bu ve buna benzer şekilde yetiştirilen,
Bir kişinin,
Ruh sağlığı olabilir mi:))


12 Mart 2014 Çarşamba

psi:))

Psi;
Pounds per square inch 
Yani birim 'inç''e uygulanan, 453.59 gram basınç demek.
Araç tekerlerinde yazar;
Kışın basınç şu kadar olmalı,
Yazın bu kadar.
Son çıkan araçlarda, 
Tekerin herhangi birinin ayarı bozulduğu zaman,
Uyarı verir.
Ve en yakın lastikçiye git, der.
Fazlası da azı da zararlı.
Ama gel gör ki
Bizde olur olmadık kişilere;
Öyle övgüler yapılır ki
Şişir, babam, şişir.
Ya kardeşim,
Şişirmeyin bu kadar.
Sadece lastik mi şişer bu kadar?
Elinizde hiç mi balon patlamadı?
Nasıl ki şişirilen her şeyin son haddi var,
İnsan da öyle.
Patladı işte:))

paraşüt:))

Paraşütle atlamak;
Adrenelindir ama önce eğitimi verilir.
Çünkü
Risklidir.

Şu sıralar tipler türedi,
Paraşütle indirilen makamlara.

İnerken göremiyorsunuz elbet.
Ama
Bu zatlar,
Ettikleri laflarla,
Söz ve davranış tutarsızlıkları ile
Bangır bangır,
Ben paraşütle indirildim, diyor.

Öyle sırıtıyor ki
Kendisi de farkında değil.
Olsa,
Hiç değilse
Kendini belli etmeyecek,
Ama
Paraşüt bu:))

11 Mart 2014 Salı

sistem kurmak:))

Memleket,
Allah'a şükür epey şey üretmeye başladı,
Eskisi değil.
Bir buz dolabı çok rahat en az 20 sene tıkır tıkır çalışıyor.
Çamaşır makine,
Ya da
Bulaşık.
Otomobil,
Ya da
Lokomotif.
Uçak ya da helikopter.
Ama gel gör ki
Ülkenin siyasal sistemi,
Bir çamaşır makinesi kadar olamıyor.
Tıkır tıkır işleyen bir sistem kurmak yerine;
Bu gün şurasını,
Yarın da burasını değiştirelim.
Ey Allah'ım,
Sen siyasilere,
Sistem Mühendisliği akıl ve zekası ver.

demir:))

Demir,
Ham madde.
Ham çökelek gibi.
İnsanınki de toprak.
Dün gece rüyamda demirle konuştum.
Kainatı, sizi, bizi yaratan;
Allah.
Bize akıl vermiş.
Aklımızı kullanarak,
Kainatta mevcut ham maddeleri kullanarak bir şey yapalım demişiz.
Demir Kardeş,
Şimdiye kadar senden neler yapmadık ki?
İlk başta en ilkel alet ve avadanlık der iken
Şimdi kullanmadığımız yer yok gibi.
Karışımlarla neler yapıyoruz, neler.
Bizi yukarıdan izleyen Yüce Allah,
Bizlerle ne kadar gurur duyuyordur, kim bilir.
Demir Kardeş,
Seni bazen çok pis işlerde de kullandığımız oluyor.
Nerede kullanılmamak istersin, oysa?
-Beni, her yerde kullanın, bir yer hariç.
O da
Benden fırıldak yapmayın.
Çünkü
İnsanlardan o kadar çok var ki
Kendimden utanıyorum:))

10 Mart 2014 Pazartesi

William Shakespeare:))

Basına yansıyanlardan oyunumuzu yazalım;
The Cemaat diye bir yapı var.
Bu yapının bir lideri ve müritleri var.
İçlerinde bulunmadığım için nasıl yetiştirildiklerini bilemiyorum ama
Yansıdığı şekli ile
Kemal'e deccal ve beton diyecek kadar çok seviyorlar.

Allah kendini belli ederken,
Asla kendilerini belli etmiyorlar.

''Dinler arası diyalog ve hoşgörü'' der iken
Menfaatleri çatışınca,
Göz gözü görmüyor.
Ellerinde ne var ise
Özellikle de dinleme ve izlemede çok uzmanlar.

Cemaat özellikle müritlerine,
Hakim ol,
Savcı ol,
Avukat ol,
Polis ol diyor.
Ve oluyorlar.

AB'ye nah gireceğiz diye yasalar çıkıyor,
Adamlar özenle yerleştiriliyor,
Kamuoyu oluşturuluyor,
Sonra bir gün düğmeye basılıyor.
Ne kadar Atatürkçü var ise
Sahte deliller,
Destanımsı hikaye iddianameler,
Ve
Yasa ve vicdanı ile karar veren hakimler ile bir giriyorsun,
Çıkışın;
Çıkarın bunları deyinceye kadar.

Bu arada,
Yürütenler ile Cemaat;
Ne istedik, size vermedik,
Yargı ve Polis'i Cemaate bağladık modunda.
Aynı şey yürütenlerin başına gelince,
Bu sefer,
Bunlar haşhaşi muhabbeti.
Ve
Beddua;
Dilerim Tanrı'dan gülmesin yüzün,
Benden başkasını seversen eğer.

Bu yapının bir kolu seni sinsice içeri sokmuş,
Maddiyatla ölçülmeyecek şekilde,
Hürriyetini kısıtlamış,
İçeride kaldığın sürece de
Hem maddi hem de manevi açıdan,
Seni madur ediyor.


Sen ise
Bu sinsi oyunda,
Sinsice içeri girmiş,
Nasıl dışarı çıkarım diye çırpınan birisin.
Ve
Bir avukat tutman lazım.
Ama
Avukatta Cemaatten.
O da para kazanma derdinde.
Ve konuyu en başından BAL gibi biliyor,
Ve sana ben Cemaatten mi diyecek?
Avukatın olacak ve seni savunacak.
Sen de
Tamam, bunları çıkaralım, yeter bu kadar dendiğinde,
Özgür olacaksın.
Ve o ana kadar,
Avukata hem para ödeyecek
Hem de
Minnet duyacaksın.
Alsana bir
William Shakespare oyunu:))

9 Mart 2014 Pazar

sanat ve sanatçı:))

Yüce Mevla'm,
Bülbüllere aynı sesi vermiştir,
İnsanlarda ise birkaç kişiye.
Tavuş kuşlarının erkek olanları,
Hepsi aynı güzelliktedir, rengarenk,
Erkeklerin birkaçı.
Köpeklerin hepsi sadıktır,
İnsanların bazıları...

Yani demem o ki
Allah, hayvanlara toptan,
İnsanlara ise istisna yetenekler verir.

Onun içindir ki
Sesi güzel olan,
Yakışıklı ya da çok güzel olan,
Çok ilgi çeker.
Kişilik olarak ta
Bazı karakterler acayip sağlamdır.

Bu kişiler,
Sadece ilgi çekmekle kalmaz,
Birçoğu meşhur olur
Ve para kazanmaya başlarlar,
Bu maddi/manevi yeteneklerinden.

Ben,
Bu Allah vergisi denilen yeteneğe aşığım.
Tam bu noktada,
Efendim,
İdeolojimiz uyuşmuyor,
Tipini beğenmedim,
Kişiliği beş para etmez,
Zamanında şunu demişti de
Demem.

Yani
Sanat ayrı, o kişi ayrı.
Bir de kişileri yakından tanımak lazım.
Uzaktan davulun sesi hoş gelir.
Medyadan olumsuz gelen birisi yakından tanısan,
En sevdiğin kişi olur,
Ya da
Tam tersi.

Ama çevremde sık sık şunu duyuyorum;
Bırak şu ibneyi.
Orospu, kaltak.
Tekerlek O
Acayip bölücü.

Allah vergisi sanatını değerlendirin.
Diğer hususlara gelince;
Herkesin özelidir, deyin.
Eğer tam gönlünüze uyan bir kişilik ve sanatçı ararsanız,
Bir tane bulma şansınız kalmaz,
Çünkü
Sanatçılar;
AYKIRI'dır:))




8 Mart 2014 Cumartesi

diş sağlığı:))

Ne zaman seçimler gelse,
Adayların büyük çoğunluğu resimlerinde,
Pişmiş kelle gibi sırıtarak poz vermeyi çok seviyorlar.
Bir kısmı;
Türkücü İzzet Yıldızhan gibi abartı çok olsa da
Ne kadar samimi oldukları tartışılır olmakla beraber,
Diş sağlığı açısından çok faydalı bir kampanya.

7 Mart 2014 Cuma

Kadınlarımız:))

Sonradan değiştirme olmaz ise
Cinsiyet seçimi;
Allah'ın Takdiri.

Bazı değiştirmeyenler de
Cinselliği farklı şekillerde yaşayabiliyorlar.

Nasıl ki
Kapanan bacılarımız,
Bu benim bireysel tercihim, diyor,
Cinsellik te öyle.
Bireysel tercih.

Burada,
Analık ile diyeceğim tek cümle;
Ana rahmine düşünce başlayan ve son nefesine kadar,
Aynı heyecanla seven bir aşk.


Biz erkekler,
Kendimizi güçlü sanırız.
Kadın ruhu gücü yanında,
Bizim gücümüz,
Masal,
Hikaye,
Roman,
Ve
Mitoloji...

Kadın ruhu öyle incedir ki
Bu incelik,
En ince saç telinden bile
Daha ince.

Kadınlar içten sever,
Çünkü
Hem çocuklarını,
Hem de
Aşklarını -içlerinde- hisseder.


Altın günü derler,
Pasta-börek derler,
Bir araya gelirler...
Biz,
Erkekler ise
Ancak maçta,
Onda da
Ana-avrat küfür.


Dünyada hangi sözlüğü baksak;
Anayasa,
Ana yol,
Ana kucağı,
Ana şefkati...
Tek olumsuz kelime,
Karşınıza çıkmaz,
Kadın ile ilgili.

Baba ile ilgili
Şöyle der sözlük;
''Bu zamanda babana bile güvenme''

Bu gün hangi müzeye gitseniz,
Sizi ANA Tanrıça karşılar.

Kadı-n,
Kadı vardır, kelime köklerinde.
Er-kekte ise
Kek:))


Kadın,
Ret cevabını çok kibar verir;
Başım ağrıyor:))



Kadın,
Felsefik anlamda,
Çok derindir,
Sevdiklerini içine alacak kadar,
Derin.



Bu kadar olumlu özellikleri olan kadınların hiç mi olumsuz özellikleri yok?
Olmaz mı?
Biri;
Aşık olunca,
''Saçı uzun, aklı kısa'' moda girer.
Diğeri;
Uçkuruna çok düşkün erkeklere,
Çok güvenirler.
Ve
Acayip kıskanırlar.

Nasıl ki iki horoz aynı kümese konulduğunda,
Kavga etmeye başlar,
Kadınlar da
Rakipleri ile sürekli çekişirler.

E=mckare formülünü yazan,
Albert Einstein,
Kadınlar için tek formül geliştirememiştir.


Uzun lafın kısası;
Kadınları anlatan en güzel tasvir;
İnce ruhtur.

Odun,
Kereste,
Ve kütükten ibaret erkekler ise
Ne anlar,
Bu incelikten:))





5 Mart 2014 Çarşamba

oy:))

Oy vermek;
Sadece tuttuğun partinin kazanmasına katkıda bulunmak değil Kardeşim.
O verdiğin oy,
Adı üzerinde,
Seni bir güzel oyabilir.
Bir anda savaşa sürükleyebilir,
Komşularınla kavgalı hale getirebilir.
Ülke rüşvet ve yolsuzlukla yönetilir hale gelebilir.
Yargı, bağımsızlığını kaybedebilir,
Yasama; kendilerine çalışabilir,
Yürütme, durmadan yürütür hale gelebilir,
Anayasa; baba-yasa olur;
Ben sizin, babanızım,
Ben ne der isem o olur.
Demokrasi;
Salça gibi olabilir, vıcık vıcık.
Alım gücün sürekli düşer.
Ciğeri beş para etmez insanlar, acayip paralanabilir.
Hak etmeyenler, paraşütle koltuklara indirilebilir.
Ülke kokuşmuş hale gelebilir.
Hizmet götürme adı altında, neler götürülür, neler...
Ülke parçalanabilir,
İç savaş çıkabilir,
Düzenin, -d-si kalmayabilir.
Yani,
Eski günleri mumla arayabilirsin,
Tek oylu Kardeşim.
Kazıklı Voyvoda, kazığı, dayadığında,
Aman orası da acayip kaşınıyordu,
Çok iyi geldi, demiyorsan,
Tek oy deme;
Her oy altın değerinde:))

4 Mart 2014 Salı

hoş sloganlar:))

Bazı sloganlar kulağa çok hoş gelir.
İşte bu noktada biraz durun derim.
Şöyle ki
Uzun süre şunları duyduk;
Dinler arası diyalog ve hoşgörü.
Menfaatler çatıştı,
Ne din kaldı,
Ne de hoş görü.

Deniz Feneri dediler,
Ne kadar güzel.
Denizde, bir fener.
Almanya dedi ki
Yolsuzluk var,
İlgilileri attı içeri.

İleri demokrasi dediler,
Demokrasi olan ülkelerden o kadar ileri gittik ki
Onlar da şaşkın,
Bu nasıl bir demokrasi diye?

Adalet dediler,
Adı Adalet olanlar kaldı,
Kala kala.

Kalkınma dediler,
Acayip kalkınmışlar.

Peki,
Ne yapmalı?
Nasıl ki
Nasrettin Hoca,
Eşeğe ters binermiş.
Ne deniyorsa,
Tersten okuyun.

3 Mart 2014 Pazartesi

mal varlığım:))

Şu sıralar mal varlığı açıklama modası başladı.
Bunların bir kısmı doğru,
Bir kısmı;
Yalan mı yalan.
Gerçeği;
Allah biliyor,
O da kanmayacağına göre?

Benimkine gelince;
Bir öküz,
Bir deve,
Bir eşek,
Bir sığır,
Bir yılan,
Bir çiyan,
Bir akrep...
Velhasıl ne kadar hayvan var ise
Hepsinin -tüm özelliklerini- taşıyor;
Bünyem:))

2 Mart 2014 Pazar

sinsilik:))

Allah hiç bir kulunu sinsi dünyaya getirmez.
Olur ise kendisi olur.
Ama çok yıpratıcıdır.
İçin için yer durursun.
Kendini olduğundan farklı göstermek acayip enerji kaybıdır.
Hele evli isen?
Enerjini eşine harcıyacağına sinsiliğe harcamak,
Başta eşini mutsuz yapar.
Bu da çocuklara yansır.
Sen kendini ne kadar saklarsan sakla,
Gözlerin,
Yaydığın enerji,
Davranışların ele verir, seni.
En iyisi mi Kardeşim,
Bırak şu kendini gizlemeyi,
Allah,
Akrep yaratmış,
Yılan,
Çiyan.
Sen verdiği akıl ile samimi ol.
Çok daha huzurlu ve mutlu olacaksın bu dünyada,
Çünkü
Allah,
Samimi kullarını sever.

1 Mart 2014 Cumartesi

Abd:))

Abd,
72 Milletten kurulu.
Bir apartman düşünün 72 daireli.
Her biri, ayrı Millet.
Her birinin,
Dili,
Dini,
Irkı,
Rengi,
Kültürü,
Her şeyi farklı.
Kim kime güvenir?
Kim kime ziyarete gider?

Apartman nasıl yönetilir?
Önce,
Apartman için bir yasal metin hazırlamalı.
Hem her Milleti dikkate almalı,
Hem de
İstisnasız uygulanmalı.

Yönetici ise
Bu işi gerçekten iyi yapacak ama
İki dönemden fazla da yapmayacak şekilde seçilmeli.
İşte;
Abd:))

gidiyorum:))


Gidiyorum gözümde yaslar...
Kalbimde hatıralar..
Gidiyorum içim acıya acıya
Sensizligi yaşaya yaşaya.

Gidiyorum gülüşün benim gülüşüm
Tenin sanki benim...
Gidiyorum gözlerin gözlerimde..
Allahım bu sensizlik niye?

Gidiyorum aklımda ilk bulusmamız
Sanki dün gibi ....
Gidiyorum elimde bana aldıgın çicek
Yaprakları bile gidişime küskün....

Gidiyorum bir daha dönmemecesine
Ölüme gider gibi...
Gidiyorum içimde büyük bir boşluk
Sensizlikse sonsuzluk...
(Kızıma ait)

fırıldak:))

fırıldak
O öyle bir fırıldaktı ki,
Onu gören fırıldak
Dönmeyi bıraktı.
Çünkü fırıldak,
Çevrilen yöne,
Harcanan kuvvet kadar döner...

Bunun ise,
Ne zaman
Nerede
Ve ne şekilde döneceğini
Kendisi de bilmiyordu...

Sadece dönse,neyse.
Ne zaman dönse,
Mutlaka birilerini
Bir yerlere gönderiyordu....

Olan gidenlere oldu,
Ama O hala dönmeye devam ediyor....

sensizlik korkusu:))

Çogu zaman içimi acıtan,
Hayat damarlarımı bir anda koparan,
En önemlisi de,seni kaybetme hissi yaşatan,
Bir sensizlik korkusu var bende...


Yoklugunda kahroldugum,
Kor ateşlerde yandıgım,
Her gece kabuslardan uyandıgım,
Bir sensizlik korkusu var bende...


Aklıma geldikçe gözlerimi yaşlarla dolduran,
Etrafımı karanlıkla saran,
Beni yalnızlıga ellerinle bırakan,
Bir sensizlik korkusu var bende...
(Kızıma ait)

27 Şubat 2014 Perşembe

Memleket:))

Bazıları Memleketi,
Patates,
Soğan,
Patlıcan gibi görüyor,
Ve soymaya çalışıyor...

Memleket ulan bu,
Memleket.
Ne patates,
Ne soğan,
Ne de
Patlıcan.

adalet ve sağlık:))

İstisnalar hariç
Sağlık çalışanları,
Herkesi hasta kabul eder.
Ve canla başla tedavi etmeye çalışır.
Bunları yaparken,
Ne sağcı,
Ne solcu,
Ne Açık,
Ne  kapalı,
Ne, ne, ne, ne ...
Asla düşünmez.
Hele hele
Ameliyat masasında,
Bu hasta,
Hangi ideolojiye sahip diye sormazlar.
Ulan, bu bizden değilmiş, gömün gitsin, demezler.
Az önceki açıklamalarım,
''Adalet nasıl olmalı''nın bir cevabı idi.
Ama
Maalesef
Sinsice siyasallaştırıldı.
Belki kasıtlı hareket eden bir doktor gibi gömün gitsin demiyorlar ama
En az onun kadar değerli,
İnsanları haksız yere hapsediyorlar:((
Adaletin terazisi o kadar bozuldu ki
Sanmasın ki
Bundan adalet çalışanları etkilenmeyecek?


kan bağışı:))

İnsanlar gönüllü geliyorlar,
Bir form uzatıyorlar,
Ahret soruları:))

Önce sıhhi kontrolden geçiriliyorlar,
Uygun ise
Kanları son derece sağlıklı bir şekilde alınıyor.
Bunlar merkezde toplanıyor.
Bilahare ihtiyacı olanlara veriliyor
Ve size bir mesaj geliyor.
Kanınız, ihtiyacı olan bir kişiye verilmiştir.
Ve bu mesaj sizi çok mutlu ediyor.

İşte bu olay;
Yardımların nasıl olması gerektiğinin en güzel örneklerinden birisi.
Maddiyat olmadan,
Manevi dayanışmanın en güzel örneği.
Bir el verirken,
Diğeri görmüyor.

26 Şubat 2014 Çarşamba

devran döner:))

Emperyalistler dediler ki
İşbirliği yapıp iktidar olacaksınız.
Oldular.
O arada,
Hiç bir suçu olmayan birçok insan sinsice içeri tıkıldı.
Hala içerideler.
Bunlar da dediler ki;
Biz bu işlerin arkasındayız.
Menfaatleri çatışınca,
Başladılar birbirlerini suçlamaya.
Ama bu sefer;
Suç var.
Güzel Allah'ım,
Verdikçe, veriyor:))

Devre Arkadaşlığı:))

1977 yılında,
Söke'den sınavı kazanarak,
Kuleli Askeri Lisesi'ne başladım.
Kimi sıra arkadaşım,
Kimi spor arkadaşım,
Kimi de can ciğer arkadaşım oldu.
Bazıları adımı bilir,
Bazıları da
O kimdi?
Çıkaramadım, der.

Farz edelim ki
Herhangi birimiz -paralel- devletten,
Herhangi birimiz de -seri- devletten olsun.
Nasıl ki
Söz konusu,
Vatan ise gerisi teferruattır.
Devre Arkadaşlığı da öyle.

İdeolojisi,
Devre arkadaşlığı önüne geçen var ise
Kendini sorgulamalı.

Hele
Dolaylı/dolaysız devre arkadaşına sinsilik yapmaya kalkarsa,
Bu asla kabul edilemez.

Buna;
Brütüs bile isyan eder
Ve şöyle derdi;
Ben Brütüslük yaptım ama
Kral ile devre arkadaşı değildik:))



25 Şubat 2014 Salı

Suriyeli Mülteciler:((

Allah kimseyi,
Evinden, Vatanından, Yurdundan etmesin.
Çok yakın zamanda,
Maalesef Suriyeli Komşularımız bunu yaşadılar:((

Daha önce,
Hükümetin birinci görevi;
Asla dilenmeye müsaade etmemeli ama bu kişileri de madur etmemeli,
Suistimal edenleri de yargılamalı demiştim.

Bu gün
Baktım, her yer Suriyeli Dilenci kaynıyor:((
İlginç olan;
Sanki yazılar, aynı yazıcıdan çıkmış gibi.
Yoksa
Dilenci Mafyası maalesef Suriyeleri de mi kullanıyor?

Suriye konusunda,
Elbette yardım etmeliyiz ama bu insani boyutta olmalı idi.
Birleşmiş Milletler devreye sokulmalı,
Komşumuza yakın olmamız nedeni ile üzerimize düşeni yapacağız ama
Bu insanlık görevi.
Taşın altına herkes elini koyacak.

Biz ne yaptık?
Sanki tek başımıza daldık.
İnsani boyuttan, başka boyutlarda da bulunmaya halen devam ediyoruz.

Bu politikalar doğru olsa idi
Köşe bucak her yerde Suriyeli bir dilenci karşımıza çıkmamalı idi:((

kapalı Maraş:((

Yakın zamanda Gırbıs'a gittik.
Kapalı Maraş'ı otobüsle uzaktan izledik.
Yaklaşık 40 bin kişi alabilecek koca bir şehir kaderine terk edilmiş.
Yatak kapasitesi öldürülmüş.
İnsanlar mallarını kullanamıyorlar.
Bankaların para ve kıymetli varlıkları bir yere kilitlenmiş.
12 Kilise,
Ve birçok okular kapalı.
Daha neler, neler...
Ölü bir şehir:((
Çünkü
Kapalı.
Hani bu gün kapalıyız derler ya
Keşke bu günlük kapalı olsa
Kapalı ama ne zaman açılacağı belli değil:((
Bu gün açılsa eski haline gelmesi yıllar alacak.
Dünyanın masrafı yapılacak.
Eski havasını kazanır mı?
Kim bilir?
Netice;
Kapanmamak lazım:))

götürmek:))

Bakıyorum çevreme,
Götüren götürene:))
Tüm bunları görünce,
İster istemez,
Soruyorum,kendi kendime;
Şimdiye kadar,
Ben ne götürdüm diye?

Bizim götüreceğimiz,
Yüce Mevlam'ın,
Bize bahşettiği mide kadar...
Ama o da
Sadece bir öğün.
Onun da gideceği yer malum.

Diyeceksin ki,
Kana karışanlar ne olacak?
Eeeeee
Müsaade ette
O kadar yaşayalım:))

20 Şubat 2014 Perşembe

rehberlik zor zanaat:))

Belki de her meslek;
Dışı sizi, içi, icra edeni yakar.
Pirefesyonel rehberlik te bunlardan biri.
Analar,
Babalar,
Amcalar,
Halalar gibi bir günü var, (21 Şubat)
Ama hepsi o kadar:((

Hiç değilse,
Analar Günü'nde;
Canım Annem diye başlayan bir şiir,
Babalar Günü'nde;
Bağlanmış bir kravat,
Sevgililer Günü'nde;
Bir demet yasemen...
Rehberler Günü'nde,
Çubuk Turşusu bile yok:))

Dışarıdan bakıldığında,
''Ay, ne kadar güzel geziyorsunuz''
''Hem gezip hem de para kazanmak ne kadar güzel.''
''Keşke sizin yerinizde olsa idik''
.
Ama Kaz'ın ayağı öyle değil.
(Bu Kazın ayağını çok merak etmişimdir, nasıl bir ayaksa:))

Özellikle Halkımız,
Hizmet sektöründe çok sıkıntılı.
Bunun birçok nedeni var elbet.
(Ama şimdi bu konuyu geçelim.)

Gezi'ye şöyle başlarlar mesela;
Ay, bu araba mı?(Ne olacaktı?)
Kaptan bu mu?(Richard Gere mi olmalı?)
Rehber siz misiniz?(Kim olsa idi?)
Buraya mı oturacağım?(En münasip yere)

Klima ise
Bir kısmı aç derken diğeri kapa der.
Müzik;
Ay, değiştirelim lütfen.
Bilgi versen;
Kafa dinlemeye geldim.:((
Vermesen;
Ay, bu rehber de hiç bir şey bilmiyor:))

Sorulara gelince;
Google'a sorulsa,
Google'un bile çıldırır, bozulur, kilitlenir.
Eli ayağı bile titrer, sinirinden ağlar.
Saçını başını yolar:))

Araç içi ikramlara gelince;
Her şey var iken farklı bir şey istemek,
Durmadan istemek,
Muavin hiç oturmasın,
Başımda nöbetçi dursun,
Sadece benimle ilgilensin.

Kaptana gelince;
Sürat yapmasın,
Aracı hoplatmasın,
Riskli kullanmasın,
Güzel sürsün...

Bazen kendi aralarında hiç olmadık sebepten tutuşurlar.
Kendi aralarında siyaset konuşurken, senin de dahil olmanı isterler.
Olsan bir dert,
Olmasan iki:))

Tur sanki;
MFÖ'nün ''ondan şikayet, bundan şikayet'' eşliğinde geçer.
Ya da
''Peki, peki anladık
Sen ne imişsin be Abi.''

Acente ise
Yüzde yüz müşteri memnuniyeti ama az harca.
Yani
Sinekten yağ çıkar.

Geçenlerde bir acente,
El yazısından rehberi tanıma programı eşliğinde
Seni tanıyıp tur vermeye kadar götürmüş işi.
Ulan, bedava götürsen bile memnun olmayacaklar var:))

Her şey güzel de
Halkımız,
Dünyanın en sıkıntılı müşteri grubu.

Bazen o kadar emek harcayıp
Şarjı bitmiş cep telefonu gibi eve dönerken,
Hak ediş alamama.
Ödemeyeceğiz demek yerine;
Rehber, turu patlattı.
Kamyon lastiği mi bu?

Anketler ise
Bir dokun bin ah işitlerle dolu.
Seninle ilgili ya da ilgisiz her şey şikayet etmek, bizlere mahsus.

Tur bitimi ise
Kuru bir teşekkür yok,
Kaptanlar bahşiş bekler, o yok.
Şikayet, şikayet, şikayet.

Bu işe yeni başlayanlara;
Allah bile Kullarını memnun edememiş diye düşünmeniz, yeterli.
Aksi takdirde,
Kafayı yersiniz.

Netice;
Her 21 Şubat'ta,
Psikiyatrlar bir günlüğüne rehberlik yapmalı,
Görüşlerini halkımız ile paylaşmalı:))
Ya da
Sizi en çok şikayet edeni,
O gün rehberlik yaptırmalı:))

aracı olmak:))

Bundan üç ay önce daha önce iş yaptığım acente aradı.
Mutlaka sizi istiyoruz, dediler.
Ben de
Bu gün doluyum ama size bir arkadaşımı yönlendiririm dedim.
Gün arasında arkadaş aradı, dedi ki yemek paralarını da ben ödeyeceğim,
Bir sıkıntı olur mu?
Dedim ki
Beni yönlendiren güvenilir, bir arkadaştı.
Ben işimi yaptım, paramı aldım.
Arkadaş hem işini en iyi şekilde yaptı hem de misafirlerin yemek parasını cebinden ödedi.
Hani şarkıda belirtilen gibi
''Üç gün dedin,
Beş gün dedin,
Aylar oldu, gelmedin.''
Sözleştik, acenteye gittik.
Mekan yerinde, yeni elemanlar işe girmiş.
Bizim görüştüğümüz ise ayrılmış.
Bize dediler ki
En kısa zamanda ödeyeceğiz.
Yine aynı nakarat;
Üç gün dedin, beş gün dedin, aylar oldu, gelmedin.
Bu arada anladım ki
Bu acente,
Direk merkeze bağlı imiş.
Hemen merkezi aradım, durumu anlattım, dedim ki parayı ödemediğiniz ben olsam,
Canınız sağ olsun ama KEFİL olan benim.
Ödenecek mi?
Hay hay.
Ama yine aynı NAKARAT.
Üç gün dedin, beş gün dedin, aylar oldu, gelmedin.
Arkadaşa dedim ki
Şu andan her şeyi bana bırakıyorsun.
Tüm sorumluluğu alıyorum.
Ya alacağım ya da alacağım.
İş yapılan kurumun başındaki kişi de
Memleketten kapı komşumuz ama bunu kimseye söylemedim.
Yani O'nu arasam, anında ödenecek ama acente zora girecek.
Başladım her gün aramaya.
Madur arkadaşa da bilgi verdim, gelişmelerden.
En sonunda bu gün ödendi.
Parayı hak edenden daha çok mutlu oldum.
Çünkü
Dünyada en zor sorumluluk;
Birine KEFİL olmak:))
Bu arada,
Üç ayı buldu, bu süreç:))

18 Şubat 2014 Salı

etiyopya ve isviçre:))

2005 yılında,
Bana göre bu dünyada,
Peygamber gibi kişilerden Engin kardeşimizin yanına gittik.
İsviçre.
Dokuz gün hem İsviçre, İtalya ve Fransa'da epey gezdik.
Evian/Fransa suyundan içtik.
Yanarım yanarım, gezi yazılarımı kaybettim, ona yanarım.
İsviçre'de uzun yıllar oturanlar bile oldukça övmüştü.
İsviçre'den milyon dolar versen terörist çıkmaz.
Çünkü
Sistem İsviçre saati gibi kurulmuş, işliyor.
Vali, tek başına dolaşıyor.
Allah'ın dağında balık avlayan, cetveli ile ölçüyor ve suya bırakıyor.
2005 yılında İsviçre'yi gören birisi olarak,
Atatürk, buraları ne zaman gördü de
Kanunları alıp bize adapte etti, demiştim.
İsviçre, en yaşanılası ülkeler arasında ilk üçe girecek bir yer.
!!Böyle esere tükürürüm'' türü eser çok.
Ne kadar anlatsam, anlatamam.
Görmeniz, yaşamanız lazım.
Diyeceğim;
Yardımcı kaptan Etiyopyalı,
İsviçre'ye iltica edince, pek çok kişiye ilginç gelmiş olabilir ama
Ben de dedim ki
Tezimi güçlendirdi,
O kadar ülkeyi gezen kaptan,
Neden İsviçre'yi tercih etti:))


müsabakada ölmek:((

Efendim,
İnsanlar iki türlü salaklık yapar;
Bilerek,
Bilmeyerek.
Ben deniz de(neden göl, nehir, akarsu, okyanus değil de deniz?)
Ayak oyunlarını sevmediğim için,
Futbol yerine,
Uzun yıllar hentbol oynadım.
Hem de delik kalple.

Bir gün eşimi kalp muayenesine götürdüm.
Doktora şöyle bir espri yaptım;
Kalbim pas tuttu, aşık olamıyorum.
Doktor kahkaha attı,
Bu çok iyi dedi, müsaadenizle bunu kullanacağım;
Çünkü
Bana hep hala neden evlenmedin, diyorlar.

Hadi gel sana da bir bakayım dedi,
Bakarken birden yüzü değişti.
Beni GATA'ya sevk etti.
Orada iki kere anjio oldum.
İkisinde de tahtada şu yazılı idi;
ASD?
Meğerse delik demekmiş.
Bilahare ameliyat.
Hem de 11 Eylül günü.
Belki o gün ben de öbür tarafa gidecektim ama
O gün aniden giden çok olduğu için belki kabul etmediler.
Şimdi geriye baktığımda,
Spor müsabakaları esnasında ŞEHİT olanlara ben de katılabilirmişim.
Olacağın önüne elbette geçilmez ama
Öldükten sonra ambulans uçak gönderip övüneceğine,
Ölmeden gerekli kontrolleri yaptırmak çok daha önemli.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Güney Afrika ve Madenciler:((

Bundan birkaç yıl öncesi,
Baldız'ın promosyon turu ile gitmiştim.
7 gün boyunca iki konu, dikkatimi çekti;
Biri;
İnsanlar, hayvan bağlasan, durmaz, yerde yaşıyorlar.
Bizim gecekondular saray.
Diğeri de
İşsizlik diz boyu.
Beyazlar, halen zencileri sömürmeye devam ediyorlar.
Ve çözüm;
Askeri bölge gibi yerlerde yaşıyorlar.
Fiziki yönden emniyet tedbirleri, en üst düzeyde.
Çözüm;
Öncelikle, zencileri o hayvan yaşamaz evlerden kurtarmak lazım.
Kaynak?
O kadar zengin  bir ülke ki
Yapılacak tek şey;
Siyasi irade.
İşsizliğe ise çözüm;
Yarısını, özel güvenlik yapacaksın.
Bunlar yapılmadıkça,
Güney Afrika'da daha çok maden faciaları duyarız.
Hayvan bağlasan durmaz yerlerde yaşayanlara,
Bize son derece ürkütücü gelen yerler,
Saray gibi geliyor.

posta:))

Komutan'nın bir asker yardımcısı olur.
O'na;
Posta derler.
Öyle kolay değildir, posta olmak.
Herkese nasip olmaz.
Posta olanın da havasından geçilmez.
Bir kere yüzde yüz güvenilir olmak şarttır.
Komutanı çok iyi anlamak lazımdır.
Sana verilen görevleri en iyi şekilde yapman gerekir.
Görevini ise hiç aksatmaman lazımdır.
Sır küpü olman lazım.
Sıfır hata ile çalışman lazım.
Gerektiğinde,
Tehlike anında gözünü kırpmadan Komutan üzerine kapaklanman lazım.
İşte,
Posta diye adlandırılan kişinin,
Askeri kadrodaki karşılığı;
Habercidir,
Alo Fatih:))

google:))

Açtım Google'u,
Yazdım Sabahattin Ali;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ali
''Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkum olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933)''
Atatürkçü bir kişi iseniz,
İçinizden az bile yatmış diyebilirsiniz.
Ama eserlerini okuyunca,
Vay be, dersiniz.
Zaten
Nazım Usta'da sen şiiri bırak, öykü yaz, demiş.
Aziz Nesin ile Marko Paşa o dönemde 60 bin satmış.
Karaborsada bile bulunmaz iken
Yasakçı zihniyet devreye girmiş.
Hele son kitabı okuyunca,
''Kemal Bayram, Sabahattin Ali Olayı''
Kendimi O'nun yerine koydum;
Rahmetli, esas yeteneği ile para kazanmak istemiş
Ya hapis,
Ya da kapatma, yayın yasağı, köşe kapmaca...
En sonunda,
Kamyon almış, onunla hayatını kazanmak istemiş.
Derken,
Faili belli ama meçhul bir şekilde öldürülmüş.
Yani diyeceğim;
Sadece Google'a bakıp kanaat oluşturursanız,
Çok yanılırsınız.


demokrasi ve menfaat:))

Askerde iki seçim vardır;
Biri;
Lojman Yönetim Kurulu Başkanlığı,
Diğeri;
Kantin Başkanlığı Seçimi.
Lojman Yönetimine,
Çok istisna durumlar hariç
Bir Allah'ın kulu gönüllü çıkmaz.

O gün kim gelmedi,
Harici görevde,
Ya da
Çok kıl ise
Onlar seçilir.
Yani
Ya olmayanlar,
Ya da
Sevilmeyenler...

Kantin seçimi ise tam tersidir.
Herkes seçilmek ister.
İstemeyenler de yan cebe koy.
Gerçekten istemeyenler ise
Biz göreve talip olmayız,
Görev bize verilir,der.

Peki, neden?
Lojman işlerinde,
Lavanta yoktur,
Yani ne akar ne de kokar.
Kantin işleri ise
Çok.
Hele, niyetin var ise

Eskiden kimse mahalle muhtarı olmak istemezdi.
Ama bu sene?
Hem aday sayısı arttı,
Hem de
Adaylar kendilerini tanıtmak için her türlü yöntemi deniyorlar.
Araba mezarlıklarında, eski otobüs kalmadı.
Her biri bir köşeye çekilmiş,
Üzerlerinde ise adayların tebessüm ederken çekilmiş resimleri...

Peki,
Değişen ne?
Lavanta:))


16 Şubat 2014 Pazar

Priapos:))

Hiç çalmış mıdır acaba?
Kul hakkı yemiş midir?
Rüşvetle iş halletmiş midir?
Yalan söylemiş midir?
Her şeyi ben bilirim demiş midir?
Her gün çıkıp avaz avaz bağırmış mıdır?
En büyük benimki demiş midir?
Paralel yapıdan bahsetmiş midir?
Çevresindekileri sık sık yerini değiştirmiş midir?
Birilerine kumpas yapmış mıdır?
Milletin gözünün içine baka baka demedim, demiş midir?

14 Şubat 2014 Cuma

futbolun gücü:))

Hukuk yolu ile kişileri haksız yere hapse atmalarda,
İlk girişim;
Zamanın Gnkur Başkanını içeri atmaktı.
O zamanki HSYK ile söz konusu savcı meslekten atıldı bilahare Anayasa değişikliği ile mesleğe kabul edildi.
Ardından Van Rektörü ve birkaç kişi içeri tıkıldı.
Maalesef onurlu birisi, intihar etti.
Ardından,
Hanefi Avcı bir kitap yazdı;
Haliç'teki Simonlar.
Vay sen misin yazan?
Adamı apar-tutar içeri tıktılar.
Oda TV,
Ergenekon,Balyoz, Karargah Evleri,Casusluk gibi davalar...
Tüm bu süreç sürerken,
Hükümet arkasında durdu,
Hatta
Ben bu davaların savcısıyım diyen oldu.
Ta ki
Kendi kuyruğuna basılana kadar.
Sonra tüm bunları yapan gruba;
Paralel Yapı dendi.
Bu arada,
Sıra Aziz Yıldırım'a geldi.
Ama
Ne TSK,
Ne Üniversite,
Ne Gazeteciler,
Ne Polisler,
Ne de bir başka STK.
Fenerbahçe Taraftarı öyle bir duruş sergiledi ki
Herkes parmak ısırdı.
Gezi olaylarında da
Çarşı Grubu.
İşte tüm bunlar,
Futbolun gücünü gösteriyor,
Sosyologlara, doktora konusu.

sevgisizler günü:))

Son derece iyi niyetle başlayan bir gün,
Kapitalizme esir oldu.
Çiçekçileri gezdim.
Hayatı boyunca hiç çiçek almamış kişilerin ellerinde çiçekler...
Çiçekçiler de fırsat bu fırsat dercesine,
Allah ne verdi ise
Aslında çok iyi bir insan olan ama
Genetik yapısı gereği dilinden para kelimesi hiç düşmeyen bir arkadaş aradı;
Eşime şunu aldım, dedi.
Kadınlar ise soruyorlar birbirlerine;
Seninki ne aldı?
Benimki bunu aldı.
İstatistikler de gösteriyor ki
En çok ayrılma bu gün oluyormuş.
Sebebi de
Sevgilim ya günü hatırlamadı
Ya da
Bana hediye almadı.
Uzun lafın kısası;
Manevi değeri çok yüksek olan sevgili kelimesinin hep beraber içine ettik.


Priapos:))

Priapos,
Cinsel organı boyundan büyük mitolojik bir arkadaşımız.
Heykel'i Efes'te bulunmuş,
Efes/Selçuk Müze'sinde özenle sergilenen değerli birisi.

Ama hiç bir zaman,
Benimki şöyle büyük,
Böyle büyük demeyen birisi.

Bakıyorum, ilanlara;
Dünyanın en büyük parkı,
Dünyanın en büyük sineması,
Dünyanın en büyük tiyatrosu,
Dünyanın,
Dünyanın,
Dünyanın...

Gerçekten öyle olsa bile
Priapos hiç
Dünyanın en büyük şeyi bende demiş mi?

12 Şubat 2014 Çarşamba

sözlük:))

Üç aşağı beş yukarı her dilin sözlüğü birbirine benzer.
Yani
Birinde olan kelimenin anlamı bir şekilde bulunur.

Ama bazı ülkeler vardır;
Sözlükte o kelime istediği kadar bulunsun,
Uygulaması yoktur.
Mesela;
İstifa etmek.
Yalan söylememek,
Yalaka olmamak,
Rüşvet yememek gibi

11 Şubat 2014 Salı

exe.ler:))

Allah kullarına samimi.exe yükler.
Yani hiç bir kulu dünyaya sinsi gelmez.
Sonra,
Bazı ideolojiler samimi.exe
Bazıları da sinsi.exe yükler.
Allah'ın samimi.exe ile Kulların yüklediği samimi.exe uyum içinde çalışırlar.
Yani
Kişinin ağzı ile gözü hatta yüreği beraber hareket eder.
Bu konuşması ile davranışlarına ve samimi bakışlarına yansır.
Eğer tersi ise
Yani Allah'ın samimi.exe üzerine sinsi.exe yüklenmiş ise
Doğuştan şaşılık ya da göz hastalığı yok ise
Gözler sürekli kıpraşır,
Ağız çok ilginç bir şekil alır,sağa ya da sola kayar ve sanki su içmemiş gibidir.
Söylediği ile davranışları sürekli çelişir:)
Yani
Götü, başı oynar:))

9 Şubat 2014 Pazar

sevgisizler günü:))

Bizim kapitalist sermaye,
Biri, para kazanma gerekçesi,
Diğeri de
Sosyal ilişkiler öyle zayıflamış ki
Bunu aklınca ayağa kaldırmak için,
Aslında her an kutlanması gereken önemli olayları tek güne indirmiştir.

Anneler günü,
Babalar günü
Öğretmenler günü,
Rehberler günü
Yakında,
Teyzeler,
Halalar,
Dayılar,
Amcalar günleri de sırada.

Bu haftada,
Sevgisizler günü sırada.

İki sevgili,
Birbirlerine her an ''seni seviyorum'' mesajı vermezler ise
Zaten o ilişki gitmez.
Neymiş efendim?
Bu hafta;
Sevgililer Günü.

Aşık olan insan;
Anasını,
Babasını,
Her şeyi unutur.
Bence siz bu günü de unutun gitsin.

5 Şubat 2014 Çarşamba

kompleksliyiz:))

Herkes Yüksek Lisans yapıyor.
Boyu kısa olan;
Topuklu ayakkabı.
Yükseklerde uçmayı çok seviyoruz.
Yüksek Seçim Kurulu,
Hakimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu,
Yükseklik korkusu.
Ne kadar önemli kurul var ise
Önünde YÜKSEK kelimesi.
Büyük-şehir, mesela.
Balkanların en büyük parkı.
Avrupa'nın en büyük Hava-alanı.
Ya yüksek
Ya da
Büyük ile başlayan kelimeler,makamlar, unvanlar...
Üst düzey yöneticiyim.
Üst geçit.
Ast-üst münasebetleri.
Siz hiç Priapos'un önüne büyük getirdiğini duydunuz mu?