4 Aralık 2015 Cuma

kumpas:((

Milletin gözü önünde oldu mu?
Oldu.
Millet ne yaptı?
İzledi.
Siyasiler?
Kimi,
Ben bu davanın savcısıyım dedi,
Kimi,
Adalete güvenmek lazım, dedi.
Şimdi
Kumpas ile mücadele ediyoruz diye
Üç beş kişi yakalamak ile
Asıl suçluların yurt-dışına kaçmasına göz yummak ile bu iş açığa çıkmaz.
Meclis bu konuyu her yönü ile araştırılmalı.
Buraya nasıl gelindi?
Ve
Bir daha böyle bir şey olmaması için tüm yasalar çıkarılmalı.
Yoksa
Dostlar alışverişte görsün gayretleri.

29 Kasım 2015 Pazar

sıfır sorun:))

Türküm,
Çünkü
Anam-babam Türk.
Müslümanım,
Çünkü
Anam-babam Müslüman,
Erkeğim,
Çünkü
Takdiri İlahi,
Beyazım,
Çünkü
Takdiri İlahi...
Demem o ki
Yüce Mevlam kurduğu sistemde,
Bazı şeyleri seçme hakkını bize bırakmamış.
Böyle düşünür isek,
Bu empatik düşünce yapısı;
Dünyada bütün çatışmalara,
Melhem olur.

5 Kasım 2015 Perşembe

kadın ve erkek eşit mi?

Kadın ve erkek,
Kesinlikle değil.
Ama erkeklerden daha üstün kadınlar.
Neden mi?
Bir kere,
En iyi hamalı tutsanız,
Doğuncaya kadar taşımaz,
Hem de
Karnında.
Doğar doğmaz,
Gözyaşlarına boğulmaz.
Bilahare;
Dünyanın en iyi hizmetçisi,
Bir annenin evladına yaptığı hizmeti yapamaz.
Ve
Nöbette uyumak yasak asker bile ayakta kaparken gözlerini,
Anne uyumaz.
Bolu Mengen'li aşçılar,
Anne sütü kadar mükemmel bir icat edemezler.
Ben senin bokunu yerim diye diye altını değiştirmez.
O, hasta olunca,
Hemen hasta kimse olmaz.
O'na ninniler söyleyemez,
La Fonte'den masallar okuyamaz.
Yemez, yedirir,
İçmez, içirir.
Son nefesine kadar,
Evladı eziyet etse bile aşkı bitmez.

Kadın ruhu;
Saçının telinden bile incedir.
Kadın ruhu,
En güçlü erkeğin kasından bile güçlüdür.

Zekaya gelince;
Beynin cinsiyeti olmayacağı gibi,
Kadınlar yönetir.
Erkekler yönettiğini zanneder.

20 Ekim 2015 Salı

sürmek:))


Bir anne olarak,
Doğar doğmaz,
Annen sana pişik olmasın diye pudra sürdü.
Tenine;
Yağlar sürdü.
Beslemek için,
Memelerini ağzına sürdü.
Ekmeğine yağ sürdü,
Acıyan dizine merhem sürdü,
Sana mis kokular sürdü...

Bir kadın olarak,
Far sürdü,
Oje sürdü,
Allık sürdü,
Sürme sürdü,
Elbisesine kokular sürdü...

Ama ihtiyaçtan,
Ama başka bir sebepten şimdi de bir araba sürmek istiyor.
Egosu yüksek bir erkek olarak diyorsun ki
Aman canım,
Bu kadın milleti de sürmeyi bilmiyor.
Yukarıda saydıklarım hep sürme ile ilgili.
E, değerli kardeşim,
Müsaade et te,
Bir şeyi yanlış sürsün.


19 Ekim 2015 Pazartesi

itibar:((

Sokaklarda aç insanlar görüyorum,
Aç.
Dilenen Suriyeliler.
İşsizlik had safhada.
İşler kesat.
Çoğunluk mutsuz.
Çöpleri karıştıranlar.
Pazarda, çürük-çarık domates peşinde koşanlar.
Kapıda,
Yardım gelecek,
Odun ve kömürü bekleyenler.

15 Ekim 2015 Perşembe

canlı bomba:((

Balığın canlı olması istenir,
Özellikle gözleri, cam gibi olmalı.
Canlı müzik,
Neşe demektir.
Canlı performans her yiğidin harcı değildir.
Tiyatro mu?
Sinema mı?
Şüphesiz, tiyatro çünkü canlıdır,
Canlı.
Bazı insanlar çok canlıdır,
Biz bunlara,
Candan deriz.
Yani canlı,
Adı üzerinde,
Canlı, canlı.
Sen bu kadar canlı üzerine,
Git canlı bomba de olmuyor.
Ve üzerine;
Bomba gibi haber.
Siz hiç bombanın yürekleri sevindirdiğini duydunuz mu?
Hep acıtır,
O halde,
Lütfen,
Bomba gibi haber demeyin,
Ne derseniz deyin.

11 Ekim 2015 Pazar

400:((

Her şey 400 istiyorum ile başladı.
Belki de beklenti daha da yüksekti.
400.
Neticeler belli olunca,
Ne 400'ü?
400'ün çok altında idi.
Peki, neden illa 400?
Çünkü
404 deyince akla kuvvetli bir yapıştırıcı gelir.
Yapıştılar.
Kalmak istiyorlar.
Tatlı bir hayat bu.
Bir yandan çalıyorsun,
Tavernacılar gibi
Diğer yandan da alkış.
Üstüne mahkeme kapıları çok uzak.
Yolun bir düşer ise atalar içeri.
Arada bir kaçırıyorlar ağızlarından,
Allah'tan.
400 olmadı, bu kaos ondan diye.
Bu 400'ün alınması için,
Düne kadar çözüm süreci diye dikkate alınan Kürtler baraj altı.
Üstüne Türkeş ile ne gelir ise Allah bereket versin.
Bu arada,
Şehitler,
Ölüler,
Katliamlar,
Ve canlı bombalar...
Seçime kadar bu böyle devam edecek.
Seçimden sonra,
Aynen devam.
Çünkü
Amaç;
Siyasal sistemi tıkır tıkır işleyen bir sisteme oturtmak değil.
Yeter ki bana çalışsın.
Bir olay olduğunda,
O arasın.
Bu arasın.
Adımı dağlara yazmış,
Bir eşkiya sürüsü.
Peki neden dört yüz?
Samimiyetsiz bir yüz,
Sahtekar bir yüz,
Hırsız bir yüz,
Fırıldak bir yüz.
Bu dört yüzden bırakın Memlekete,
Kendilerine de fayda gelmez:((

9 Ekim 2015 Cuma

bizden neden adam olmaz:((

Sen git,
Millet, Prien'de ilk şehir plancılığı ile tanış.
Bilahare her yer;
Gece kondu.
Şimdi de yık onları,
Yerlerine apartman dik.
İlk barajı yap Hititler ile
Her yer HES olacak diye doğanın AMK.
Antik kentlerde o zamanlar altyapı var diye övün,
Yeni kaldırımları sök,
Yerine yeni kaldırımlar koy.
Peyzaj diye her gün ağaç dik, ertesi gün sök.
Asfaltın anasını ağlat.
Olmayacak yerlere asfalt dök.
İlk borç ile Dolmabahçe'yi yap,
Hazinede para olmamasına rağmen Mavi Cami'yi.
Şimdi de
Restore ediyorum diye ihaleleri yandaşa ver.
Yollar yandaşa bittiği gün, bitmeyen ve asla bitmeyecek yol bakım ve onarım çalışmaları
Apartmanları yandaşa.
Tüm ihaleleri yandaşa.
Değişen ne?
Nasıl adam oluruz?
Bu kafalar ile mümkün değil:((

8 Ekim 2015 Perşembe

eğitim:((

Kumpas davaları birer birer neticelenmekte.
Ve geç te olsa adalet yerini bulmakta.
Peki bunlar neden oldu?
Konunun derinliklerinde eğitim var.
Biri önce göklere çıkarılan şimdi de terörist ilan edilen bir dini lider.
Diğerleri de
Dindar ama Mevlana'nın deyişi ile
''Köpeklerin dostluğu aralarına kemik atıncaya kadardır''
Beraber yürüdük biz yollarda diyorlardı kemiğe kadar,
Ne istediler de vermedik,
Ben bu davanın savcısıyım,
Bizde de savcılar var...
Düne kadar
Dinler arası diyalog ve hoşgörü derken
Şimdi de
Aynı dine mensup
İki dindar grup birbirlerini yiyip duruyorlar.
Dindar kumpas yapar mı?
Yapmaz.
Dini lider müritlerine sinsi olun der mi?
Demez.
Peki iki dini grup kumpas için birlikte hareket eder mi?
Etmez.
O halde?
Allah der mi sinsi olun ve kumpas yapın?
Haşa.
O halde
Verilen dini eğitimler yanlıştır.
Arkalarında yabancı istihbarat örgütleri vardır.
Çare;
Yerli ve milli eğitimdir.


2 Ekim 2015 Cuma

Abd'de neden arada bir okul basma ve toplu katliam oluyor:((

İçlerinde Bosna'da altı ay kaldım.
Abd'lileri şöyle düşünün;
Bir apartman,
Her bir dairesi bir Milletten.
Bu apartmanda,
Dünyanın her ülkesinden bir üye var.
Bunların kimi çok eğitimli, kültürlü ve sağlıklı,
Kimi de tam tersi.
Böyle bir apartmanda,
Kim kimi tanır?
Kim kime selam verir?
Kim kime güvenir?
Gider, derdini paylaşır.
Bu hal insanları bunalıma sokar.
Üstüne,
Aç film/videoları,
Sadece savaş/katliam vurdulu kırdılı abuk-sabuk filmler izle.
Bu izlemeler de
Kişileri kendine benzetir.
Bir de
Silah almak ve satmak peynir ekmek.
Tüm bunları yan yana koyunca;
Ruh sağlığı bozuk bir toplum,
Medyanın kendine benzettiği bir toplum,
Silah tüccarlarının satış yaptıkları bir toplum.
Bu durumda
Az bile oluyor.
Çare;
Silah satışı yasaklanmalı,
Psikolog/psikiyatr desteği ücretsiz verilmeli,
Bireyler dertleşmeli, aileler görüşmeli,
Bizdeki gibi Yeşilçam filmleri devreye girmeli.

29 Eylül 2015 Salı

savaş ve spor

Savaş;
Allah'ın yarattığı insan/hayvan hatta bitki genetik yapılarının fıtrata uygun tecelli etmesidir.
Spor ise
Allah'ın verdiği akıl ile insanoğlunun eğlenirken bu işi yapanların da iyi para kazanmasıdır.
1.
İkisi de strateji ve taktik içerir.
2.
İkisi de öncesi, hazırlık gerektirir.Hatta ''barışta ter dökmeyen savaşta kan döker''
3.
Savaş; bir milletin maddi/manevi top/ yekun harp etmesi iken spor ise taraftarlar, yöneticiler ve sporcuların yenme gayretleridir.
4.
Savaş, ölüm/şehit/gazi/yaralı da olsa sanki hiç bir şey olmamış gibi devam ederken, spor durur.
Ölüm var ise maç iptal olur.
5.
Savaşta fanatikler, insanlık tarihini, tecavüz, işkence ile öldürme, toplu katliam gibi utanç haberleri ile doldurur.Ve işledikleri savaş hukukuna göre suçtur.Savaş mahkemelerinde yargılanmaları gerekir.
Sporda ise fanatikler hiç günahı olmadığı halde bir taraftarı öldürebilir.
Çünkü fanatizm; duyguların bir mantığın sıfır olma halidir.
6.
Savaşı vergileri halk vergileri ile finanse eder, sporu taraftar.
7.
Savaşın galibi, karşı taraftan başta toprak olmak üzere, anlaşma ile maddi/manevi haklar talep ederken, sporda puan esası belirler.
8.
Savaşın kuralları belli değildir, sporda ise olabildiğince bellidir.
9.
Savaşın nasıl çıkacağı belli olmaz, spor ise lig fikstürü dahilinde yapılır.
10.
Savaşın hakemi olmaz, spor ise hakemsiz yapılmaz.
11.
Savaş tarafların kabul ettiği bir yerde bir anda başlar, sporda ise kendi sahan ve deplasman vardır.
12.
Savaşı Komutanlar yönetir, maçı hakemler.
13.
Savaş, çok acı maddi/manevi yaralar bırakır, ardında.Sporda ise kazanan mutlu, kaybeden bir dahaki maça konsantre olur.
14.
Savaş bir milletin tüm kaynaklarını tüketir, maç ise kazananı zengin ederken kaybeden  de hakkını alır.
15.
Savaşta, Komutan yapılan ve yapılmayan her şeyden sorumlu Komutan'dır.Sporda ise teknik direktör.
16.
Savaşta Komutana Kurmay Heyeti yardımcı olur, Teknik Direktörün ise yardımcıları vardır.
17.
Savaşın bir daha olması asla arzu edilmez, sporda ise yenilen pehlivan güreşe doymaz.
18.
Sezen Aksu ''Savaşma, seviş benimle'' diyebilir ama askerlerin böyle bir şansı yoktur.
19.
Savaş şartları çok zordur, aç-susuz, uykusuz, banyosuz, saç-sakal traşsız, bir sinir harbidir, spor ise bir eğlence.
20.
Sporda oyuncu sayıları ile oyuncular teke tek ise her şey belirlenmiştir.Savaşta böyle bir şey yoktur.
21.
Tüm buluşlar, savaşta daha da üstün olalım, rakiplerimize fark atalım, üstünlük sağlayalım ilkesi gereğidir.Sporda kurallar, çok nadir değişir.
22.
Savaş teknolojiyi, teknoloji savaşı kullanır.Sporda ise teknoloji pazarlama/reklam ve para kazanma gereğidir.
23.
Sporda antrenör gerektiğinde oyuncu değiştirir, savaşta asker tamamlanır, birliklerin yer değiştirmesi çok zor bir harekat şeklidir.
24.
Savaşı kazanmak için suç bile olsa her yol mübağ sayılır, sporda böyle bir şey olamaz.
25.
Sporda başarı prim ile ödüllendirilir, savaşta görevin gereği yapılmıştır.
26.
Her savaşta bir kahraman çıkar, sporda da yıldız oyuncu.Kahraman asker daha sonra Başkomutan, yıldız sporcu da teknik direktör olur da büyük işler başarır ise adı kalıcı olur ve çok anılır.
27.
Nasıl ki bazen top direğe çarpar içeri girer gol olur ya da dışarı çıkar gol olmaz buna benzer kadar anları savaşlarda da yaşanır.
Seyit Onbaşı'nın topu kaldırması ve atışı müteakip gemiye isabet etmesi, buna somut örnektir.
28.
Savaş ve sporda kader anları vardır, Mustafa Kemal'e şarapnel parçasının köstekli saatine çarpması ve hayatta kalması, kader anıdır.
29.
Savaş ve sporda her iki taraf bir çok kahramanlık hikayeleri ile halkını coşturur.
30.
Savaşta ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum demesi gibi teknik direktör de çıkın dünyaya kim olduğunuzu gösterin, der.
31.
Nasıl ki sporda seyirci desteği çok önemlidir, savaşta da Millet desteği.
32.
Ruhsuz ne kazanılır?Ne savaş ne de maç.
Kağıt üzerinde galip görünenler, sahadan mağlup ayrıldığı çok olmuştur.Halk dilinde buna evdeki hesap çarşıya uymaz, denir.
33.
Savaş ve sporda teknik ve taktik çalışmalar, bilimsel esaslara dayandırılmalıdır.Kazanma hırsı ise ruh ile olur.
34.
Hem savaşta hem de sporda başarıya; disiplin ile ulaşılır.
35.
Hem savaşta hem de sporda planlama ile gerçek uyuşmayabilir.Bu nedenle  müdahale ya da plan değişikliğine gidilebilir.
36.
Gelelim ağlatma konusuna;
Bazı spikerler maçı çok iyi anlatır, bazıları da ''ağlamak istiyorum'' der.
Savaşta zaten analar ağlamıştır, ağlayacağı kadar.Ateş düştüğü yeri yakar.
Bu savaşları anlatırken gerçekten duygulananlara bravo.Bir de nabza göre şerbet verenler vardır ya da tiyatro gibi oynayan.Bunlara da bravo:))
Uzun lafı kısası;
Bir şeyi anlatırken, soyut olan bir kavramı; somuta indirgemek;
Bu zor savaşı nasıl daha kolay, anlaşılabilir, arayışıdır.


14 Şubat 2015 Cumartesi

özgecan:((

Bir evlat babası olarak,
Bu konu asla kabul edilemez ama
Toplumun vicdan tepkisi ile dikkatimi çeken hususlar;
Özgecan'a yapılan kabul edilemez,
Vicdansızlık gibi
Nice vicdansızlıklar yapıldı,
Bu Memlekette.
Kimi bireysel,
Kimi topluca.
Ya aydınlardan ses çıkmadı,
Ya da
Ünlü sanatçı dediğimiz kişilerden.
Hatta
Ben bu davanın savcısıyım,
Bizde de İtalya'daki gibi savcılar var,
Savcı'ya zırhlı araç ve koruma verenler...
Üstüne,
Millet bağırsaklarını temizliyor.
Cumhuriyet ile hesaplaşıyoruz diyenler...
Ne istediler de vermedik,
Hocam gel, bitsin bu hasret,
Biz zaten emniyet ile adliyeyi Cemaate teslim etmiştik deyip
Bilahare,
Kandırıldık diyenler.
Şimdi paralel yapı ile mücadele diyenler.
Burada o kadar vicdansızlıklar yapıldı ki
Hangi birini sayayım?
Yani demem o ki
Bu toplum,
Tüm vicdansızlıklara,
Özgecan olayında olduğu gibi
Topyekun karşı çıkmadıkça,
Daha çok
Maddi/manevi vicdansızlıklara gebe kalacağız:((

sevgisizler gününüzü kutlarım:))

Ne kadar,
Her an yaşanması gereken duygu var ise
Bunları bir güne indirdiler.
Analar günü dediler,
Ardından Babalar,
Bu gidişle,
Yakında,
Halalar,
Teyzeler,
Amcalar,
Dayılar günleri de yakın.

Analık bir günde anılacak bir olgu mu?
Ya da
Babalık.
Hele Sevgi.
Ama hepsi bir güne düştü.

Korkarım bu gidişle,
Gün, saate inecek.
Saat, dakikalara,
Dakikalar, saniye,
Saniyeler de salise
Ve tüm değerli anlar,
Yok olup gidecek:((

13 Ocak 2015 Salı

gizli aşk bu söyleyemem derdimi:))

Yüce Mevla'm,
Tüm can verdiklerini,
Samimi yaratmıştır.
Bu canlılardan bitki ve hayvanlar,
Aynen devam ederler,
Samimi yaşamlarına.
Biz sözde akıllı insanlara gelince;
Belli bir yaşa kadar evet.
Bilahare,
Allah'ın samimi.exe yüklediği ROM(silinemez) hafızaya,
Kutsal değerleri kullanarak,
Ruhumuz bile duymadan,
Birileri, çok ustaca, sinsi.exe.yi RAM(silinebilir)hafızaya yükleyebilirler.
Bir yanda,
Allah'ın samimi.exe.si, diğer yanda kullarının yüklediği sinsi.exe beraberce çalışırken,
Her şeyden önce yorarlar o beyni.
Ruh sağlığını bozarlar.
Sevimsiz yaparlar.
Dengesiz hale getirirler.
Mantık arama,
Bu gün ak dediğine,
Yarın kara dedirtirler.
Bu sevimsizlik yüzünüze yansır.
Gözünüze yansır.
Hatta,
Götünüze.
O nedenle,
Bu adamın götü başı oynar demişlerdir.
Silin o sinsi.exe.leri RAM'den,
Açın çöplüğe.
Orada da durmasın ama:))
Allah'ın samimi.exe.si çalışsın beyninizde.
O kadar mutlu ve huzurlu olacaksınız ki
Tüm samimiyetler sizinle olacak:))

11 Ocak 2015 Pazar

ağzı olan:))

Yüce Mevla'm
Bize iç ve dış organlar vermiş.
Ama biz içlerinden bir tanesini seçip
Deyiş yapmışız.
''Ağzı olan konuşuyor''
Halbuki sadece ağzımız mı var?
Aristo mantığı ile gidecek olacaksak;
Gözü olan görüyor,
Kulağı olan duyuyor,
Teni olan dokunuyor,
Akciğeri olan nefes alıyor,
Böbreği olan süzüyor.
Çükü olan işiyor:))
Ve
Bu düşünce ile bu iş şuraya varır;
Götü olan sıçıyor:))

8 Ocak 2015 Perşembe

sus:))

Sus Kardeşim,
Sus.
Sustukça susayacaksın.
Ama
O an
İçecek bir damla su bulamayacaksın:))

mizah:))

Az çok düşünen birisi olarak,
Fransa'da karikatüristlerin öldürülmeleri üzerine;
İlk sorum şu;
Düşünen organ?
Beyin.
Allah ne için verdi o organı?
Düşünmek için.
Peki,
Neden nefes almak suç olmuyor da
Ya da
İşemek?
Gerçi Memleketimizde sık sık,
Bana neden YAN baktın diye maalesef çok kişi öldürülmüştür.
Bu da bize özgü.
Yani demem o ki
Allah bize iç ve dış birçok organ vermiş.
Neden karaciğerden, böbrekten ya da dişlerden dolayı birisi öldürülmüyor da
Allah'ın düşünün diye verdiği organ,
Beyin yüzünden birçok kişi ölüyor da
Diğer organlardan ölmüyor?
Allah'ın bize bahşettiği beyin, hayvanlara göre her şeyi düşünür.
Bu suç olamaz.
Vazifesi bu.
Zaten düşünmüyor ise
Hastaneye gidiyoruz.
IQ'sü düşük.
Ya da
Bunadım.
Kızınca;
Geri zekalı bu, beni anlamıyor diyoruz.

Karikatüristleri öldürenler,
Sizi dünyaya getiren anneler ve babalarınız düşünüyordu.
Doğumunuza yardımcı olan doktorlar ve ebeler de düşünüyordu.
Elinizdeki silahı düşünen birisi yaptı.
O kıyafetler hatta kendinizi gizlemek için taktığınız bereleri düşünen insanlar yaptı.
O araç?
O hale gelinceye kadar kim bilir kaç kişi düşündü?
Muhtemelen cep telefonlarınız ve sosyal ağlarınız da vardı.
O hale gelinceye kadar kaç kişi düşünerek bu hale getirdi?
Şimdi sizler yakalandığınızda hukuk sizi düşünerek yargılayacak.
O zaman siz benim gibi düşünmeyenleri öldürdünüz:((
Peki,
Tek yumurta ikizi olsa idiniz, aynı mı düşünecektiniz?

Lafın gelişi;
Ben senin ağzına sıçarım Memlekette çok sık kullanılan bir argodur.
Farz edelim ki
Biri Kızılay'da herkesin içinde sıyırdı ve sıçmaya başladı.
Buna genel bakış açısı, deli der.
Ve güler geçer.

Ama biri gerçekten birinin ağzına sıçmaya kalkarsa bu suçtur,
Ve cezası vardır.

Şimdi burada kritik soru şu;
Ölümü düşünerek,
Sanat yapmak ya da buluşa imza atmak,
İnsanoğlu sansüre uğramaz mı?

Düşünenlerin bazı eylemlerinden çok mu rahatsız oluyorsun?
Dava aç.
Bırak hukukçular düşünsün.

Seni birileri öldürse?
Neden ben gibi düşünmüyorsun diye
O zaman TEK canlı kalır mı?

Yani uzun lafın kısası;
Düşünce suç olamaz, çocuklar düşe kalka büyür:))