24 Şubat 2013 Pazar

fişleme:))

Gerçi bizi o da ilgilendirmez ama
Adama yüz kızartıcı suçlarını sormuyoruz;
Bu suçlara ırza tasaddi,sarkıntılık, kız, kadın ve erkek kaçırmak, fuhşa tahrik, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma,yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, hileli iflas suçları...

Sorduğumuz siyasi görüşün ne?
O da soracağımızdan değil.
Ama
Her konuda ahkam kesiyor ya.
Sanki yüz kızartıcı suçun var mı desen bu kadar kızmaz.
Öyle kızıyor ve saçma sapan cevaplar veriyor ki
Sanki
O an sen yüz kızartıcı bir suç işledin.

ben buyum:))

Tuttuğun takım?
Hemen söylüyoruz.
Sevdiğin çorba?
Hiç düşünmeden.
Sevdiklerin?
Nefret ettiklerin?
Hiç düşünmeden.
Peki,
Hangi partiden?
Ya da
Tarikat/Cemaattensin?
Orada acayip kazık bir fren,
Neden acaba?

23 Şubat 2013 Cumartesi

alın teri:((

Ne zaman bir çöpçü görsem,
Mecbur kalmıştır ama helal para.
Ne zaman bir vidanjör şoförü görsem,
Mecbur kalmıştır ama helal para derim.
Ne zaman çok zengin birini görsem,
Helal mi?
Allah bilir:(( 

22 Şubat 2013 Cuma

Amerikalı:))

Amerikalı,
Malum, 72 Millet diyorlar ama orada her Milletten insan var.
Ve bu insanlar,
Hangi ülkeden olursa olsun,
Eline ABD Bayrağı alıyor ve Amerika diyor.
Sorarlarsa da
Amerikalıyım diyor.
Bizden de çok kişi var, Amerika'da.
Orada Amerikalıyım diyen Halkım,
Bakın burada ne diyor?
Ben Kürdüm:))

biat:((

Kişi,
Yeteneği hangi konuda ise
O meslekte ya da hobide çok başarılı olur.
Ama
Biat diyor ki
Hizmet için,
Kaymakam ol,
Vali ol,
Komutan ol,
Savcı ol,
Hakim ol.
Hatta bir aralar,
Öyle bir eş al ki son derece modern olsun, mini giysin, içki içsin.
Gel zaman git zaman bu nesil,
Hakim oldu,
Savcı oldu,
Kaymakam ya da Vali.
Ama bir türlü mutlu olamadı:((

en pahalı:((

Dünyanın en pahalı yakıtı bizde.
Bu şu demek;
Bizde her şeye yansıyor, bu pahalılık.
Peki,
Dünyanın en pahalı yakıtı bizde de
Dünyanın en iyi yönetimi kimde:((

21 Şubat 2013 Perşembe

gibi görünmek:))

Bir Televizyon, gibi görünmez.
Çamaşır makinesi de buzdolabı gibi görünmez.
Cep telefonu, saksafon gibi görünmez.
Ayı da Zürafa gibi.
Kavak ağacı, çam gibi.
Altın gümüş gibi görünmez.
Yani ister canlı,
İster cansız olsun,
Gibi görünen yoktur.
Peki,
İnsanlar?
Hem Mevlana'dan ya olduğun gibi ya da göründüğün gibi görün derler,
Hem de
Ne kadar gibi görünmek varsa,
Hepsi için gayret gösterirler.
En gıcık kaptıklarım da
Sinsi ama samimi gibi görünenler:))

hayvan:))

Bazı duyarlı sanatçılarımız var,
Allah'ın yarattığı üç tür canlıdan maalesef sadece hayvanlarla ilgileniyorlar.
Bu arada koskoca orman yansa,
Hayvan değil.
Ya da
Bir insan sürüm sürüm sürünse umurunda değil.
Bak değerli hayvan sever Kardeşim,
Can, candır.
İster bu can, insan,
İster hayvan,
İster bitki çayı olsun:))

20 Şubat 2013 Çarşamba

badem:))

İnsanlar birine kızdığı zaman Lakap takarlar,
Ya da
İnsan yerine bitki veya hayvan isimlerini tercih ederler.
Öküz derler,
Deve,
Ya da
Eşek herif.
Ayrık otu,
Isırgan,
Diken...
En son bu kelimelere;
Badem eklendi.
Allah'ın can verdiği tüm canlar, samimidir.
Birine bir şey diyecekseniz;
O'na sinsi deyin,
Karaktersiz,
Ya da
Kaypak:))

19 Şubat 2013 Salı

ihanet:((

Bir kadın her şeyi affeder,
İhaneti affetmez, ayrılır.
Patron her şeyi affeder,
İhaneti affetmez, işten atar.
Seni getirmişler büyük bir şirketin başına;
Beklenen ise karı artırmak, yeni yatırımlar yapmak ve büyümek.
Ama bunları yaparken,
Affedilmeyeceğin tek şey;
İhanet, sizinle çalışmıyoruz.
Peki şimdi kolay bir soru;
İhaneti sadece aldatan eş,
Ortak,
Ya da profesyonel yöneticiler mi yapar?
Ya bunlar bizi yönetenlerse?

al yanına:))

Allah'ım,
Tez al yanına.
Bıktım artık her gün şu din daha üstün,
Bu din daha iyi vaazlarından.
Hele Memlekette.Saymadım kaç yıl oldu şarkısı kadar,
Tarikat ve Cemaat var.
Hazret ve Hazretleri desen?
Şimdiye kadar gönderdiğin Peygamber sayısını çoktan geçmiştir.
Arada bir menfaat savaşları desen?
Valla nerede ise herkes birbirinin gözünü çıkaracak.
İşte bu nedenlerden beni tez yanına al Allah'ım,
Orada sadece senin dinini yaşamak istiyorum:((

soyulmak:))

Bebek daha doğar doğmaz,
Annesi soymaya başlar.
Sonra mahalle arkadaşları...
Haberlerde hep soygun haberleri...
Sosyete ise plajda soyunur.
Sanatçılar, sanat için.
Protesto edenler, protesto için.
Herkesin haklı bir soyunma gerekçesi vardır.
Ama şöyle dünyaya bakınca,
Bizim kadar soyulan bir Memleket çok azdır.
Bunda etken de
Yanlış tarım politikamız;
Sen bu kadar patates ve soğan yetiştirirken;
Soyulursun, elbet:))

15 Şubat 2013 Cuma

beyin:))

Allah, kullarına organlar vermiş.
Bu organlar;
İç ve dış diye ikiye ayrılıyor.
Zaten doktorlar da dahiliye ve hariciye.
Her organın görevi var.
İçlerinde tek düşünebilen: beyin.
O da ortam müsait ise.
Kulları da şöyle düşünüyor;
Valla beyin benim için;
Karaciğer, akciğer, böbrek ne ise O.
Ben niye düşünecekmişim?
İstiyorsa, o kendi kendine düşünsün.
Buna biz koyun psikolojisi de diyoruz.
Ot gibi yaşamak, diğer adı ile.
Kimi de diyor ki
Allah beyni niye verdi?
Düşünsün diye.
Bırak, düşünebildiği kadar, düşünsün.
Her şeyi düşünsün.
Düşünce sınırlarını zorlasın.
Sağlığın bozulunca, sana lazım olan tıbbi cihazları, ilaçları, tedavi yöntemlerini kimler yarattı?
(Hemen biatçı birisi yaratmak, Tanrı'ya mahsustur, der gibi:))
Kullandığın, internet, cep, sosyal ağlar ve teknolojik imkanları kim yarattı?
Elbette, düşünen beyinler.
Zaten istese idi Allah;
Herkesi aynı düşünen canlılar gibi yaratırdı, hayvan ve bitkilerde olduğu gibi.
Bir de ileri demokrasi olan ülkelerde şöyle düşünmek gerekiyor;
Suç işlemeden düşünmek.
Bu nasıl olacak?
Valla, hakimin kararı;
Yasak ise, bu yasaktır, değilse değildir:))
Peki,
Ya Hakim ya da savcı biat kültürü ile yetişmişse?
Oraları karıştırma,
Boyundan büyük laflar etme,
Bak seni de içeri atarım, sonra.





14 Şubat 2013 Perşembe

Aristo:))

Bir varmış,
Bir yokmuş...
Hikaye bu ya;
Adı Milet olan küçük bir köyde;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Milet
Herodot;hafiten biraz sallamış;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Herodot
Adam, ne ileri görüşlü imiş,
Hero.dot.com,
O tarihte web sayfası varmış gibi isim almış.

Bir sapık türemiş,
Adı Aristo imiş.
Malumunuz, bir baltaya sap olamayanlar;
Sapık olur.
Bir tecavüz, iki tecavüz derken,
Nerede ise Milet'te düzülmeyen kalmamış.
Düzülenlerin de ortak noktası;
-Ana- olmaları imiş.

Yakalanması ise mümkün değilmiş, bu sapığın.
Ama bir gün,
Rüyasında suçunu sayıklarken,
Her şeyi tek tek anlatmış.
Ve bu suç ve ceza daha Tolstoy kaleme almadan,
Yargıya intikal etmiş.
Dava hemen başlamış;
Hakim erotik bir dava olduğu için gizlilik kararı aldırmamış.
O zamanlar, öyle sık sık gizlilik kararı verilmezmiş, her şey aleni imiş,
Çünkü Milet'te ileri olmayan,
Sade kahve gibi lezziz bir demokrasi varmış.
Ayrıca felsefe eğitimi alıp başarılı olamayanlara değil yönetim,
İda Dağ havası bile vermezlermiş.
Platon bilmişi demiş ki
http://www.historicalsense.com/Archive/Platon2_.htm
Kralların filozof ya da filozofların kral olduğu güne kadar, toplumlar gün yüzü görmeyeceklermiş.
Bak şu bilmişe, ne de büyük laflar etmiş, götü yere yakın alçak herif.

Neyse,
Uzun tutukluluk süresi olmayan dava;
Çünkü o zamanlar daha ilerisi olmayan bir demokrasi olduğundan, hemen neticelendirmek esasmış.
O zamanlar -Ebu Suud Efendi- daha dünyaya gelmeden,
Milet'te yargıçlar varmış.


Hakim demiş ki
Köy'de o kadar genç kız varken,
Neden özellikle ve güzellikle;
-Analar-?

Aristo demiş ki
Valla demiş Hakim Bey;
Anama sordum;
Ana beni dünyaya kim getirdi?
Leylekler...

Herkesin ayrı bir odası olmadığı için ailece,
Aynı odada yatarken bir gün;
Anam Babama dedi ki
Senin şu oğlan amma salak,
Seni leylekler getirdi, dedim, hemen de inandı,
Halbuki sen beni şimdi ne yapıyorsun?
Beni belliyorsun:))

Aristo da istemeden kulak misafiri olmuş.
Hatta kendini böcek gibi hissetmiş.
Biraz da utanmış.
-Bunlar nasıl dindar?
Bana bile en ciddi konuda bile yalan söylüyorlar.
Tabii o zamanlar,
Daha Kadirzm yok iken Paganizm varmış.
Ana, Priapus Tanrısı'na tapınırken;
http://en.wikipedia.org/wiki/Priapus
Baba da Artemis'e tapınırmış;
http://en.wikipedia.org/wiki/Artemis
Priapus'un özelliği; alet ve avadanlık takımı; boyundan uzun olması,
Artemis'te Maşaallah ben sütü bol inekler gibi imiş.
Priapus iş üzerinde iken;
İbo'dan dam üstünde un eler, tombul tombul meler''i
http://www.youtube.com/watch?v=mA5s0VkB-io
Anası da
Yonca Evcimik'ten ''Bandıra, bandıra ye beni'' yi dinlermiş.
http://www.youtube.com/watch?v=ovqY-6S3hqs
Sapık ulan bunlar, resmen sapık.


İş bittikten sonra,
Ana, Babasına öyle övgüler dizmiş ki
Bi daha, Bi daha istemiş, Levent Yüksel'den,
http://www.youtube.com/watch?v=Ju_zMHcTBNA
Baba da boş durur mu?
O da,
Namık'tan arabada beş, evde on beş'i söylemiş:
http://www.youtube.com/watch?v=s0D4KlvD5OA

Bizim Aristo'nun kafası iyice karışmış;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aristoteles
Ama daha mantı ile tanışmadan,
Düz mantık kullanmış;
Yalan söyleyeni,
Anan bile olsa halledeceksin,
Kancık Milet'i değil mi?
Her zaman düzeni sever,
Hatta tapar demiş.

Aristo;
Bu olaydan sonra önüne gelen her Ana'yı anasından intikam alma düşüncesi ile bir güzel bellemiş,
Bellemiş, bellemiş...
Ta ki enseleninceye kadar.

Hakim demiş ki
Seni ayağına elektronik kepçe takıp serbest bıraksam,
Tekrar yapar mısın?
Ben, bu Milletin Anasını yeteri kadar belledim,
Gerisi de
Benden sonrakilere kalsın, demiş.



baba:))

Baba'nın on tane kızı olsun.
Baba'nın en nefret ettiği kişi;
Analarının ilk aşkı.
Bir gün baba,
Bu nefret ettiği kişinin,
Analarından sonra, maalesef bir kızı ile de birlikte olduğunu duyunca;
Kızları toplamış,
Ve şu soruyu sormuş;
Ulan demiş,
Benden önce,
Ananızla da birlikte olan,
Şu ırz düşmanına,
İçinizden kim verdi?
Hepsi de tek tek ''Ben vermedim''Buba,
Valla iki gözüm önüme aksın demiş.
Baba da kızarak demiş ki
Söyleyin ulan açıkça,
Yoksa ben vereceğim:))

sevmek:((


Sevmek ya da sevmemek,
Normal yaşamda,
İnsanın iç dünyasında oluşur.
Hatta filmlere bile konu olmuştur;
''Benden nefret et ama bana acıma''
Mesela Hitler;
Tüm tarih kitapları kötü anlatır,
Herkes kötü der.
Ama çok yakından tanımış birisi, şunu diyemez mi?
Ya, Kardeşim, bu adamın yaptıklarına ben de katılmıyorum ama yakından tanımış olsa idiniz benim gibi
Eminim, siz de severdiniz, insan olarak.
Gelelim;
Mustafa Kemal'e;
Malum Memlekette iki grup var;
Deli gibi sevenler,
Deli gibi nefret edenler...
Bu her iki gruba sorum şu;
Buna kendiniz mi karar verdiniz?
Atatürk'ü, yakından tanıma fırsatınız oldu mu?

başım:))

Lügatımızda çok iddialı cümleler vardır.
Gerçi bu sözleri zaten yapacak olanlar, asla söylemez.
Sadece o an gelince, yapar.
Bunlardan birkaçı;
Senin için ölürüm.
Son nefesime kadar seni seveceğim.
Canım sana feda
Ve
Başımın üstünde yeri var gibi bir sürü benzer cümleler...
Elbette
Biz bilemeyiz kimin samimi?
Kimin sadece dilinin ucu ile söylediğini?
Bana gelince;
Bizim bir kuş var adı Boncuk;
Şimdiye kadar,
''Başımın üstünde yerin var'' dediğimi pek hatırlamıyorum.
Ama bir gerçek var ki
Boncuk,
Yaklaşık iki yıldır, tam tepemde
Ve ben şimdiye kadar bir an,
Git başımdan dediğimi hatırlamıyorum:))

helal:((

Ne zaman bir çöpçü görsem,
Mecbur kalmıştır ama helal para derim.
Ya da
Bir fahişe.
Ne zaman çok zengin birini görsem,
Mecbur kalmış olabilir ama
Helal mi?Haram mı?
Allah bilir.

günler:))

Analar,
Babalar,
Sevgililer günü derken,
Her geçen gün piyasaya yeni bir gün çıkıyor...
Allah, sonumuzu hayır etsin.
Bu günlerin, malum, bir ekonomik yönü var.
Bir de
İnsanlar anasız kalmış, benim de bir anam olsun,
Ya da
Babasız kalmış, benim de bir babam olsun demiş.
Peki,
Bir gün biri çıkar da
Şu günde ''Oh My God'' günü olsun derse,
Ne edeceksiniz?

11 Şubat 2013 Pazartesi

Mitoloji:((

Atatürk diye birisi 1881 yılında doğmamıştır.
1914'te Çanakkale Savaşlarında bulunmamıştır.
Şarapnel parçası göğsüne denk gelmemiştir.
1921 Sakarya'da Atından düşerek kaburgalarını incitmemiştir.
Ve
1922 Büyük Taarruzu sevk ve idare etmemiştir.
24 Temmuz 1923'te Lozan'da bir anlaşma kendiliğinden imzalanmış,
13 Ekim 1923'te Ankara kendi kendine Başkent olmuş,
1923'te ise Cumhuriyet, kendi kendine ilanda bulunmuştur.
1 Kasım 1928'te, kendiliğinden harfler yer değiştirmiştir.
Seçme ve seçilme hakları gökten zembille inmiş,
Atatürk diye birisi üç dönem Cumhurbaşkanlığı yapmamıştır.
10 Kasım, 0905'te, Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk diye birisi bağıra bağıra ölmemiştir.
Tüm bunları neden mi yazdım?
Hani şu,
Beton Kemal veya Deccal diye şakirtlerini nefret ettirenler var ya
Kardeşim, boşuna uğraşıyorsunuz.
Böyle birisi hiç yaşamamış ki.

9 Şubat 2013 Cumartesi

kindar:((

Bir nesil yetiştirildi;
Kindar.
Ama bu arkadaşlar farkında ya da değiller ama kindarlar.
Ve burada,
Maalesef din kullanıldı.
Buna Allah ne der?
Bu değerli kindar kardeşlerimize sen şu olacaksın,
Hatta şununla evleneceksin dendi.
Emir büyük yerden.
Sonra, işe yerleştirildiler.
Bunun için Hak Hukuk hikaye.
Hak eden kazansın, bir yana kopyanın daniskaları yapıldı.
Bu arada,
AB'ye NAH gireceğiz diye bir sürü samimi yasalar çıkarıldı.
Bunlar kulağa hoş gelen şeylerdi ama samimilerle.
Apo teslim edilir edilmez, idam kalktı ki bunu kaldırtanlarda hala uygulanıyor.
Satranç oyunu gibi piyonlar, o kadar ustaca yerleştirildi ki
An geldi,
Düğmeye basıldı.
İçeriye ne kadar muhalif varsa tıkıldı.
İlk deneme aslında,
Van Rektörü idi.
Ve o olayda maalesef gururlu birisi hapishanede kendini astı.
Umarım sebep olan vicdanlar, sızlamıştır.
Dikkati çeken;
Uzun iddianameler,
Uçuk ve akla gelmeyen suçlamalar...
Maksat;
Hani röntrenci der ya;
Derin nefes al, tut nefesini tuuuut...
Bunlardan istenen de tut içeride tutabildiğin kadar, tuuuuut....:((
Ardından, Yaşar Büyükanıt iddianamesi çıktı.
Öyle bir iddianame ki MÖ'sine doğru gidiyor,sanki tarih doktora tezi.
Bu savcı HSYK ile gitti, sonra Yeni Anayasa ile geri geldi.
Bir hikaye anlatılır ya
Karpuzcu geliyor, tüm bunlar karpuzcuların arkadan geldiğinin işaretleri idi.
Ya kimse fark edemedi,
Ya da
Yapacak bir şeyleri yoktu.
Ergenekon,
Balyoz,
Oda Tv,
Karargah Evleri,
Casusluk vs...
Bir sürü dava daha açıldı.
Ve ne kadar muhalif varsa,
Torba yasa gibi hepsi içeri kondu.
Bu arada, çok komik şeyler de yaşanmadı değil, hala daha yaşanıyor.
Kasa dedikleri adam, beş parasız.
Kozinoğlu gibiler de maalesef hayatlarını kaybetti.
En son Ergun Sayın nerede ise Tahtalıköye giderken, affedildi.
Silivri,
Bir Sinop,
Bir Ulucanlar oldu, hem de bu çağda, bu teknolojik ortamda ve ulaşım imkanları ile.
Hadi eskiden kol kırılır, içeride kalırmış.
Şimdi osursan herkes üfff çok kötü koktu diyor.
Sadece Silivridekiler madur olmadı, aileleri, sevenleri...
Ama adamlar boş durmadı.
O kadar çok kitap çıktı ki
Hele bir kısmı yazanların bile aklına gelmeyen konular.
Zaten,
Ahmet Kaya'nın söz yazarlarının nerede ise tamamı, hapishaneye girip çıkmış kişiler.
Keşke hiç girmeselerdi ama
Bu kadar anlamlı sözler de oraya girmeyince maalesef yazılamıyor.
Şimdi tekrar düğmeye basıldı.
Süreç;
Apo'ya af ile bunlara da af verelim, olsun bitsin ile yürütülüyor.
Tabii bu süreci yönetenler,
Teslim edenler.
En son Tuncay Güney bile ilginç bir zamanla ile çıktı ekrana dedi ki
Bu bir proje idi.
Birilerinin düğmeye basması gerekiyordu,
Ben de hem kullanıldım hem de kullandım.
Şimdi nasıl yaşıyorsun sorularına?
Karıştırmayın oraları, Ham dolsun, geçiniyorum işte dedi.
Hani, katil öldürdüğü kişinin cenazesine gelir ya da
Vicdan azabından gelip teslim olur ya
Sorum kindarlara;
Eğer bu yaptıklarınızdan sonra,
Vicdanınız hala gram sızlamıyor ise
Bundan sizi yetiştirenler de korkmalı:((









6 Şubat 2013 Çarşamba

masa üstü:))

Her bilgisayarın bir masa üstü ve o masanın üzerinde işaretler var.
İnsanlar da tıpkı masa üstü gibi.
Kimi badem bıyıklı,
Kimi Nur yüzlü,
Kimi Mini etekli,
Kimi de kara çarşaflı.
Bakar bakmaz, az çok anlıyor insan, tabii bilinçli tersi göstermiyorsa.
Ama ben masa üstünden ziyade,
Masa altını çok merak ederim.
Mesela;
Kıçını şu şekilde taretleyenler, hangi tarafa mensup?
Ya da
O taraf, hangi seks pozisyonları,
Bu taraf hangilerini tercih eder.
O taraf, kadının neresine,
Bu taraf, erkeğin neresine bakar?
Sümkürürken,
Ya da
Burun karıştırırken,
Amuda kalkarken...
Ben en çok bunları merak ediyorum:))

yoldan çıkmak:))

Allah kimseyi yoldan çıkarmasın deriz.
Ama yollar;
Ya asfalt,
Ya şose,
Ya da toprak.
Yoldan çıktın mı Kıra ayak basarsın.
Kırdaki çiçekler, evdekine benzemez.
Doğal,
Vahşi,
Mis kokulu,
Enfes,
Ve çok daha çekici.

5 Şubat 2013 Salı

fır fır:))

Şaşılar hariç,
Şaşı olmadığı halde bazılarının gözleri neden fır fır döner?
Burada adı geçen;
Göz bebeğidir.
Yoksa elbette göz kapakları, açılıp kapanacak.
Adam ağzı ile doğru söylüyor ama
Gözler diyor ki
Yalan, valla.
Bir, iki derken,
Gözler baktı olmuyor, yalama oluyor.
Ve başlıyor,
Fır fır dönmeye...

4 Şubat 2013 Pazartesi

son on yıl:))

Cumhuriyet(1923 ve forever)
Osmanlı(1299-1923)
Anadolu Selçuklu(1077-1308)
Büyük Selçuklu(1037-1194)
Diğerleri çok daha kapsamlı aşağıdaki linkte;
http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_devletleri_listesi
Ama hepsi hikaye;
Varsa yoksa,
Son on yılda:))

3 Şubat 2013 Pazar

kökler:((

Elma alırken,
Sormuyoruz kökünü.
Portakal,
Ya  da
Ayva.
Alıp yiyiyoruz.
Ispanak,
Pırasa,
Hatta yer elması.
Alıp yiyiyoruz.
Balıklara;
Hemşehrim, sen nerelisin, demiyoruz.
Kuzu'ya, anan kim, baban kim demeden, kesiyoruz.
Bu yumurtayı kim doğurdu demeden, menemen.
Peki,
Allah ana-baba seçme hakkını bize vermemiş ki
Anan-baban ne ise
Sen de O'sun, be kardeşim.
Bu durumda neden?
Kürdüm,Lazım,Çerkezim,Yerliyim,Yabancı,Amerikalı,Fransız,Alman...
Bu kadar köke düşkün olanlara diyeceğim;
Siz en iyisi;
Zıkkımın Kökünü Yiyin:))

2 Şubat 2013 Cumartesi

bahar:((

Baharı bekleyen kumrular gibi sen de beni ve sakın unutmalar ile büyümüş bir neslin evlatlarıyız biz:
http://www.youtube.com/watch?v=fNBcN4RdXtI
Şimdi yeni moda;
Arap Baharı.
Bazı yere geliyor,
Bazı yere gelmiyor,
Nasıl bir bahar ise?
Halbuki Allah'ın baharı bir anda her yere gelir,
Bir anda her yerden gider.
Torpili yoktur, mesela.
Adildir.
Bir anda çiçekler açar.
Bir anda yapraklar düşer.
Sanki bu bahar,
Arap baharı değil de
Emperyalistlerin baharı.

hukuk:((


Eskiden olsa neyse.
Ama şimdi belde.
Şimdi,Mevlana, Kızılay'ın göbeğinde, Allah diye dönmeye başlasa,anında Bakırköy.
Mimar Sinan, Selimiye yapsa, diploman nerede derler.
Yani çağımızda, hukuk geçerli.
Padişah'ın tez kellesi vurulası değil.
Bakıyorum ÇÖK ÖNEMLİ KİŞİ'lere(ÇÖK)
Uçağın tepesinde,
Makinist,
Vinç Operatörü.
Gemi Kaptanı...
Allah göstermesin,
O anda bir kaza olsa,
Mahkemenin ilk soracağı şey ne?
Belgen, nerede?

1 Şubat 2013 Cuma

harcamamak:((

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki
Yakıtı yakmamaya çalışıyoruz,
Çünkü
Çok pahalı.
Ya da
Vergi.
Elektrik te öyle.
Ardından, su.
Yakında sırada hava da var.
Nefes almak bile paralı olacak.
Her şey bu kadar pahalı iken,
Adam harcamak,
Bedava.

nankörlük:((

Bir kişi,
Bir kişiyi sevmeyebilir.
Bu sevmeme de kişinin iradesi ile olmalı ama
Anam dedi, babam dedi ile olmaz.
Adam bir sistem kurmuş.
Daha önce Çük'ten kim çıktı ise
Rahmetli de demiş ki
Priapus sistemi iptal,
Buna Halk karar versin.
O günden beri, akla gelen, gelmeyen,
Yeteneği olan, olmayan,
Yalaka olan, olmayan,
Kimler, kimler...
Burada madur olanlar kim?
Priapus'un torunları...
Onlar bile severken ve doğru yaptı derken,
O'nun kurduğu sistem ile rüyasında göremeyeceği makamlara ulaşanlar,
O kişiden nefret ediyorsa,
Buna ne denir?