31 Aralık 2012 Pazartesi

samimiyet:))

Adem ile Hava'dan beri insanlar arasında,
Kavga,
Hasetlik,
Kıskançlık,
Sinsilik var...
Bu mücadele,
Bazen açıkça,
Bazen de sinsice oluyor.
Hiç te durulacağa benzemiyor.
Çünkü
İnsanoğlu menfaat için,
En başta anasını satar.
İşte bu nedenle,
Samimiyet daim kılınmadıkça,
Dünyada kalıcı bir barış söz konusu olamaz:((

neden içiyorum:))

Bizim muhabbet kuşu Boncuk,
Allah vergisi iç güdüleri ile hareket ediyor.
Yiyeceğini yiyor,
İçeceğini içiyor...
Eğer istemezse bir gram ya da bir damla asla yemek/içmek yok.
Demek ki
Allah tarafından yüklenen bir program var.
Ben de şarap tuttum içti ama üç beş damla.
Bira tuttum, içti ama üç beş damla.
Yani diyor ki Boncuk;
Şarap içilir ama dozunda.
Bira içilir ama dozunda.
Peki, öbür tarafta Yüce Mevla'm derse ki
Neden aklını kullanmadın?
Allah'ım derim;
Kullanmaz olur muyum?
Verdiğin akıl ile Boncuk'u izledim, durdum:))

gaz:))

Bu gün gaz almaya gittim.
Bu işi yapan görevliye bayıldım.
Bir daha dünyaya gelirsem,
Kesin bu işi yapmak isterim.
Gelene gaz,
Gidene gaz:))

kaza vermesin:))

Allah kaza vermesin.
Buna kimin itirazı olabilir?
Ama bir söz ne kadar doğru olursa olsun,
Mutlaka bir itiraz eden olur.
Burada şimdi Kaz demez mi?
Bana neden vermesin?

deprem:))

Öncesinde gürültü gelir,
Ardından müthiş bir patlama,
Enerji açığa çıkar,
Sanki yer yarılır,
Ve artçı şoklar...
Ve acayip bir dingilik ve huzur.
Ve uyku süreci.
Ta ki bir daha aynısı yaşanana kadar.
Sanki doğanın sekste olduğu gibi kendi kendini tatmin etme sürecidir, bu.

29 Aralık 2012 Cumartesi

böcek:))

Önce deve dedik birbirimize,
Ardından öküz,
Yılan,
Çakal,
Tilki,
Akrep,
Seni gidi çiyan.
Halbuki Allah'ın yarattığı her canlının hem doğada dengeyi sağlamada bir görevleri var,
Hem de insana hizmet ediyorlar.
Hayvan ve bitkilerin her şeyinden yararlanırken,insanın boku bile bir işe yaramıyor.
Sık sık duyarız;
Kuş uçurtulmadı.
Kuş uçmaz mı?
O zaman,
Uçmayan kuş kuş olamaz.
Şimdi de
Böcekler.
Siz hiç cır cır öten bir Ağustos böceğinin dinleme yapabileceğini zannediyor musunuz?
Böcekler, toprağı havalandırır,
Doğanın dengesinin korunmasında çok büyük görevleri var.
Kullarını sadece şah damarından daha yakın olan Allah dinler ama Youtube düşürmez.
Neymiş?
Böcek dinlemiş.
O halde haşere ilacı ile öldürün tüm böcekleri de
Dinlemesinler, sizi:((

26 Aralık 2012 Çarşamba

elektrik:))

Tek tip insan yaratmaya çalışanlar,
Gayretleriniz beyhude.
Elektrikte bile
Artı kutup,
Eksi kutup,
Nötr ve toprak var.
İster artı,
İster eksi,
Ya da
Nötr olun,
Neticede hepimizin gideceği yer;
Toprak Hattı:))

20 Aralık 2012 Perşembe

Kıyamet:))

Allah'ın akıl vermesinin iki nedeni var;
Biri hayatı idame,
Diğeri;
Kainatın dengesini korumak.
Bunu, muhafaza ettiği sürece,
İnsan yaşar.
Dengeyi bozduğu zaman ise
Domino taşları gibi
Kıyamet kopar:((

19 Aralık 2012 Çarşamba

Hamdım,Piştim,Yandım:))

Pişirilmeye hazır piliç,
Hamdır.
Şişe takılıp ateşe verilince,
Pişer.
Aynı ateşte durursa,uzun süre
Yanar.
İşte bu noktada,
Döndürülmesi gerekir,
Bu da
Sema:))
Yanan, dönmezse yavaş yavaş kor alev,
Ardından kül,
Savrulur,
Yok olur.
Yanmaktan kurtulmanın tek yolu;
Dönmektir,
Dönmek:))

20 Kasım 2012 Salı

şaka:))

Allah'a inancım tam.
En çok üstünde durduğum;
Kul hakkı yememek ve maddi/manevi yardımda bulunmak.
Kutsal kitaplara göre öbür dünya var,
Ve cennette huriler:))
Buna inancım da tam.
Hepimiz bir gün öbür tarafa geçeceğiz.
Ama öyle,
Ama böyle,
Fakat bir şekilde.
Hani sanmıyorum ama
Yüce Mevla'm,
Ey kullarım,
Benim de sizlere bir şaka yapma hakkım olsun değil mi deyip
Bu bir Nisan şakası derse:))

16 Kasım 2012 Cuma

açlık:))

Adalete açım,
Samimiyete,
Dürüstlüğe,
Doğruluğa,
Güzelliklere,
Her insanın Allah'ın izni ile ölmesine,
Hapishanelerde bir kişi bile olmamasına,
Kimsenin rüşvet yememesine,
Yalana,
Talana,
Dolana,
Adım kayırma,
Güçlünün güçsüzü ezmemesine,
Yani kısacası;
O kadar şeye açım ki,
Ben de sürekli açlık grevindeyim:))

15 Kasım 2012 Perşembe

Priapus:))

Bir gün yolunuz Avanos'a düşer de,
Çömlekçinin çamurdan bir şeyler yapmaya çalışmanızı görürseniz,
İlk ortaya çıkan eser;
Priapus'un şeyi.
Ne olacaksa, o şeyden oluyor.
Yüce Mevla'm da bizi çamurdan yarattı ya
Kur'ana göre.
Acaba o da ilk organ olarak,
Priapus'un şeyini yaratıp sonra diğer organlara geçmiş olmasın?
Normal yaşamdada,
Bebekler Priapus olmadan doğmuyor.
Ey Priapus, sen nelere kadirmişsin be Kardeşim:))

12 Kasım 2012 Pazartesi

harem:))

Hangi erkek istemez ki
Harem'i olsun?
En güzel kadınlar ile istersen her gece halvet.
O zamanlar,
Korunma da yok.
Ardından gelsin Şehzadeler.
Hele hepsi kız oluyorsa, buluncaya kadar devam.
Atatürk bile koskoca ülkeyi yönetmiş adam,
Bakmış bir kadını yönetmek, ülkeyi yönetmekten çok zor, boşanmış.
Kadınlar doğuştan kıskançtır,
Acayip kıskanırlar, birbirlerini.
Hepsi bir arada.
Benim Şehzadem Padişah olacak, psikolojisi.
Padişaha nasıl güzel görünürüm diye gelsin, kokular, elbiseler, takılar...
Kim ödeyecek, paraları?
Abdülmecit'in 21 kız, 21 erkek evladı ve 700 yaklaşan toplam mevcudu.
Para mı yetişir?
Devlet borçla ayakta durmaya çalışırken,
Takı paraların sarraflara ödenememesi:((
Üstüne Fatih'in İmparatorluğun devamı için kardeş katli fetvası.
Valla, bana kim ne derse desin,
Oradan baksam,
Buradan baksam,
Osmanlı'nın batış sebebi;
Harem geliyor.

11 Kasım 2012 Pazar

organik:))

Bizim zamanımızda tarla domatesi vardı.
Sonra sera çıktı.
Her şey doğal olduğu için,
Ayrıca bir şey demeye gerek yoktu.
Sonra doğal yaşam moda oldu.
Ve şimdilerde organik.
İlgili/ilgisiz her şeyin üzerinde organik yazıyor.
Bazen de tam tersi.
Organik domates,
Havuç,
Biber, patlıcan...
Siz hiç organik bir insan gördünüz mü:))

10 Kasım 2012 Cumartesi

virüs:))

Malum memlekette iki grup var;
Atatürk'ü sevenler,
Ve de
Nefret edenler.
Hani bir insan birini ya kendisi sever ya da nefret eder,
Burada durum farklı.
Aile neci ise evlatları da o.
Biraz dine benziyor.
Müslüman aileden gelenler, Müslüman.
Yahudi aileden gelenler, Yahudi.
Nasıl ki din değiştirenlerin sayısı azdır,
Atatürkçülükten anti-Atatürkçülüğe veya tersi çok az.
Zaten arada bir dönenler olursa,
Galip taraf havalara uçma ve bakın bize bu da katıldı törenleri düzenliyor.
Benim diyeceğim;
Atatürk'ü sevmeyenler,
Şu beyninizi virüs tarama programlarından bir geçirseniz.
Ama öyle virüs programından değil, güvenilir olacak:))
Belki sizin de haberiniz olmadan,
Bazı kutsal şeyler de kullanılarak,
Beyninize bir virüs yerleştirilmiş olabilir:))

9 Kasım 2012 Cuma

flu:))

Kanalda çok sevdiğiniz bir program var,
Televizyon net göstermiyor,
Canınız sıkılır,
Moraliniz bozulur,
Hay Allah der, içinizden de ne kadar küfür varsa edersiniz.
Özellikle yolculuk yaparken,
Arabanızın ses yayın sistemi,
Hışırtılı.
Müzik bir geliyor,
Bir gidiyor.
Sinir olursunuz,
Acayip gerilir,
Allah korusun, bu durum kazaya bile neden olabilir.
Balık alacaksınız,
O kadar bayat ki
Gözleri ölü balık gözü.
Hele balıkçı onlardan bir iki tane kese kağıdına atarsa,
Acayip canınız sıkılır.
Yani diyeceğim,
Ne flu,
Ne hışırtılı,
Ne de
Ölü balık gözü gibi olun,
Net olun, NET:))

ilk kez:))

Son zamanlarda medyada şöyle bir başlık moda oldu;
Cumhuriyet tarihinde ilk kez.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez.
Böyle giderse,
Cumhuriyet kalmayacak,
Kala, kala;
İlk kez kalacak:((

7 Kasım 2012 Çarşamba

netlik:))

Benim için en önemli şey;
Karşımdaki net olacak.
Çünkü
Voleybolda, teniste net hep yerinde dururken,
Top bir o yana bir bu yana gidip durur.
Yani karşımda,
Top gibi götü başı oynar insanları sevmiyorum.
Hakkı Bulut,
Ben buyum diyor, şarkısında.
Mevlana,
Ya olduğun gibi ya da göründüğün gibi diyor.
Son zamanlarda,
Her şeyden bahsedip ben buyum demeyen tipler ile
Kendini A gösterip B olanlar epey çoğaldı.
Kardeşim,
Sizleri sevmiyorum,
Ve acıyorım.
Çünkü ben buyum diyememek;
Ruh sağlığını bozar, be kardeşim.
Sizleri en kısa zamanda, en yakın ruh doktoruna davet ediyorum:))

6 Kasım 2012 Salı

annelik:))

Baba ağacı diken ve ona can suyunu verendir,
Arada bir gelip sulama yapar.
Toprak ise anadır,
Biri köklemedikçe,
Budasa da,
Kesse de,
Yaksa da
O ağacı kimse koparamaz, anasından.
İşte analık böyle bir şey.
Bizim Hanım,
Evlat eşek kadar oluncaya kadar,
Yatak odamızı asla kapatmadı,
Arkasına hep terlik koydu;
Dinlemek için evladını.
İşte analık böyle bir şey.
Ulan bu nasıl bir duygu derken,
Bizim Muhabbet Kuşu Boncuk'nun bakımı bana düştü.
Tam analık gibi olmasa da
Boncuk bana, analığın nasıl bir şey olduğunu hissettirdi.
Nasıl mı?
Sabah beraber kahvaltı,
Suyu taze mi?
Yemi var mı?
Evden çıkarken müzik açayım da sıkılmasın,
Işık açık kalsın da geç kalırsam, çakılı kalmasın...
İşte bu nedenle,
Anneliğin nasıl bir şey olduğunu hissetmek istiyorsanınz,
Bırakın Millete,
Eşek,
Öküz,
Deve,
Sığır,
Yılan ve çiyan demeye,
Bir hayvan bakın:))

kullanma:))

Askerde her eşyanın üzerinde bir kullanma talimatı vardır,
Ve bu eşyaların birer miadı.
Miadı en kısa şey de
Tuvalet kağıdıdır.
Değişmeyen kaderleri de
Kullanıldıktan sonra bir köşeye atılmaları.
Siz siz olun,
Kendinizi asla kullandırmayın,
Yoksa
Tuvalet kağıdı gibi atarlar sizi:))

ideoloji:))

12 Eylül elbet hoş bir süreç değildi.
Hele son nefesi almak Allah'a mahsusken,
İnsanların birbirlerini öldürmeleri asla kabul edilemez ama
O süreçte bile bir şey iyi idi;
Taraflar, belli idi:))
Şimdi diyorsun ki
Hangi takımı tutuyorsun?
Fenerbahçe.
Nerelisin?
Rize.
Nereyi bitirdin?
Havadar Üniversite.
Kaç çocuk?
İki.
Ne yersin?
Ne içersin?
Sigara?
İçki?
Hepsini tak diye söylüyor.
Hangi partidensin deyince;
Kem diyor,
Küm diyor,
Parti tutmam diyor,
Demokratım diyor,
Her şeyi diyor,
Kime oy verdi,
Onu söylemiyor:))

5 Kasım 2012 Pazartesi

ele geçirmek:))

Erkekler, bluğ çağında şeylerini ele geçirip
Kendi kendilerini tatmin eder.
Daha sonra,
Bu hastalık,
Kurumları ele geçirmeye dönüşür.
Gerçi Priapus benim şey hariç
Nereyi ele geçirirseniz geçirin asla mutluluk vermez demiş ama
Bir yere ele geçirince yapacağınız ilk iş;
Avanoslu çömlekçiler gibi
Çamurdan olsun, çömlek bizden olsun,
Ne kadar yandaş, karındaş, dadaş varsa
O kuruma doldururlar.
Ulan insan baca kurumu temizleyicisini işe alırken bile nitelik ararken
Bizimkiler küpünü doldurur gibi
O kurumun bir güzel ağzına kokoreç.
Artık bu kuruma bir şey demeye gerek yok,
Mahkeme bir konu sorsa,
Mesela
2=2
Buradan çok farklı sonuçlar çıkabilir.
Yapmayın efendiler,
Yapmayın,
Başta bilimseller olmak üzere
Bakın bu kurumların güvenirliği kalmıyor.
Efendim bizden öncekiler de böyle yapmış.
Onlarınki yanlış,
Yanlışı yanlış yaparak kim doğru hale getirmiş.
Bırakın bu yerlere,
Hak edenler gelsin,
Malum hak yemek en büyük günah,
Hem dindarım deyip
Hem de kul hakkı yemek,
Günahların en büyüğü olsa gerek:((

Fatma:))

Hayatım boyunca,
Daire Başkanı olamadım,
Ben de
Apartman yöneticisi oldum:))
Ve arkadaşın tavsiyesi ile Fatma ile anlaştım.
Fatma, haftada bir gün geliyor ve koridoru temizliyor.
Allah için,
Nasıl başladı ise
Aynen öyle devam ediyor, işine.
Takdire şayan bir durum.
En zor şey de parasını vermek.
Her ay hesabına düzenli havale göndereyim dedim,
Hesaptan masraf alınma çıkınca,
Bu da olmadı.
Fatma diyor ki
Eşime verme,
Oğluma verme,
Bozuk olmasın...
Ve arada bir temizlik malzemesi olarak,
Şunu al,
Bu lazım diyor.
Ve eşim şöyle diyor;
Ulan biz bir şey istiyoruz,
Unutuyorsun ama Fatma'nın bir dediğini iki etmiyorsun.
Dedim ki
Fatma'nın isteklerini karşılamasam,
İşi bırakır
Ama sen beni bırakmazsın:))

kırıntı:))

Bir kuş kaç gram ekmek ile doyar?
En fazla bir gram.
Ama o kadar mutlu olur ki
Size o kadar minnet duyar ki
Nereden mi biliyorum?
Her sabah ilk işim muhabbet kuşunu sağ elime,
Sol elimle de kendim kahvaltı yapıyorum.
Diyeceğim;
Bir gram da olsa
Ekmeği çöpe atmayın,
Öyle bir yere bırakın ki
Yesinler,
Size dua etsinler:))

3 Kasım 2012 Cumartesi

sevmek:))

Hepimizin sevmediği bir kişi vardır,
Hayatta.
Yüzünü şeytan görsün,
Ya da
Aman ben görmeyeyim de kim görürse görsün.
Ama bunlar hep kişini kendi iradesi ile olur.
Ya tipini,
Ya enerjisini,
Ya da davranışını beğenmemiş-sindir.
Bu kişileri bile görmek,
Hele güne bunlarla başlamak,
Ya da
Aynı mesai ortamında bulunmak,
Eş olmak,
Ortak olmak çok yorar insanı.
Hatta
Ruh sağlığını bile bozabilir.
Nefret ediyorsun ama beraber yaşıyorsun.
İşte bu nedenle herkesi sevmek lazım,
Kimseden nefret etmemek lazım.
Yunus'un dediği gibi
''Ben Yaradılan'ı severim Yaradan'dan ötürü''
Yani
Birini sevmemek yorar insanı,
Karşılaşmak,
Sevmiyor iken sever gibi görünmek,
Bağıra bağıra ''sevmiyorum ulan'' diyebilmek,
O'na övgüler dizmek,
İzindeyiz deyip tersini yapmak,
Ekmeğini yiyip nankörlük yapmak,
...
Hele bu kişi
Atatürk olursa,
Bırakın yormayı,
Ruh sağlığınızı bozar:))

2 Kasım 2012 Cuma

Atatürk'ü sevin:))

Malum Memlekette iki grup var;
Atatürk'ü sevdirenler,
Atatürk'ten nefret ettirenler...
Yani kişiler,
Buna kendileri karar veremiyor.
Her şeye rağmen,
Sözüm Atatürk'ten nefret ettirilenlere;
Atatürk'ü sevin kardeşim, sevin.
Biri soba kursa, sana;
Teşekkür edersin,
Atatürk Cumhuriyet kurmuş,
Soba borusu da değil:))
Sonra Atatürk, bir gerçek,
Her yerde karşına çıkacak.
İnsanın sevmediği ile sürekli karşılaşması,
Ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir,
Hele olmadığın halde Atatürkçü görünmek?
Ya da
Gidip Anıtkabir'i ziyaret etmek?
Hatta Anıtkabir defterine, içinden geçmeyenleri yazmak?
En kötüsü de
Atatürk'ü anlatarak para kazanmak.
Nefret ediyorsun ama
Sürekli O'nu göklere çıkarıyorsun.
O'nun kurduğu sistem sayesinde para kazanıyorsun,
Ya da
Hiç ummadığın mevkilere geliyorsun.
İşte bu nedenlerle,
Atatürk'ü sevin, kardeşim,
Atatürk'ü sevin,
Yoksa ruh sağlığınız bozulur:))

24 Ekim 2012 Çarşamba

skiloji ne demek:))


Skicilerin, psikolojisi ile ilgilenen bilime; skiloji denir.
Ya da
Ürolojinin öz Türkçesi;
Skiloji olmasın:))
Neden, jigololar çok kıskanç ta kayak hocaları değil?
Valla,
Kayak Hocaları sezon itibarı ile bir an bile durmadan,
Nasıl kayılır?
Nerde kayılır?
Kaymanın teknikleri nelerdir?
En iyi kayış tekniği hangisidir gibi kayma ile ne biliyorlarsa, bir saat içinde en iyi şekilde anlatmaya çalışıyorlar…
Gerçi saatte, 150 TL kayme alıyorlar emme, konu kayma olunca kayme de olicek di mi?
''Nasıl kayılır''ı anlatan bi tane jigolo gördünüz mü?
Şimdi diyeceksiniz ki amma adam ha?
Bunlar hiç yazılır mı?
Aslında tepkim Türkçe’de elli yıl sonra, üç kelime kalacak;
Yoğurt, Ayran ve de Döner.
Siteye bakar mısınız?
Skiciyiz, biz.
Ankaralı skiciler,
Çorumlu skiciler,
Skicileri tanıyalım…
Ben de derim ki
Skici teknik ve taktik usulleri,
Skici olmanın püf noktaları,
Skici olmadan gerdeğe girenler,
Yerli skiciler,
Yabancı skiciler,
Elalemin skisi ile ski yapanlar,
Ski’mden aşağı, Kasımpaşa sözü size kimi hatırlatıyor?
Hanıma dedim ki
Kak Kartalkaya’ya gidiyoruz…
Sabahın köründe, kalktık, valla sahur vakti.
0530’da hareket ama gelen-gelmeyen derken altıyı buldu valla.
Ütübüse biner binmez uyuduğumu hatırlıyorum.
Gaptan tanıdık, şu bizim Smail.
Hemi de güvenilir.Direksiyon sağlam.
Bu arada, şimdiki Ankara Garı’ndaki bina; istasyon binası imiş.
Gartalkaya’ya Dörtdivan üzerinden gidiliyor.
Hani şu bizim Köroğlu’nun diyarı.
Tam karı hissetmeye başladık, goca ütübüs garç diye durdu.
Ve zincir takmaya koyuldu, kapitan ve yardımcısı ama teker altına, takoz durmayınca zinciri takmak ta zorlaşıyor.On dakikalık iş yarım saati bulmasın mı?
Bi de kara şimdiye kadar bulunmuş tek çözüm zincir ama takmatik te olsa halkımız ya takamıyor ta da taktığını çıkaramıyor.
Yani bu iş tak fişi bitir işi
Ya da
Orhan Baba’nın dediği gibi ‘’Kır gönlümün zincirini’’ değil.
O sırada, bir kızımızın tuvaleti gelmesin mi?
Ama bu tuvalet, makyaj değil ya da gece elbisesi.Tabiri caiz ise Cafer, bez getir.
Hemen koşarak çiçek toplamaya.
O sırada bir taktör içinde Milletin efendisi köylü vatandaşımız geliyor…
Arkada takmatikler, boy boy, her araca göre.
O soğukta ekmek parası peşinde.
İçinden keşke herkes dursa da taksam onlara geçiyor.
Sadece bi tane olsa?
En kritik yerleri kapmışlar.
Valla,Allah’ın karı, Audi, Mercedes,Bmw tanımıyor.Olduğu yerde bırakıyor.
Tam karşımıza kepçe kulaklı kepçe çıkmasın mı tüm heybeti ile
Bizim kapitan da biraz sağa kırınca biz de kıçüstü oturduk kara.
Allah’tan kepçe kulaklı, şöfor arkadaş gördü de durdu ve düşenin dostu olmaz ama sağolsun bizi kurtardı.Bizden önce de bir goca otobüs o da yan gelip yatmasın mı?
Yani trafik, öyle keşmekeş ki kimsenin yapacağı bir şey yok.
İşimiz biraz Allah’a biraz da kepçeye.
Neyse geldik otelin gapısına, Allah daha çok versin, KAYA Grubu, valla köşeyi dönmüş, artık kim tutar sizi?
Bu arada, kepçenin sizi kurtarması, 250 TL diyorlar.
Ulan kepçe kulaklı mı olsa idik?
En çok korktuğum, kayarak düşmek bir yerini kırmak.
Çünkü şu sırlar roka yemiyorum ve de alçıdan uzak duruyorum.
İçeri girdik ama nasıl bir sistem var, hemen anlayamadık.
Sordum soruşturdum, ulan sanki biz hariç herkes kaymaya gelmiş.
Demek ki
Sadece bizim kayma ihtiyacı yok.
Ama tek atımlık bilet yok, verecen 110 TL’yi sabahtan akşama teleski, lift, telesiyej…
Ya  kardeşim Türkçesi yok mu bunların?
Çekme halatı deyin ya da çekme
Yukarı çıkarma ya da yukarıya…
Bu nedenle, yukarı çıkma hayalimiz kursağımızda kaldı.
Bari bi şeyler yiyip içelim dedik ama
O an aklıma çadır ve kazıklar geldi.
İsviçre’de köyde kahve bir Euro ise Montana’da 1.25 ama bizde öyle bir şey yok ki
Serbest Piyasa.
Bir gün birisi şu tuvalet ücretlerini, 10 ya da daha yukarısı yapsa da şu serbest piyasa bir güzel tartışılsa…
Bu gibi yerlerde çay içmeyin, çay 5 tl, bira 10 tl.
Yani işletme diyor ki, kardeşim beleş yok.Buraya gelip sabahtan akşama çay içmek yok.Çay içeceğinize bira için.
Buradan dumansız hava sahasını savunan yetkililere duyurulur.Bakın çay içmeyin bira için diyorlar.Rizeliler bu durumda nasıl çayı satsın?
Karlar erimeye, dere de coşmaya başlamış.
Kalbimiz dakikada 60-100 atarken, doğa yılda bir kere atar.Karlar eriyince atardamar, yaz sıcağında ise toplardamar.
Ormanlar, akciğer,bataklık; karaciğer, toprak tabakaları; böbrek, hapşırmak volkanik patlama, üşüme-titreme, toprak sarsıntısı.Yani bedenimizdeki her olayın karşılığı doğada.
Şimdi buraya kadar gelinmiş iken ekmek arası sucuk( bir şeyi bir şeyin arasına koyarsan lezzeti artar) ve de Allah günahlarımızı affetsin aksırıncaya, tıksırıncaya kadar sıcak şarap içilmez mi?
Sucuk tamam da şarap henüz hazır değilmiş ama tarifini aldık ve en kısa zamanda kendimiz yapıp içeceğiz.Acaba Allah’ım kaç puan günah yazar?
Tarif şöyle; (bari sizi de günaha sokayım ki hiç değilse yanacaksak beraber yanarız)
Bir litre kırmızı şarap, köpek öldüren de olabilir, bir portakal kabuğu, bir elma kabuğu 15-20 adet karanfil tanesi ile 15-20 adet tarçın kabuğu, 2-3 kaşık şeker, kaynatın fokurduyuncaya kadar, afiyet olsun.
Hanımla sıkıldık, biraz dışarı çıkıp diğer yerleri gezelim dedik.
Garibim askerler her zaman olduğu gibi ellerinde kürekler, mıntıka temizliğindeler…
Aman vukuat çıkmasın, boş durmayın.
Hele şu sıralar, eski Gnkur Başkanı bile terör örgütünden tutuklandıktan sonra?
Sosyete yazın Maki’de, kışın Ski’de.
Bir de ski işi parasız olmaz.Yani elalemin skisi ile kayılmaz.E, para olunca, biraz şımarık tipler.
Tarkan’dan şımarık’ı dinleye dinleye aşırı bir şımarıklaşma olmamış değil.
Tabii bu çocuklara da yansımış.
Anne kredi kartımın limiti dolmuş, ulan biz o kredi karını eşek kadar olunca aldık hala ödeye ödeye eşek gibi olduk hala da bitmiyor bu çile.
Fikrimiz dışarıda sucuk ekmek yeme idi ama Yüce Allah’ım bir estirmeye başladı, dışarıda durmak ne ala?
Yeni bir otel yapılmış, para babalarına uygun.Şöyle göz atalım dedik, o kadar sosyetik  ki ulan dedik şimdi burada bir şey yersek valla öderken göt atarız dedik ve başladık kıvırmaya ama sahibesi mükemmel bir iş kadını, İsviçreli.Allah bin kere razı olsun bizimle öyle güzel ilgilendi ki ve işinde öyle titiz ki.Sucuk yok dedi, biz de SOS-is var dedi.Açıkçası ben de sevmiyorum, sosisi.
Belki bana SOS’i mi hatırlatıyor?
Seni unutmayacağız, sahibe Ursula.O kadar güzel ürkçe konuşuyorsun ki seni Türk Dil Kurumu başına getirmek lazım.
Hele o eline süpürgeyi alıp karları temizlemeni unutmayacağım.Masaya koyduğun kekler de çok güzeldi ama şimdi bunlar amma da açmış demesinler diye vallahi yiyemedim.
Efendim, kaymada, düşen düşene.Ve kimsenin umurunda değil.
Ta ki kırılma gerçekleşene kadar.Kırılırsa bir yerler hemen acil ambulanslar devrede.
Düşenin dostu olmaz sözü muhtemelen kayaktan çıkmış olmalı.
Bir de herkesin kaydığı bir yerde, kayan kayana, vallahi karda sevişsen kimse bakmak.
O kadar doğal ki o da kaymak bu da kaymak, arada fark ne?
Lobiye dönünce, gözüme oberj kelimesi takıldı.
Oberj; Mağara, yani dağ evi demekmiş.Kardeşim bunu yazsanıza?
Neden kimsenin anlamını bilmediği kelimeleri yazıyorsunuz, gidin Rusya,RFransa ya da Yunanistan’a adamlar nasıl da sahip çıkıyorlar, dillerine?Bu arada Atatürk’ün mirası ile ayakta duran Türk Dil Kurumu ne yapar? Mümtazer gibi ben Atatürkçü değilim mi der?
Arada bir dolaşıp geliyorum, personel ile sohbet edip.
Kayak Hocaları kışın karda, yazın suda kaydırıyorlar.
Valla adamların işi iş. Ya kaymak ya da kaydırmak.
Ekmeklerini kaymaktan çıkarıyorlar.
Yalnız gece olunca kayma işi sona eriyor.Tahminim bu kayma işi uygulamalı bir şekilde otel odalarında devam ediyor.Gece uygulama, gündüz uygulama, teori nerde ise sıfır.
Baktım her yerde rent a skiciler var.
Bir de rent a ski yapmayıp satanlar.
Şimdi olay şu; ski canlı ise jigolalar hariç kimse rent a ski yapmıyor.
Ama ski cansız ise rent a ski tercih edliliyor.
Bir kere kullanacaklar, skiyi yanında taşımak istemeyenler, her seferinde değişik skiyi denemek isteyenler; rent a skici.
Ski mutlaka benim olmalı, skimi kimse ile paylaşmam, skide hijyene dikkat ederim, ya da skimi asla değiştirmem diyenler, skiyi satın alıyor.
Bir de sizi yukarılara çıkarmak için gerekli bir kart var; skipass.
Yani okut-geç demek varken olmaz, skipass diyeceğiz.
Kaymak aşağıdan yukarı olmaz, yukarıdan aşağı olur.
Yönetimde de geçerli bu ilke, yönetenler, genelde yukarıda, vatandaş ta altta olur.
Zamlarla ha bire kayılır, durulur.
Eskiden kayma deyince, naylona sarılıp kendini yukarıdan aşağı bırakma anlardık.
Zamanla kayma şekilleri o kadar çoğaldı ki
Yakında kayak altına zincir takıp kayarlarsa şaşmayacağım.
Bir de Türkçe kelime yok.
Snowboard, snowsurf, grassski…
Allah’ım dilini bu kadar korumayan Millet olur mu?
Adama ski değil kayak diyorsun anlamıyor ya.
Ya da oberj diyor, ne anlama geldiğini biliyor.
Ya da yarım yamalak söylüyor.
Kaymada bir gerçek var ki
Ağaç yaşken eğilir.
Bence evlenmeden önce herkes ski öğrenmeli boşanmalar az olur.
Kadınları skisi olmadığı halde skide çok başarılılar.
Hatta erkeklere göre çok daha iyi skiciler.
Erkek Milleti yoksa ulan biz de nasıl olsa doğuştan ski var deyip biraz ağrıdan mı alıyor, ne?
Şu bir gerçek ki
Bu ski erken yaşta ne kadar erken öğrenilirse Haydar Dümen’e o kadar az iş düşer.
Yapılacak iş;
Skiyi sadece sosyete yapmamalı, halkımızın hepsi ski ile uğraşmalı.
Skiciler nereye çıkar?
Dağa...
Peki, dağa çıkan skici hiç terör eylemine karışır mı?
Asla.
O halde
Kim ki terör eylemi için dağa çıkmışsa,
Yapılacak en akıllı şey;
Onları da skici yapmak.
Artık adları, terörist değil,
Skici olacaktır:))

teröre çare; teröristi skici yapmak:))


Teröre çare; herkesi skici yapmakJ)
Allah nasip etti de İsviçre’yi okul arkadaşımız Engin dokuz gün boyunca, öyle gezdirdi ki
Sanki bir rüya idi.
Benim diyen rehber o kadar güzel gezdiremezdi.
Gezi sonunda, şöyle demiştim;
Bu İsviçre’den her şey çıkar, terörist çıkmaz.
Çünkü
Herkes dağa çıkıyor
Ve herkes skici.
Skici olmayan tek kişi yok.
Hatta engelliler bile özel düzeneklerinde ski’yorJ
Biz de ise dağa çıkan kesim;
Ormancılar,’’ yangın olur biz yangına gideriz diyor’’
Tenöristler, ellerinde kalleşler, av tüfeği alsalar çok daha iyi ama
Hiç değilse ateş edecekleri zaman şöyle deriz;
SaçmalaMAJ)
Üçüncü grup; skiciler…
Valla ben şimdiye kadar skici olup ta tenörist olmuş bir kişi görmedim.
Çünkü
Skicilerin tek derdi; ski’sini etmek.
Başka hiçbir şey umurlarında değil.
Ellerinde, kaleş yerine sopalar, ya da kızakçıgiller sopasız ha bre ski’yorlarJ)
Soğukmuş, düşmüş, kalkmış, tek amaçları var;
Hava kararıncaya kadar; ski’sini etmekJ)
Ayakkabıları; Mekap değil, ski ayakkabısı, pantolon, ceket hepsi ski için.
Zorda kalınca Levent Kırca gibi İSKİ şakaları da yapıyorlar.
Kimseye zararları dokunmuyor, sadece kazara çarpışıyorlar.
Dikkat etmezlerse bazen kendilerini kırabiliyorlar.
Eğitim seviyeleri ve de gelir seviyeleri bu işi yapacak kadar iyi.
Dağda sürekli de kalmıyorlar.
Hatta gece de ski yapmıyorlar.
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kişiler.
Biri gelse gel seni tenörist yapayım dese Pavarotti gibi Napoliten şarkılardan bir demet sunarlar.
Gece ski’lerine uygulamalı olarak odalarında devam ederler.
Yani 24 saat tek düşünceleri; ski’sini yapmaktır.
Kimse hakkında kötü düşünmezler.
Yaralamak ya da öldürmek akıllarının ucundan dahi geçmez.
Hele tuzak kurmak?
Asla.
Sadece şakalaşırlar.
Yani Yüce Devletimizin yıllardır çare bulamadığı tenöre çare;
Hepsini skici yapmakJ

skicilerin arasına kimse giremez:))


Ski’cilerin arasına kimse giremez.
Hani derler ya
Karı ile koca arasına girilmez bu kuralın geçerli olduğu bir spor da;
Ski’cilerin arasına kimse giremez.
Bunu bazıları cinsel organlar arasına kimse giremez gibi algılasa da
Ski’cilerdeki dostluk-dayanışma ve kardeşlik sanki diğer dallarda pek yokJ
Ski’cilerin arasına yukarı çıkarken ski için daire ya da bisiklet dümenine benzeyen aletler girse de
Bunlar maddi anlamda olması gereken şeylerdir.
Ama manevi anlamda ski’cilerin arasına kimse giremez.
Peki, neden?
Çünkü
Ski’ciler samimi, dürüst ve de ski’den başka bir şey düşünmeyen insanlar.
Onlar, hafta sonu ya da tatil gelsin,
Şöyle bir güzel ski’mizin keyfine takılalım derdindeler.
Zaten ski’sine bu kadar düşkün bir başka grup ta nadir bulunur.
Futbolda kavga,
Boks zaten kavga,
Akla gelmeyecek su balesinde bile bazen kavga
Ama şimdiye kadar iki ski’cinin kavga ettiğini valla ben görmedim.
Gören varsa desinJ
Ski’cilerdeki hoşgörü sürekli hoşgörüden bahsedip bir köpeği görünce ilk işi hoşt diyenlerde yokJ
Ne sağa bakarlar, ne de sola.
Ellerinde ski’leri, bir an öce ski’leri ile piste ulaşmaya çalışırlar.
Çıkarlar, inerler,
Çıkarlar, inerler…
Bazıları bu çıkıp inme işini, sekste erkeğin kadın üzerinde inip çıkmasına benzetse de
Bunlara; ski’nden başka bir şey düşünmeyen, sapık tipler denirJ
Bana ski’cini söyle sana kim olduğunu söyliyeyim sözü burada geçerli değil
Çünkü Ski’ciler, sütten çıkmış ak kaşık gibidirler.
Kömür madeninde çalışanlar, karaya bulanır, ski’ciler ise beyaz tv gibi bembeyazJ
Ski’ciler, ne Fenerli’yim der,
Ne de Cimbom,
Kartal gibi sürekli zirvede dolaşsalar da BJK’liyim demez, skiciyiz biz derlerJ
Siz hiç ski’de şike duyduz mu?
Mümkün değil.
Herkes spor da olabilir
Ski’de asla.
Çünkü ski er meydanıdır, kimin ne kadar iyi ski’ci olduğu bellidir.
En iyi kayan; en iyi ski’cidirJ
Tüm sporlarda doping olur, ski’cilerin işi kaymak olsa da başta viagra olmak üzere, asla kimyasal ilaç kullanmazlar.
Olsa olsa doğal mesir macunu, Padişah Şerbeti, Harem Tatlısı gibi doğal şeyler alırlar, ski öncesi.
Yani
Hiç uğraşmayın dostlar,
Ski’cilerin arasına kimse giremezJ

skiciler kaça ayrılır:))



Skiciler kaça ayrılır?
Valla bu tür soruların cevabı genelde ikidir;
Jet skiciler,
Normal skicilerJ
Jet skiciler;
Bindikleri her vasıtada(ski, uçak, yat gibi) jet motor olduğu için doğal olarak jet skiyi tercih ederler.
Bu kesim, sosyetedir ve işin içine jet girince,
Maliyet artar.
Yalnız bu kesim,
Çok çabuk sıkılır, jet skilerden.
Ne de olsa jetJ
Sanki hadi hemen ski yap havası var, bu jet skilerdeJ
Ben şimdiye kadar kar üzerinde ski yapanlardan kıçına jet motoru takan pek görmedim ama
Bir bildikleri olsa gerekJ
Bu jet skicilere kar üzerinde pek rastlanmıyor, çünkü çayda çıra değil bu.
Ski’de, jetJ
Jet skiciler;
 Ya suda,
Ya havada
Ya da yatakta olurJ

Bu yatakta jet ski yapanları tebrik etmek lazım.
Bu zamanda zor vallahiJ
Hele şeye takılan jet daha henüz geliştirilmemiş ikenJ

Jet skiciler,
Cüneyt’in  bana atımı getirin der, demesi gibi bana jetimi getirin der.


Gelelim, normal skicilere;
Efendim, bu kesim jetten pek hoşlanmaz.
Hani motora binersen, ter akmaz ama bisiklet alın teridir.
İşte normal skiciler de skilerini yaparken, terlemek isterler.
Zaten alın teri akıtmadan ulaşılan haz; ski olamazJ

Jet skicilerde genelde,
Normal skicilere şöyle havadan bakma ve onlara hava atma merağı vardır.
Sanki jetin kadar konuş derler.
Normal skiciler, ellerinde sopaları ya da iki elleri kıçlarında dalga geçin bakalım,
Jetiniz bozulunca nasılsa, bize muhtaç olacaksınız.
Ya da yakıtınız bitinceJ
Biz öyle kıçımızda jet motoru ile baba parası yemiyoruz,
Emek işçisiyiz, alın terimize bakın.
Yarın jetinizi kaybederseniz, jetten düşmüş, sadece ele kalırsınızJ
Ya jetiniz bozulursa,
Jetini jet ettiğimin jeti der durursunuz.
Yakıt biterse de pili bitmiş radyo gibi sesiniz soluğunuz kesilirJ
Velhasıl,
Daha söylenecek çok şey var ama
Siz siz olun,
Skinizi jet ile değil de
Eliniz ile sürünJ

insanoğlu skiyi neden bu kadar sever:))


İnsanoğlu ski’yi neden bu kadar sever?
Halkımızın ilk ski ile tanışması;
İSKİ ile oldu.
Önce İSKİ Başkanı;
Skisine sahip olamayınca, 
Eski skisi tarafından ispiyon edildi ve
Genç skisi de hapse girince şutladı.
Yani skisini çarşafa dolamış olduJ

Bu skileşme uzun süre gündemi meşgul etti.
Kamuoyu uzun süre İSKİ ile ski arasında gidip geldi,
Ve başka konu sanki konuşmaz oldu.
Ve halkımız ikiye ayrıldı;
İskiciler,
Skiciler…

İskiciler, erkek adam, bahçe de sular çiçek te
Sadece Kamer Genç mi sulayacak, dediJ

Skiciler ise dünyanın en güzel duygusu; kaymaktır.
Bu nedenle;
Afyon Kaymağı dünyaca meşhurdur,
Hele tatlı üzerine konan kaymağın tadına doyum olmaz dedilerJ

Ardından Levent Kırca’nın İSKİ skeci patladı;
http://www.youtube.com/watch?v=4nIVv8tmCWA

Derken halkımız JET SKİ ile tanıştı;
http://www.youtube.com/watch?v=famqZJdBAuc


Ve şöyle açıklama getirdi;(8nci dakikadan sonra izleyinJ)

Ve en son;
 www.skiciyiz.biz

Buradan şu sonuçlar çıkıyor;
Bir kere halkımız, ski ile oynamayı çok seviyor.
En iyi reklam ve dikkat çeken mizahlar;
Ski’den çıkıyorJ
Hele önüne jet gelirse tadından yenmiyor;
İski ile tanışan halkımız;
-İ-‘si düşmüş ski’yi çok sevdi.
O kadar ki
Türkçe kayak kelimesi kullanılmaz oldu.
Kayak merkezlerinde çalışanlara kayak yapıcam,
Ya da kaymak istiyorum deyince,
Ya anlamadılar,
Ya da
Ayıp gibi algıladılar.
Veya ne kadar cahil adam,
Ski yerine kayak diyorJ dediler.
Sizce, ski’yi bu kadar meşhur kılan ne olabilir*
http://www.youtube.com/watch?v=T1U5A4DmHVU

skisini kaybeden skici:))


Skisini Kaybeden Skici
Efendim,
Atını kaybeden kovboy olur mu?
Olmaz.
Skisini Kaybenden de Skici Olmaz.
Geçenlerde bir ilan gördüm;
Skimi kaybettim, bulanların insaniyet namına şu numaraya bildirmeleri rica olunur.
Skici BülentJ
Ben de duyarlı bir insanım bu ilana duyarsız kalamazdım.
Başladım ski aramaya.
Hatta kapı kapı dolaşmaya.
Kapıyı açana;
Siz de ski var mı?
Valla, kimi ana-avrat küfür, kimi manyak mı bu?
Levent Kırca gibi  Sit-tirlere maruz kaldım.
Kime sorsam;
SİT-TİR diyordu.
Kafama koymuştum bir kere ya o skiyi bulacak ya da alacaktım.
Kapı kapı dolaşıp sayısız Sit-tirlerden sonra,
Sıra Ski almaya gelmişti.
Ki ben hayatımda hiç ski almamıştım.
Ski nasıl alınır?
Nereden alınır?
Skiyi alırken nelere dikkat edilir, bilmiyordum.
Yanıma bu işlerden iyi anlayan bir skici aldım, sağ olsun kırmadı beni.
Bu skici arkadaşa sordum?
Nereden?
Skiciyiz biz dedi.
Aman Allah’ım dedim,
Skici imiş, ellerim hemen gayri ihtiyari arkama doğru gitti.
Ne olur, ne olmazJ
Ve ikimiz,
Jigololar gibi yakışıklılardan oluşan mağazaları başladık dolaşmaya.
Alacağım ski hem ekonomik hem de iyi bir ski olmalı idi.
Skiciyiz biz diyen arkadaşın yardımı ile hem güzel hem de ekonomik bir ski aldık
Ve skisini kaybeden skiciyi aradık.
Meğerse o da skiciyiz bizden imiş.
Ve skiciyiz biz mensupları,
 Skicileri ta oradan şak diye tanırlarmışJ
Bu da skicilere has bir özellikJ
Aldığımız skiyi skisini kaybeden skiciye itina ile teslim ettik.
Skisini kaybeden skici;
Oldu, gözlerim doldu dediJ
Ve bundan sonra skisini kaybeden skici olmamak için skisi ile ilgili her türlü tedbiri alacağını,
Ama bu skiyi en kısa zamanda geri verececeğini söyledi.
Neden dedik?
Başkasının skisi ile gerdeğe girilmez dediJ

milli skiciler:))



Skiciler kaça ayrılır?
Efendim,
Skiciler ikiye ayrılır;
Milli skiciler,
Hala milli olamayan skiciler…
Çocukluğumda hep sorarlardı;
Hiç milli oldun mu?
Oldum desen,
Hemen ardından,
Ne zaman,
Nerede,
Nasıl,
Kiminle gibi meraklı sorular sorarlardı.
Demek ki
Milli olmak önemli bir şeyJ
Tabii öyle durduk yerde milli olunmaz,
Çalışman lazım.
Canını dişine takıp gece-gündüz demeden antreman yapman,
Bu da yetmez,
Müsabakalarda da derece yapman lazımJ
Peki ya diğerleri?
Hala milli olamayan skicilerJ
Ama
Üzülmeyin, sizin de olur.
Çalışın,
Çabalayın,
Milli olacağınız günler yakın.

ben geyikçiyim, skici değil:))


Ben geyikçiyim, skici değil
1985 yıllarında, Uludağ’da yaklaşık bir hafta ski kursu aldım.
O günden sonra da pek  skilemedim.
Fakat
Kaymak’tan şöyle nasiplendim;
Afyon Kaymağı yedim.
Belki benden çok iyi skici de olurdu.
Ama şartlar beni,ski değil de geyikçi yaptı.

Peki neden?
Şimdi hayatın kendisi çok ciddi.
Ve tahterevalli gibi düşünmek lazım.
Bu ciddiyeti, geyik muhabbeti dengeler.
Yüce Mevlam, bile kainatı zıtlıklar ve denge üzerine kurmuş.
Ben de kendimi gey yerine geyikçiliğe verdim.
Aslında çok ciddiyim.
Ve de hassas.
Mesela Aslı Nemutlu’ya çok üzüldüm.
Keşke yaşasa idi.
Keşke böyle bir olay olmasa idi.
Keşke,
Keşke,
Keşke…
Kendimi, anne ve baba yerine koyuyorum;
Allah, hiçbir anne ve babaya, evlat acısı göstermesin.
Ve Yüce Mevlam tüm skicileri korusun.
Siz, skinize devam ederken,
Ben de müsaadenizle geyiklerimle mutlu olayım.
Hayatta herkesi mutlu edecek bir şeyler vardır, elbet.
Kimi skisi ile
Kimi geyiklerle,
Kimi de  İskisi ile
Rahmetli anneden bana geyik geni geçmiş.
Genler malum, domino taşı gibi.
Birini söküp atsam, tüm dominolar, birbirini düşürür.
Ben sizin skinize nasıl karışmıyorsam,
Siz de zemin müsait oldukça skileşmeye devam edin.
Allah sizi skinizden mahrum etmesin.
Beni de geyiklerimden.
Belki ileride bir geyik çiftliği kurarım.
Skileşirken, o geyikler çıkar karşınıza.
A,dersiniz, ben bu geyiği tanıyorum bir yerden.
Yanlış anlaşılmasın,
Geylere de büyük saygım var ama ben sizler gibi skici değilim,
Geyikçiyim, sadeceJ

ben skicileri sevdim:))


Ben skicileri sevdim, sinsileri değil
Doğaya baktığımızda,
Tilki gibi kurnaz deriz,
Seni gidi çakal,
Akrep gibi birisi,
Yılan bir sokar,
Köstebek kılıklı herif,
Çiyandır,O
İçime bir kurt düştü,
Bukalemun gibi adam.
Bu ve benzeri hayvanların ortak özellikleri, sinsi olmaları ve pek sevilmemeleri.
Evinde,
Kurt, çakal, tilki besleyen gördünüz mü?
Ki bazıları aslan ve kaplan bilem beslerken.
Hatta
Bazılarının fotoğraflarına bile bakamaz, fobisi olanlar.
Hani deriz ya
İstiklal Marşı’nı dinlerken tüylerim, tiken tiken oldu,
Bu hayvanları görünce de insanın içini bir ürperti kaplar.
Ki bu hayvanları Yüce Mevlam yaratmış.
Vardır bir hikmeti.
Ve beyinlerine yüklenen;
Çakal.exe
Tilki.exe
Yılan.exe çalışır, hiç bozulmadan, virüs kapmadan.
Ama
İnsan.exe Mevlana gibi olmalıdır,
Yakışmaz ona;
Yılan.exe, çakal.exe, tilki.exe programları.
En sevdiğim şarkı;
Hakkı Bulut’tan, Ben buyum;
Kim ki
Ben buyum diyorsa, canımı yesin.
Mevlana’nın dediği gibi
İster, pezevenk, ister fahişe, ister ibne ne olursan ol, ben buyum de.
Yani ya olduğun gibi ya da göründüğün gibi.
Gerçi son yıllarda herkesin dilinde Mevlana iken uygulamada tam tersini yapması da hayli ilginç.
Adam ya da kadın çıkmış Tv’ye her şey diyor, ben buyum demiyor.
İşte o noktada inandırıcılık kalmıyor.
Ya kardeşim, ben buyum de, ondan sonra ne diyeceksin de.
İşte
Ben, bu nedenle sinsileri sevmiyorum,
Skicileri seviyorum.
Çünkü
Skiciler, açıkça skiciyiz biz diyorlarJ

skişistler:))


Skişistler
Sadece FA notası dinleyen ve de dinletene faşist denir.
Halbuki
FA,notalardan sadece biridir.
Do,re,mi,sol, la, si varken.
Doşist,
Reşist,
Mişist,
Solşist,
Laşist,
Sişist pek bir anlam ifade etmezken,
Faşist tüyleri diken diken eden bir notadır.
İşte
Skişist te
Skinin anarşistine denir.
Ama
Faşist gibi bir olumsuz bırakmadığı gibi kulağa da çok hoş gelir.
Hatta gülümsetir.
Faşist aklı olan herkesi rahatsız ederken,
Skişistin işi gücü;
Skidir.
Kimseye zararı yoktur.
Alır başını, skileri ile ALLAH ve karla baş başa kalır
Ve sabahtan akşama skileşir, durur.
Angara Havaları aynı müzik, mizahi sözlerden oluşur.
Bir toplum içinde(düğün hariç) sürekli çaldığınızda, Faşist bir etki yaratabilir.
Senfonik eserler de notalar öyle harmanlanır ki
Bu eserler de müzik eğitimi hiç almamış insanlarda Faşist bir etki bırakabilir.
Ki,
CSO, doğuda bir köyde konser verse,
Hayatımızda böyle zulüm görmedik derler.
İşte
Bu da faşizm’dir.
Ama
Skişizmin kimseye zararı olmaz.
Siz hayatınız boyunca bir tane skişiti şikayet eden gördünüz mü?
Skişist, karıncayı dahi ezmez.
Ezdiği tek şey üzerinde ski yaptığı;
Kar’dır.

skişizm:))


Skişizm
Faşizm,
Kominizm,
Kapitalizm…

Sonu – izm- ile bitenler bildiğiniz üzere ideoloji oluyor.
Peki
Skişizm ne?

Skişizm; skicilerin ideojisidir.
Bu ideolojinin peşinde koşanlara da skişist denir.
Her ideolojinin faydası ve mahzuru vardır.
Skişizmin ise sadece faydası vardır.
Başka sporlarda kavga olur, dövüş olur.
Sataşma, atışma, her şey olur.
Skişizmde olumsuz tek şey;
Kırılmalardır ama bu kırılmaların zararı kişinin kendinedir.
Çok nadir de olsa
Arada bir elim bir kazada maalesef ölenler olur.

Skişistler,
Ellerinde sopalar, ayaklarında kayaklar ha bire skileşirler.
Başka hiçbir şey düşünmezler.
Tek düşünceleri;skileridir.
O an dünya yansa umurlarında değil,
Sadece skileri ile ilgilenirler.
Benden size tavsiye;
Bu dünyada mutlu olmak istiyorsanız,
Bırakın şu –izm-leri…
-İzm-leri yazanlar mutlu olmuş mu ki sizi mutlu edecek?
Hepsinin ne olacağına zaman karar verir.
Biri gelir, biri gider,
Zamanla da birbirleriyle kaynaşırlar.
Ama
Skişizm yapanlar, her zaman mutludurlarJ
Ne Mutlu Skişist OlanaJ

23 Ekim 2012 Salı

soyunmak:))

Siz hiç patatesin soyunup poz verdiğini gördünüz mü?
Ya da
Soğanın?
Elma,
Portakal?
''Portakal orda kal'' diyen
HAÇİKO Başbakanı Ömür Gedik bile
Yeri geliyor, soyunuyor:))
Ne zaman baksam gazete sayfalarına,
O soyundu,
Bu soyundu,
Şu soyundu...
Ya kardeşim,
Siz de patates ve soğan ahlağı da mı yok:))

22 Ekim 2012 Pazartesi

övünme:))

Allah, tüm doğal güzellikleri,
Aynı anda verdi.
Bazıları, ilk günkü gibi korudu,
Biz ise
Temizlik imandan gelir, diye diye kirlettik, maalesef.
Şimdi
Acayip para, emek ve zaman harcayarak,
Eski durumuna getirmeye çalışıyor ve üstüne bununla övünüyor.
Ne yapsak,
İlk günkü gibi olmaz.
Olsa olsa eskiden biraz daha iyi.
Ben olsam,
Yüce Mevla'm, yerine;
Ahirete gelen Türkleri,
Doğru cehenneme,
Nasıl olsa
Nerede bulunuyor iseler,
En kısa zamanda tersine:))

21 Ekim 2012 Pazar

bademler:))

Bademler buz sever,
O yüzden,
Buzlu badem derler:))
Buzlu badem,
Rakı ile müthiş gider.
O yüzen
Bademler,
Atatürk'ü çok sever:))

2 Ekim 2012 Salı

badem:))

Benim bilemediğim ama
Toplumda badem diye adlandırılan bir kesim var,
Bu Cumhuriyet'in kurucusunu sevmiyor.
İşin ilginci,
Ekmeğini yiyor,
Suyunu içiyor,
Makamlarına oturuyor ama sevmiyor.
Bunun nedeni ne olabilir diye düşündüm, düşündüm;
Malum Ata'm,
Rakı ile leblebiyi tercih ederdi.
Belki de
Bu nedenle,
Bademler, leblebiyi kıskanmış olabilir:))

1 Ekim 2012 Pazartesi

gurur:))

Vergimi veriyorum,
Askerliğimi yaptım.
Tek suçum yok.
Her kazancım helal.
Kimsenin malında gözüm yok.
Evden işe, işten eve giderim.
Elimden geldiğince maddi/manevi herkese yardımcı olmaya çalışırım.
Kimseye yan bakmam.
Peki,
Türkiye benimle neden gurur duymuyor:))

30 Eylül 2012 Pazar

şişirme:))

Balon zor şişer,
Nefes ister.
Sıcak balon da öyle.
Gaz vermezsen,
Hemen iner.
Kasap kestiği koyunun derisini yüzmeden önce şişirir.
Pompasız hiç bir lastik şişmez.
Hindi bile şişinmeden önce acı acı gulu der.
Şişme yatak,
Şişme kadın, bunlar hep hava ister.
Erkeklerin çadır kurması da:))
Ama inme;
Anında:))

28 Eylül 2012 Cuma

kırık:))

Bazen tarak,
Bazen bardak kırılır...
Her kırığa bir sağlam yedek taşırım ben.
O kadar ki
Kırık bir kalbe karşı
Sağlam bir kalbim bile var benim:))

26 Eylül 2012 Çarşamba

havlayanlar:))

Aşağıdaki linkte köpek cinsleri var,
Resimleri ile beraber.
http://www.pedigree.com.tr/dog-breed-list.aspx
Köpekten iyi anlayan birisi,
Bir köpek havladığı zaman,
Cinsini söyler.
Son zamanlarda medyada o kadar çok havlayan çoğaldı ki
Ulan
Ne cinsiniz belli,
Ne de cibilliyetiniz:))

hayat:))

Çıkın altından sular akan bir köprüye,
Bakın akıntıya,
Bakın akıntıya karşı mücadele eden balıkları.
İşte hayat böyle.
Akan su;
Hayat.
Akıntıya karşı mücadele eden balıklar,
Yaşama gayreti.
Köprü de
Geçen zaman:))

24 Eylül 2012 Pazartesi

avcılar

Genelde avcılar erkek olur.
Kadınları pek göremezsiniz.
Belki cana kıyamazlar,
Bir ana olarak,
Belki de
Kendini avcı zanneden erkekleri avlamaktır:))

23 Eylül 2012 Pazar

aldatma:))

Gözleriniz kanlandı,
Muhtemelen eşinizi bir başka güzele bakarak,
Dudaklarınızda uçuk çıktı,
Muhtemelen eşinizi bir başka güzeli öperek,
Beyniniz bunadı,
Muhtemelen eşinizi bir başkasını düşünerek
Yani diyeceğim;
Eşinizi hangi organ ile aldatıyorsanız,
O organda bir arıza çıkıyor.
Siz siz olun,
Asla aldatmayın,
Yoksa an gelir,
Kuşunuz uçmaz, valla:))

18 Eylül 2012 Salı

balıklar:))

Köprüden balıklara bakıyorum.
Su akıntı halinde.
Balıklar ise minik, minnacık.
Akan suya karşı nasıl direniyorlar?
Ya da
Bizim tabirle akıntıya karşı boşa kürek çekiyorlar.
Ve ilerliyorlar.
İşte hayat;
Akan su,
Sizin de çabalarınız,
Akıntıya karşı kürek çekmek olsun,
Ama
Hiç bir balık,
Yeter ulan bıktım ben yaşamaktan deyip
Atmaz kendini,
Suların dışına:((

Işık Han:((

Dün akşam cepten Işık'ı aradım.
Hat kapatılmıştı.
Hemen birkaç arkadaşı aradım.
Öğrendim ki
Işık iki ay önce rahmetli olmuş.
Işık, omirilik rahatsızlığı nedeni ile tekerlekli sandalyeye tabii idi.
Ve en büyük zevki internete girmekti.
Girince de
Atatürk'ten başka mesaj göndermezdi.
Belki sağlam olsa Ergenekon'dan içeri alınacak ilk adamdı:((
Işık ben buyum diyen ve bunu sonuna kadar savunan birisi idi.
Değerli arkadaşım,
Nur içinde yat.
Allah'a emanetsin:((

16 Eylül 2012 Pazar

baş:))

Allah,
İnsanoğlunda pek çok iç ve dış organ yaratmış.
Bunlardan şu çok önemli,
Bu çok önemsiz demek çok zor.
Hepsi zincir gibi birbirine bağlı.
Hepsinin bir görevi var,
Ve biz o görevi yapıyoruz:))
Biri Hakkın rahmetine kavuşunca,
Ne diyoruz?
Başın sağ olsun.
Peki, kardeşim, baş sağ olsun da
Diğer organlar:))

koltuk:))

İlk insanın koltuk derdi yoktu,
Yaşa taşa başa otururdu.
O nedenle çok fazla oturmazdı.
Ardından tekerlek kadar önemli bir icat oldu;
Koltuk.
Tekerlek, yuvarlaktı ama çok işe yarıyordu,
Koltuk ise
Acayip bir şeydi,
Yapışan kalıyordu.
Koltuk bu.
Şimdiye kadar kaç kişinin altına hizmet etmişti.
Aslında bir kişi oturur oturmaz,
Koltuk anlardı.
Bu, oturtulan birisi.
Patlıcan oturtma gibi.
Bu, oturan birisi.
Tek sorun koltuğun dili yok:))

15 Eylül 2012 Cumartesi

samimi:))

İnsanlar ikiye ayrılır;
Samimi,
Ve de
Sinsi.
Nasıl ki
Hacı hacıyı Mekke'de,
Hoca hocayı Tekke'de,
Sinsi de sinsiyi sinsilikte bulur:))

güreş:))

Bilek güreşi,
Yenen bellidir,
Yenilen de.
Yağlı ve yağsız güreşlerde de
Araba yarışlarında,
Bisiklet,
Kayak,
Atletizm.
At yarışları...
Gelelim fikir mücadelesine;
İnsanoğlu, bu konuda maalesef kalleştir.
Fikir sahibini, fikiri ile yenmeyi düşünmez de
Düşündüğü;
Bunu nasıl sustururum,
Süründürürüm,
Hapsederim,
Ya da
Öldürürüm:((

şahsi:))

Her yerde şu yazı dikkatimi çekiyor;
Burada yazılanlar, şahsi görüşlerimdir,
Çalıştığım kurumu bağlamaz.
Ben de şöyle diyeyim bari;
Burada yazılanlar, şahsi görüşlerim değildir,
Herkesi bağlar:))

14 Eylül 2012 Cuma

virüs:))

Biri size virüs gönderiyor
Ve hayatınız kayıyor.
Nasıl oluyorsa da
Mahkeme işin bu yönünü araştırmıyor.
Yani çamur at izi kalsın:((
O virüsü gönderen,
Hadi mahkemeyi kandırdın,
Bilirkişileri kandırdın,
Allah'ı nasıl kandıracaksın?
Yüce Mevla'm,
Sana öyle bir mikrop gönderir ki
Deli danalar gibi bağıra bağıra zıbarırken,
Ben ettim, Allah'ım,
Sen etme dersin:((

13 Eylül 2012 Perşembe

meni:))



Meni; 2-6 ml hacminde olup ilk atılmada koyu kıvamlıdır.
Yaklaşık yarım saat içinde sıvılaşan menide ml'de ortalama 50 milyon sperm hücresi olup yüzde 40 civarında hareketlilik görülür.
Vajina içine boşalan bu spermlerden en yüksek döllenme kapasitesine sahip 25-30 tanesi üreme kanallarındaki yumurta hücresine ulaşır ve yalnızca bir tanesi yumurta içine girerek döllenmeyi oluşturur.
Şimdi bunları neden mi yazdım?
Şansa bakar mısın?
Altı ile çarpsak elliyi, 300 milyon spermden, 25-30'a düş ve sadece biri yumurta içine girerek döllen:))
Bitmedi, dokuz ay on gün.
Ve o kadar emek.
Ama hayat bu.
Bazılarına cennet,
Bazılarına cehennem.
Cennette yaşayanlar,Allah'ın şanslı kulları.
Yaşamayanlar ise
Ulan ben dünyaya gelirken 300 milyonda bir şansı yakalamışım diyerek,
Mücadeleye devam:))

görenlik:))

Tüm dillerde bakma ile görme fiilleri karıştırılır.
Ana cadde üzerindeki bir mağazaya bakanlar vardır,
Bir de
Hükümette bakanlar...
Askerde, bakım derler, görme değil.
Oğuz Yılmaz ise
Gördün mü?
Gördün mü derken, ya nasıl ya demektedir, aslında.
Herkes bakan olmak isterken amalar da gören olmak peşindedir, aslında.
Şimdi bana deseler ki
Seni şu bakanı yapacağız, hangisini istersin?
Valla, derim.
Adaleti vermeyin de:))

12 Eylül 2012 Çarşamba

12 eylül

12 eylül aleni bir şekilde askere yaptırıldı,
Siviller hapsedildi.
Şimdiki ise
Sinsice sivillere yaptırıldı,
Askerler hapsedildi:((

9 Eylül 2012 Pazar

temizlik:))

Her ev kadını böylemidir bilmiyorum ama
Bizim hanım temizlik hastası.
Hem de nasıl:))
Temizlemeden duramıyor.
Her şeyi temizliyor.
Bu konuda,
Bir şey desem,
Korkarım bu sefer beni temizleyecek:))

8 Eylül 2012 Cumartesi

türban:))

Türbanlı kızım,
Şimdi sana sorsam?
Adım gibi biliyorum,
Herkesin içini Allah bilir ama sen bana;
Bireysel  tercihim diyeceksin.
İster, kapan
İster açıl, bu en doğal hakkın.
Ama dikkatimi çeken;
Madem bu kıyafete girdin,
Biraz dikkat et be kızım.
Allah mesut etsin,
Senin de kanın kaynıyor,
Sen de her genç kız gibi bazı şeyleri yaşayacaksın ama
Hem o kıyafet
Hem de sevgilinle o samimiyet.
Biraz çelişmiyor mu be kızım:))
Hani buna bizim dilimizde,
Bu ne lahana,
Bu ne turşu,
Bu ne perhiz derler:))

ibnelik:))

Cinsel tercih, kişilerindir.
Bu konu, beni asla ilgilendirmemekte,
Nasıl ki türban takanlar,
Bu benim bireysel tercihimdir, demekte,
Cinsel tercihlerde,
Bireyseldir:))
Bir gerçek var ki
An gelir, her canlının bir yeri kaşınır.
Bu kaşınan yerler,
Kaşıması kolay ya da çok zor yerlerdir.
Mesela;
Kulak içi.
İlk etapta, parmak ucu ile
Hemen ardından, pamuk çubuğu ile.
Mesela at sineği,
Çıldırtır atı.
Bir yakalasa:))
Şimdi gelelim, ibnelere;
Ya kardeşim,
Adamın bir yeri kaşınıyorsa,
Bundan size ne:))

6 Eylül 2012 Perşembe

oy:))

ABD seçimleri yaklaşıyor.
Hangi taşı kaldırsan, altından çıkan
Ama bunu anında inkar eden,
ABD.
Kim kurdu?
Nasıl kurdu?
Bu nasıl bir sistem?
Arkasında kimler var?
Ama
ABD diye bir ülke var.
Ne zaman seçim gelse,
ABD seçimlerinde ben de oy kullanmak isterim.
Neden mi?
Şu veya bu şekilde yıllardır, bizi yönetiyorlar.
En azından resmileştirelim bu işi:))
Belediye,
Hükümet
Ve ABD seçimleri birlikte yapılsın,
Vatandaş ta oy kullansın:))

pot:))

Ana bir cadde üzerindeki bir mağazada sergilenen mallara bakan çok olur.
Bu bakanlar içinde hem nitelikli hem de niteliksiz vatandaşlarımız olabilir,
Ama
İçlerinden hiç biri,
Hükümete bakan değildir.
(Bizde çok zor, bazı ülkeler hariç)
Çünkü
Hükümete bakan demek;
Nitelikli insan demektir.
Ama bu bakanlardan biri;
Elim bir olayda,
İlgisi olmayan bir konu ve alanda,
Birincisi;
Açıklama yapamaz.
Yani maydonoz olamaz.
Hadi diyelim, oldu.
Başka bir ülkeyi örnek gösteremez.
Her şeyden önce o ülke/ler sana ne kardeşim, benden,
Sen kendi işine bak, derler.
Kamyon rot kırabilir,
Kamyondur,
Ama bir bakan pot kıramaz,
Çünkü bu potu alçı tutmaz.
Diyelim kırdı;
İstifa eder, gider:((
Çünkü
Nitelikli insana bu yakışır:))

evlat:))

Allah,
Birine evlat acısı yaşatmış olana da evlat acısı yaşatmasın:((
Evlat bu.
Dünyanın Michelangelo
<p>Davut Heykeli
en ünlü heykeli;
Michelangelo’nun Davut heykeli.
Ama ruhsuz.
Anne ve baba Allah'ın izni ile ruh verir, evladına.
Dokuz ay on gün heyecanla bekler, doğmasını.
Doğar doğmaz, anlatılmaz bir heyecan sarar, her yeri.
Evlat;
Askere gelinceye kadar,
O kadar maddi/manevi emek harcanır ki
Ve o kişiyi başta ana ve babası olmak üzere o kadar kişi sever ki
Gönül bağı kurulur.
Sonra bir gün
İster adına kaza deyin,
İster ihmal
Ya da kasıtlı,
Evladınız gitti, haberi.
Michelangelo olsanız, lanet olsun der,
Belki de gidenden daha da iyisiniz yaparsınız.
Ama bu giden bir daha gelmeyeceği gibi
Aynısını yapmak asla mümkün değil.
Giden evladınız gerçekten Vatan uğruna gitse,
Vatan sağ olsun dersiniz.
Ama üstüne pisi pisine gitmiş ise?
Bu konuda daha diyecek o kadar şey var ki
Ama tek cümle ile
Allah, bu acıları analara-babalara ve sevdiklerine yaşatanlara da göstermesin:((

günah:))

Dini tekeline almış değerli dindar kardeşim,
Dindarlık kadar güzel bir şey var mı?
Ama
Dindar olayım derken kindar olma da:((
Şimdi gelelim günah meselesine;
Sadece içki içmek mi günah?
Sonra benim günah ve sevaplarımdan sana ne?
Ben sana karışıyor muyum?
Sen hiç mi günah işlemiyorsun?
Mesela,
Ya beni aşırı kazıkladı isen?
Çalışanların hakkını vermiyorsan?
Vergi kaçırıyorsan?
Kalitesiz mal satıyorsan?
Bunlar günah değil mi?

İstersen camiiden hiç çıkma.
24 saat ibadet et ama benim günahıma karışma.
Sonra bir şeyin günah olduğuna sen mi yetkilisin.
Her şeyi satıyorsun,
İçki hariç.
Neden?
Günah.
O zaman,
Bir günah ve sevap listesi as ta,
Ona göre davranalım:))

5 Eylül 2012 Çarşamba

çıktı:))

Şu sıralar bilgisayar çıktısı çok moda.
Alan alana.
Her yerde duyurular var;
Bilgisayar çıktısı alınır:))
Aslında Anadolu çoktan hayvan çıktısı peşinde idi:))
Tezekler,
Gübreler hep çıktıdan çıktı:))
Çöpçüler bile hep çıktı peşinde.
Bit pazarı, evden çıkanlar,
Tellaklar, tenden çıkan kirler,
Anneler, alından çıkan terler...
Vidanjörcüler hariç
İnsan çıktısı peşinde ise koşan kimse yok gibi:))

döl:))

Allah'ın kurduğu sistemde,
Döl;
Toprak Ana'ya atılan bir tohum.
Toprak Ana da ta ki biri söküp alıncaya kadar,
Sahip çıkar, evladına.
İşte analık böyle bir şey.
Binalara sıvı beton döken pompa diye adlandırılan araçlar da bir nevi döl dökmekte:))
Allah bir kere yapar bu işi,
İnsanlarda dokuz ay on gün,
Diğerlerinde, enine, boyuna, kilosuna göre değişir, bu iş.
Bazen tek,
Bazen çift,
Bazen de sayamayacağımız kadar çok:))
Ama sıvı beton döküldükçe yükselir.
İşte bu da
Allah'ın büyüklüğü:))

4 Eylül 2012 Salı

ekmek:))

Bir kuş ne kadar ekmekle doyar?
Avuç içi kadar bile değil.
Birkaç buğday tanesi kadar.
Bizim muhabbet kuşu boncuğun en sevdiği şey;
Kahvaltıyı beraber yapmak.
Yiyeceği de bir gram ekmek.
Ama o kadar mutlu oluyor ki
İşte o an şunu anlatıyor;
Avuç içi kadar mutluluk ne demek
Ya da
Sevgi kuşun kanadı altında.
Atmayın ekmekleri çöpe.
Attığınız o ekmeklerle o kadar mutlu olacak,
Kuş var ki.
Hayır yapmak için birkaç tane ekmek kırıntısı bile yeterli.
Haydi, koyun pencereye:))

2 Eylül 2012 Pazar

gelin:))

Gelin başı derler,
Gelin başı.
Demek ki gelinin başı var,
Baş olduğuna göre içinde beyin
Ve de akıl vardır, her halde.
Damat traşı derler,
Damat traşı.
Damat; traş ile anılıyorsa,
Kıl birisi olmalı ki.
Bu durumda,
Kadınlar erkeklerden daha akıllı:))

30 Ağustos 2012 Perşembe

beyinsiz:))

Her 30 Ağustos'ta malum kesimden şöyle bir mesaj gelir;
Milletçe kazanılan...
Bu mesajı çeken değerli kardeşim,
Beynin olmasa bu mesajı çekemezdin bana.
Gemi dümensiz,
Ya da kaptansız olur mu?
Kullandığın araçta direksiyon olmasa,
Nerelere giderdin?
Uçakta, balonda dümen olmasa?
Hatta Haydar Dümen olmasa:))
Çanakkale'ye git,
Her köşede, Atatürk ayak basmış, Onu görürsün.
Afyon ve Kütahya,
Ayak basmadık yer bırakmamış adam.
Sana kim öğretmiş ise şu;
Milletçe kelimesini,
Çıkar beynini kafatasından,
Bak bakalım,
Nereye gidecek, bedenin,
O zaman:))

29 Ağustos 2012 Çarşamba

ruhçu:))

Bu gün psikiyatra gittim.
Paramı peşin ödedim.
Derdin nedir dedi?
Valla, dedim,
Bu gün ben sizi dinlemeye geldim.
Siz bana dertlerinizi anlatın.
Ben sizi dinleyeyim.
Her gelen,
Dertlerimle baş başayım diye lafa başlıyor,
Hiç kimse halinizi hatırınızı sormuyor.
Siz anlatın,
Ben dinleyeyim:))

engelle:))

Sosyal ağlarda bir buton var;
Engelle.
Engelledin mi
Sittin sene o kişi sana ulaşamıyor.
Keşke
Hayatta da böyle bir buton olsa.
Birine gıcık mı kaptın,
Seni sinir mi ediyor,
Yüzünü dahi görmek mi istemiyorsun,
Engelle:))

organlar:))

Allah'ın verdiği organlar,
Yalan söylediğiniz zaman ilk tepki verenlerdir.
Mesela;
Bu yemek çok güzel, ellerinize sağlık dediniz,
Birazdan mide hadi siktir oradan der ve
Kusar.
Hayatımda hiç bu kadar güzel çorba içmedim derseniz,
İshal olur,
Tuvaletten zor çıkarsınız.
Sen hayatımda gördüğüm en güzel kadın dediğinizde,
Kendinizi gözlükçüde bulursunuz.
Aman Allah'ım,
Bu nasıl bir koku dediğinizde,
Yalandan burnunuz akmaya başlar:)
Söylediklerinize ise
Kulaklarınız inanmıyorsa,
Öyle bir günde,
Bir güzel hastanede yatarsınız:))


avcı:))

Yıllarca avcılık yapmış birisi,
Emekli olunca ,
Vicdan azabından,
Tüm hayvanlara ücretsiz kurs açmış.
Avcılardan kurtulma taktikleri.
Tüm hayvanlar gelmiş,
Öküz hariç.
Avcı da merak etmiş,
Kendisi yanına gitmiş.
Tam o sırada tren geçmesin mi?
Öküz kardeş, demiş.
Kolay gelsin,
Nereye bakıyorsun?
Trene demiş, öküz.
Ya, demiş,
Açtığım kursa sen hariç
Herkes geldi, ben de merak ettim,
Gelip bir hal ve hatırını sorayım demiş.
Öküzce sohbetten sonra,
Neden gelmedin demiş, avcı.
Öküz de
Valla demiş,
Bizler öküz geldik,
Öküz gidicez, bu dünyadan:))

pislik:))

Belki Priapus'tan gelen bir alışkanlık,
Bizde her şeyin en büyüğü bulunur.
Dünyanın en büyük pidesi,
Lahmacunu,
Kokoreci hep bizdedir,
Zaten bir başkasında da olması düşünülemez.
Erkin Koray bir şarkısında ne demişti;
''Kör olası çöpçüler, aşkımızı süpürdüler.''
İşte bu nedenle,
Bizim çöpçülerimiz,
Dünyanın en güzel temizleyen çöpçüleridir.
Önüme gelen çöpçüye şunu sorarım;
Halkımız temiz mi?
Sen ne diyorsun abi, der ve şöyle derler;
Dünyanın en pis Milleti biziz.
Baksana halimize,
Bu pislikler bir gün bizi öldürecek.
Bu durumda,
Şöyle bir şey yapsak;
Nasıl olsa bize olimpiyatları vermeyecekler.
Bizde dünya çöpçüler olimpiyatlarını düzenleyelim.
Hem de
Her sene memlekette.
Boğaz Köprüsü Maratonu gibi.
Belki halkımız,
Bizim çöpçülerden utanmıyor da
Elin oğlu bize ne der diye,
Atmaz,
Cebine koyar:))

psikiyatr:))

Psikiyatrlara gidin.
Psikiyatrlara...
Yatır mı?
Psikiyatr mı derseniz?
Psikiyatr derim.
Şimdiye kadar hiç bir yatırın çıldırdığı görülmemiştir.
Gelen de olsa,
Gelmeyen de olsa
Adı üzerinde;
Yatır.
Yatar durur:))
Ama psikiyatr öyle mi?
Kolay mı koskoca psikiyatr olmak?
Adam o kadar eğitim almış,
Düşünün kimse gelmiyor,
İşsizlikten ilk çıldıran O olur:)
Sonra,
Bakın şöyle haline;
Psikoloji yerinde mi?
Derdi sorunu var mı?
İşleri yerinde mi?

27 Ağustos 2012 Pazartesi

sazanzadeler:))

Her işe sazan gibi atlama lafından yola çıkarak,
Bir zamanlar çamur deryası ama şimdi yeni yeni canlanan gölde,
Sazan tutanlara tek tek sordum;
Sazan tutması kolay mıdır?
Kimi çok kolay,
Kimi de çok zor dedi.
Kimi de
Bu sazan var ya her şeye atlar,
Kimi de öyle akıllı ki
Yakalandığı anda kendini sazlıklara çekiyor, dedi.
Benim anladığım;
Tutan kolay, tutamayan zor diyor.
Bu gölü Allah ilk yarattığında,İsviçre Alpler'indeki göller gibi tertemiz idi.
Pis(!) gavurlar, tertemiz tutarken biz tertemiz Müslümanlar temizlik imandan gelir diye,
Elimize ne geçti ise göle attık.
Halen atmaya devam ediyoruz.
Ki bu gölde 30 yıl önce yüzülürmüş.
Sadece sazan değil,
Yayın ve turna da çıkarmış.
Şimdi basına gelen yayın yasakları, yayını sona erdirdi.
Bu gidişle bizi yukarılardan gözlemleyen Yüce Mevla'm,
Ulan bu Türklere Cenneti versem, cehennem,
Cehennemi versem cennet yaparlar.
En iyisi mi toptan hepsini cehenneme atayım da
Hiç değilse burayı komple cennete çevirsinler, diyor, olabilir.
Devletimiz düşünmüş taşınmış,
Amatör balıkçılık kuralları yayımlamış.
Burada hangi balık cinsinden, en fazla kaç tane ve uzunluğu gayet güzel belirtilmiş.
Hatta bir balıkçının;


En fazla dört olta takımı ve de olta başına üç iğne kullanabileceği aksine hareket edenlerin, idari para cezasına çarptırılabileceği detaylı belirtilmiş.Ama gel gör ki uygulama sıfıra sıfır elde var sıfır.
Ben salak, İsviçre Alplerinde bir gölde, bir balıkçı görmüştüm.Adam Tanrı ile başbaşa iken tuttuğunu cetvelle ölçüyor, ufak ise göle bırakıyordu.Halkımız ise Emrah'tan sevdim mi tam severim, dinleye dinleye, tuttuğunu asla bırakmıyor.
Balık, minicik hatta minnacık ta olsa, ulan saatlerce bekledim.Bunu tutuncaya kadar canım çıktı, şimdi bunu mu geri bırakacağım?Yemezler, diyor.
Ben de olta ile balık tutanların kendilerini balık yerine koysalar, hiç balık tutmazlardı diye saçma sapan düşünceler beliriyor.
Ya da
Sazanlara kurs mu versem?Nasıl hareket ederlerse hem tutulmazlar hem de yemleri bir güzel aşırırlar.
Hayatımda hiç balık tutmadım.
Bundan sonra, tutar mıyım bilemiyorum ama bildiğim balık tutmak insanları çok rahatlatıyor.
Çünkü beyin, olta ile balık titreşimlerinden başka bir şey düşünmüyor.
Ama
Gölde 1000 balık varsa, nerdeyse 100000 yüzbin olta da atılmazdı.
Biraz daha zaman geçsin gölde balık yerine olta çıkacak.
Hani göl çamurdu, şimdi düzelmeye başladı ya şimdi de bu gidişle balık kalmayacak.
Çünkü bir yandan balıkçılar, bir yandan halkımız tuttukça tutuyor.24 saat bile az geliyor.Bu değirmenin suyu nereden geliyor?Denizde kum biter mi?
Neyse bu sazan muhabbeti sizi sıkmadan lafı şöyle bitireyim;
Sazanı her yerde şöyle ya da böyle tutabilirsiniz ama
Aşkı bir kere.
Onu da asla bırakmayın derim:)